Türk Savunma Sanayiinde Üniversite-Sanayi İş Birliği

Türk Savunma Sanayiinde Üniversite-Sanayi İş Birliği
Yazı Özetini Göster

Türkiye savunma sanayii son yirmi yılda köklü bir dönüşüm geçirdi. 2002 yılında yalnızca yüzde yirmi olan yerlilik oranı 2024 itibarıyla yüzde seksen üçe ulaştı; aynı dönemde sektör cirosu 15 milyar doları aştı ve ihracat 7 milyar doların üzerinde gerçekleşti. Bu dönüşümün itici güçlerinden biri yüksek teknoloji ürünlerine yönelik artan talep olsa da asıl belirleyici etken, sektörün sürdürülebilir büyümesini mümkün kılacak nitelikli insan gücüne erişimdir. Üniversite-sanayi iş birliği, bu insan gücünü sistematik biçimde yetiştirmek ve savunma sanayii önceliklerine yönlendirmek amacıyla onlarca kurumsal mekanizma aracılığıyla hayata geçirilmiştir.

Savunma Sanayii Başkanlığı (SSB) koordinasyonunda yürütülen Savunma Sanayii için Araştırmacı Yetiştirme Programı (SAYP), üniversitelerdeki lisansüstü tez çalışmalarını sektörün orta ve uzun vadeli Ar-Ge stratejileriyle buluşturan ilk yapısal çerçevedir. Buna paralel olarak ASELSAN Akademi, TUSAŞ Üniversite Ar-Ge İş Birliği Sistemi ve TÜBİTAK 2244 Sanayi Doktora Programı gibi mekanizmalar, farklı kariyer evrelerinde araştırmacıları sektörle ilk temas noktasından doktora sonrası istihdama dek izliyor. Teknokent ekosistemi ise bu programların somutlaştığı fiziksel ve kurumsal zemini oluşturuyor; başta ODTÜ Teknokent, İTÜ ARI Teknokent ve Bilkent Cyberpark olmak üzere 80’i aşkın teknokent, savunma firmaları ile araştırma grupları arasında bilgi aktarımını kolaylaştırıyor.

Bu yazı, Türk savunma sanayiindeki üniversite-sanayi iş birliğini beş temel eksen üzerinden incelemektedir: erken kariyer ve burs programları, teknokent ve kümelenme ekosistemi, ana yüklenici ile üniversite arasındaki Ar-Ge sözleşmeleri, TÜBİTAK-SAGE öncülüğündeki kamu araştırma enstitüsü modeli ve son olarak beyin göçü ile politika boşluklarına ilişkin değerlendirmeler.

BİR BAKIŞTA
Program başlangıcı
SAYP 2011
Aktif teknokent
80+
Savunma Ar-Ge harcaması (2024)
2,6 milyar dolar (tahmini)
Yerli üretim oranı (2024)
%83
ASELSAN Akademi toplam mezun
556 (2025)
Odak alanlar
Yapay zeka, siber, malzeme, İHA
Türk Savunma Sanayiinde Üniversite-Sanayi İş Birliği
ODTÜ Teknokent’te faaliyet gösteren savunma sanayii şirketleri, araştırmacılarla ortak projeler yürütüyor.

SAYP’ın Kurumsal Çerçevesi

Savunma Sanayii için Araştırmacı Yetiştirme Programı (SAYP), ODTÜ ile SSB (o dönemdeki adıyla SSM), ASELSAN, ROKETSAN ve TUSAŞ arasında Ekim 2011’de imzalanan iş birliği protokolleriyle temellendi ve 2012 yılından itibaren öğrenci kabulü başladı. Programın temel mantığı, savunma firmalarında çalışan ya da çalışmaya aday lisansüstü öğrencilerin tez araştırmalarını rastlantısal akademik ilgilerden değil, firmanın orta vadeli Ar-Ge ihtiyaçlarından türetmektir. Bu yaklaşımla hem akademik üretim sektörün gerçek sorunlarına yanıt vermiş olur hem de firmalar, tez sürecinde yakından izledikleri araştırmacıları mezuniyetin ardından daha güvenli biçimde istihdam edebilir.

2018 yılı itibarıyla programa otuz birden fazla üniversite ve otuz beşi aşkın savunma firması dahil olmuştu. ODTÜ’deki SAYP koordinasyon ofisinden elde edilen bilgiye göre program kapsamında 35’i aşkın proje tamamlandı. Ankara Üniversitesi, İstanbul Üniversitesi gibi üniversiteler de sonraki dönemlerde protokol imzalayarak sisteme katıldı. Program yalnızca tez ortaklığıyla sınırlı kalmayıp burs desteği, oryantasyon eğitimleri ve periyodik proje izleme toplantılarını da içermektedir.

ASELSAN Akademi: İkinci Nesil Model

Savunma sanayii alanında üniversite-sanayi iş birliğinin daha kapsamlı ve kurumsal bir çerçeveye kavuştuğu yapı, ASELSAN ile YÖK arasında 1 Ağustos 2017 tarihinde imzalanan protokolle kurulan ASELSAN Akademi’dir. Program, ASELSAN personelinin lisansüstü eğitimlerini şirketin Ar-Ge öncelikleriyle uyumlu hâle getirerek yürütmelerini amaçlar. İlk yıllarda ODTÜ, İTÜ, Gazi Üniversitesi ve Gebze Teknik Üniversitesi ile başlayan ortaklık, 2024 yılında Hacettepe Üniversitesi’nin protokolü imzalamasıyla genişledi.

2024-2025 akademik yılında 86 yüksek lisans ve 9 doktora öğrencisi olmak üzere toplam 95 ASELSAN çalışanı mezun oldu. Programın birikimli toplam mezun sayısı Mayıs 2025 itibarıyla 536’sı yüksek lisans ve 20’si doktora düzeyinde olmak üzere 556’ya ulaştı. Aynı dönemde 876 yüksek lisans ve 125 doktora öğrencisi eğitimlerini sürdürmekteydi.

ASELABS: Üniversite Kampüslerinde Firma Laboratuvarı

ASELSAN Akademi’nin somut altyapı boyutunu ASELABS laboratuvarları oluşturmaktadır. ODTÜ kampüsünde Yeni Nesil Haberleşme ve Algılama Teknolojileri Laboratuvarı, Optomekanik ve Fotonik İleri Malzeme Teknolojileri Laboratuvarı ve MEMS Ataletsel Algılayıcı Teknolojileri Laboratuvarı kuruldu. İTÜ’de RF Mikrodalga Yenilikçi Malzeme Teknolojileri Laboratuvarı ile Su Altı, Su Üstü ve Otonomi Teknolojileri Laboratuvarı faaliyete geçirilirken Hacettepe Üniversitesi’nde Yapay Zekâ Teknolojileri Laboratuvarı açıldı. Bu modelde firmaya ait teknik altyapı üniversite bünyesine taşınmakta, öğrenci ve akademisyen özgür akademik ortamda firma ihtiyaçlarına yönelik araştırma yürütmektedir.

YÖK-SSB-TUSAŞ Lisansüstü Eğitim Protokolü

Aralık 2025’te YÖK, SSB ve TUSAŞ’ın Ankara Yıldırım Beyazıt, Ankara, Fırat, Gazi, Gebze Teknik, Hacettepe, İstanbul Teknik, Marmara ve Yıldız Teknik üniversiteleriyle ortak imzaladığı protokol, üniversite-sanayi iş birliğini bir adım daha kurumsal bir zemine taşıdı. Protokol kapsamında TUSAŞ mesleki eğitimleri üniversite kredisi olarak tanınacak, firmaya özgü yüksek lisans ve doktora programları hayata geçirilecektir. Ayrıca YÖK, SSB, Hacettepe Üniversitesi ve İTÜ arasında savunma sanayii yönetimi alanında tezsiz yüksek lisans (MBA) programı da aynı çatı altında başlatıldı.

TEKNOFEST’in Erken Kariyer Etkisi

Havacılık, Uzay ve Teknoloji Festivali olarak bilinen TEKNOFEST, savunma sanayiinin erken kariyer politikasının en görünür kolu hâline geldi. 2018’de 20.000 başvuruyla başlayan festival, 2024 yılında 1 milyon 630 bini aşkın yarışmacıya ulaştı. Öğrenciler roket tasarımı, insansız hava aracı üretimi, siber güvenlik ve yapay zekâ gibi kategorilerde yarışırken ASELSAN, TUSAŞ ve BAYKAR gibi firmalar hem yarışma sponsoru hem de teknik danışman konumunda yer alıyor. TEKNOFEST kökenli projelerin bir bölümü, mezuniyetin ardından şirket Ar-Ge birimlerine taşınmakta; bu da etkinliğin salt kariyer tanıtımının ötesinde işlevsel bir insan gücü yetiştirme kanalına dönüştüğünü göstermektedir.

TEKNOFEST 2024’te ilk kez başvuruya açılan Hava Savunma Sistemleri Yarışması, ASELSAN yürütücülüğünde hayata geçirildi. Bu yarışmanın programa eklenmesi, savunma sanayiinin etkinliği yalnızca bir kariyer fuarı değil, gerçek teknik sorunlara yönelik çözüm geliştirme platformu olarak kurguladığını ortaya koymaktadır. Katılımcı takımlar, üniversite öğreticilerinin yanı sıra firma mühendislerinden mentorlük desteği aldı; bu yapı öğrencilerin sektörün gerçek kısıt ve gerekliliklerini deneyimlemesini sağladı.

Savunma Odaklı Yükseköğretim Programları

SSB, 2020’li yıllarda üniversitelerde savunma sanayii odaklı yeni lisansüstü programların açılmasını da destekledi. Bu çerçevede bazı üniversiteler savunma sistemleri mühendisliği, insansız sistemler, ileri malzeme ve siber güvenlik gibi alanlarda özgün tezli yüksek lisans programları başlattı. Söz konusu programlar, genel mühendislik eğitiminin ötesinde sektöre hazır araştırmacı yetiştirmeyi hedeflemekte; ders içerikleri doğrudan firma ihtiyaç analizlerinden türetilmektedir. Programların bazılarında firmalar hem burs hem de endüstri danışmanı sıfatıyla yer almaktadır (tahmini).

Türkiye Teknokent Haritası

Türkiye’de 2025 itibarıyla 80’i aşkın Teknoloji Geliştirme Bölgesi (TGB) faaliyet göstermektedir. Bu bölgelerde toplam 10.000’i aşkın firma çalışmakta; yazılım, yapay zekâ, savunma, biyoteknoloji, enerji ve finans teknolojileri başlıca sektörler arasında yer almaktadır. Savunma sanayii perspektifinden bakıldığında üç teknokent kritik bir ağırlık taşımaktadır: ODTÜ Teknokent, İTÜ ARI Teknokent ve Bilkent Cyberpark.

ODTÜ Teknokent ve Savunma Kümelenmesi

Türkiye’nin en büyük ve en eski teknokentlerinden biri olan ODTÜ Teknokent, 400’den fazla Ar-Ge firmasını barındırmakta ve yaklaşık 10.000 personele ev sahipliği yapmaktadır. Savunma alanındaki yapılanma özellikle 2010 yılında kurulan Teknokent Savunma Sanayii Kümelenmesi (TSSK) bünyesinde şekillendi. Kuruluşundan sonra yapısal değişikliklerle Teknokent Havacılık Uzay ve Güvenlik Kümelenmesi Derneği adını alan bu örgüt, 140’ı aşkın savunma şirketiyle 380’den fazla üyeye ulaştı. Dernek, üye firmalar arasındaki proje ortaklıklarını kolaylaştırmakta, uluslararası pazarlara açılım için rehberlik etmekte ve Ar-Ge fonlarına erişimde koordinasyon sağlamaktadır. TSSK’nın yılda bir kez düzenlediği Proje Pazarı etkinliği ise üniversite araştırma gruplarıyla savunma firmalarını aynı platformda buluşturan somut bir ara yüz işlevi görmektedir.

İTÜ ARI Teknokent

İstanbul Teknik Üniversitesi bünyesindeki ARI Teknokent, savunma, denizcilik, uzay, yapay zekâ ve robotik alanlarında yüzlerce firmayı bir araya getirmektedir. Firmalar İTÜ araştırma gruplarıyla ortak projeler yürütebilmekte; doktora öğrencileri teknokent bünyesindeki şirketlerde kısmi zamanlı çalışabilmektedir. 2026 yılında ARI Teknokent’te faaliyet gösteren Hyperever firması ile SSB arasında Dört Bacaklı Hibrit Robot Geliştirilmesi (AKBAŞ) projesi protokolü imzalandı; bu örnek, teknokentin salt kiracı barındırma işlevinin ötesinde birer iş birliği odağına dönüşebildiğini göstermektedir.

Bilkent Cyberpark

Türkiye’nin ilk vakıf üniversitesi teknokenti olan Bilkent Cyberpark, 350’nin üzerinde Ar-Ge firmasını, üç araştırma merkezini ve 5.500’den fazla personeli bünyesinde barındırmakta; yaklaşık 135.000 metrekare kapalı alanıyla ülkenin en büyük teknoparklarından biri konumundadır. Bilkent Üniversitesi’nin araştırma yoğun yapısı, Cyberpark’ı özellikle savunma elektroniği, siber güvenlik ve gömülü sistem alanlarında gelişmekte olan firmalar için çekici kılmaktadır. ROKETSAN da Bilkent Üniversitesi ile lisans döneminde bitirme projesi iş birlikleri yürütmekte; makine, elektrik-elektronik ve endüstri mühendisliği bölümlerinde 29’u tamamlanmış ve 6’sı devam eden proje bulunmaktadır.

Teknokent Zaman Çizelgesi

YılGelişme
2001ODTÜ Teknokent resmen faaliyete geçti
2001Bilkent Cyberpark kuruldu (Türkiye’nin ilk vakıf üniversitesi teknokenti)
2003İTÜ ARI Teknokent faaliyete başladı
2010TSSK (Teknokent Savunma Sanayii Kümelenmesi) ODTÜ Teknokent’te kuruldu
2011SAYP protokolü ODTÜ, SSM, ASELSAN, ROKETSAN ve TUSAŞ arasında imzalandı
2012SAYP kapsamında ilk lisansüstü öğrenci kabulü başladı
2017ASELSAN Akademi YÖK protokolüyle hayata geçirildi; Savunma Sanayii Akademisi (SSA) kuruldu
2018SAYP’a katılan üniversite sayısı 31’e, firma sayısı 35’e ulaştı; TEKNOFEST başladı
2022TSSK, Teknokent Havacılık Uzay ve Güvenlik Kümelenmesi Derneği adını aldı
2024 (Şubat)TUSAŞ-Üniversite Ar-Ge Projeleri İş Birliği Sistemi (USİ-ARGE) yayına açıldı
2024 (Kasım)Hacettepe Üniversitesi ASELSAN Akademi’ye dahil oldu; ASELABS laboratuvarları açıldı
2025 (Aralık)YÖK-SSB-TUSAŞ lisansüstü eğitim iş birliği protokolü 9 üniversiteyle imzalandı

TUSAŞ Üniversite Ar-Ge İş Birliği Sistemi

Türk Havacılık ve Uzay Sanayii (TUSAŞ), Şubat 2024’te usi-arge.tusas.com platformunu kamuya açtı. Sistem, havacılık ve savunma Ar-Ge konularında Teknoloji Hazırlık Seviyesi (THS) 1-4 arasındaki projeleri üniversitelerle ortak yürütmeyi amaçlamaktadır. Platformda altı konu başlığında proje çağrıları yayımlandı; bunların arasında yapay zekâ yöntemleriyle kanat profili tahmin algoritması, aerodinamik hesaplama yöntemleri ve termoplastik otomatik serim makinesi parametre geliştirme çalışmaları yer almaktadır. Azami 12 ay süren projeler için 30 Mayıs 2025 son başvuru tarihli ilk çağrının ardından 19 konuyu kapsayan yeni bir çağrı 30 Haziran 2026 son başvuru tarihiyle yayımlandı.

Bu sistem, TUSAŞ’ın var olan proje ihtiyaçlarını doğrudan üniversite araştırma gruplarına aktardığı ve akademisyenlerle öğrencilerin sistematik biçimde hava-uzay Ar-Ge süreçlerine dahil edilebildiği bir platform olarak öne çıkmaktadır. Özellikle yüksek lisans ve doktora çalışmaları için konu desteği sağlayan sistem, SAYP mantığının sektörün farklı büyük aktörlerine uyarlanmasının bir örneğidir.

ROKETSAN İş Birlikleri

ROKETSAN, üniversitelerle çok kanallı bir iş birliği yönetimi benimsemiştir. SAYP kapsamında 21 üniversiteyle 23 tamamlanmış ve 7 devam eden proje bulunmaktadır. TÜBİTAK 2244 Sanayi Doktora Programı çerçevesinde ise Gazi Üniversitesi, Sabancı Üniversitesi, ODTÜ ve İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsü ile aktif projeler sürmektedir. Bilkent Üniversitesi’nin lisans bitirme projeleri platformu üzerinden yürütülen 29 bitirme projesi mezun araştırmacıları için fiilî bir istihdam kanalına dönüşmüştür. Firma ayrıca TÜBİTAK ARDEB ve BİDEB programlarının yanı sıra Avrupa Birliği fonlarına erişim amacıyla üniversitelerle ortak başvurular gerçekleştirmektedir.

STM’nin Öğretim Üyesi Modeli

Savunma Teknolojileri Mühendislik (STM), üniversite iş birliğini yalnızca Ar-Ge sözleşmeleriyle değil, personelinin ders vermesiyle de kurumsallaştırmıştır. STM Denizcilik Projeleri Müdürlüğü mühendisleri, Bursa Teknik Üniversitesi Denizcilik Fakültesi’nde Yüzey Projeleri ve Denizaltı Projeleri derslerini yürütmektedir. Bu model, firmadan üniversiteye akan güncel teknik bilgiyi müfredata doğrudan yansıtmakta; öğrencilerin mezuniyette beklentileriyle sektörün ihtiyaçları arasındaki açığı daraltmaktadır.

Firma-Üniversite Ar-Ge Ortaklıkları: Özet Tablo

FirmaMekanizmaOrtak Üniversiteler (Seçilmiş)Odak Alan
ASELSANASELSAN Akademi, ASELABS, SAYPODTÜ, İTÜ, Gazi, Gebze Teknik, HacettepeHaberleşme, malzeme, YZ, savunma elektroniği
TUSAŞUSİ-ARGE platformu, SAYP, YÖK protokolüODTÜ, İTÜ, Gazi, Hacettepe, Yıldız TeknikAerodinamik, kompozit, YZ, yapısal analiz
ROKETSANSAYP, TÜBİTAK 2244, bitirme projeleriODTÜ, İTÜ, Sabancı, Bilkent, IYTETahrik sistemleri, malzeme, güdüm algoritmaları
STMÖğretim üyesi modeli, ortak projeBursa Teknik ÜniversitesiNaval mühendisliği, siber güvenlik
BAYKARÖzdemir Bayraktar Burs Programı, stajÇok sayıda üniversite (YTB ortak programı)İHA, gömülü yazılım, havacılık elektroniği
HAVELSANSAYP, staj programları (HİT)ODTÜ, Hacettepe, AnkaraKomuta-kontrol, simülatör, siber

BAYKAR’ın Burs ve Yetenek Yönetimi

BAYKAR, 2018’de başlattığı Özdemir Bayraktar Millî Teknoloji Burs Programı kapsamında 2025-2026 öğretim yılına kadar 20.000’i aşkın öğrenciye burs desteği sağladı. Altı farklı kategoride (Yükselen Yıldız, Eğitmen Mentör, Eğitim Desteği, Sen Geleceksin, T3 AI Lisans Araştırmacı ve Etik İletişim) sunulan burslar, 5.000 öğrenciye yıllık destek hedefiyle sürdürülmektedir. Bu model, firmanın akademi ile kurduğu ilişkiyi yalnızca Ar-Ge sözleşmesiyle değil, uzun vadeli yetenek geliştirme yatırımıyla da pekiştirdiğini göstermektedir.

SAGE’nin Konumlanması

TÜBİTAK Savunma Sanayii Araştırma ve Geliştirme Enstitüsü (SAGE), Türkiye’nin savunma Ar-Ge ekosisteminde kritik bir köprü işlevi üstlenmektedir. Beşevler, Lalahan ve ODTÜ olmak üzere üç Ankara kampüsünde faaliyet gösteren SAGE, Türk Silahlı Kuvvetleri ile savunma sanayii kuruluşlarının gereksinim duyduğu teknolojileri geliştirmek, yabancı savunma teknolojilerini izlemek ve bu alanlarda eğitim faaliyetleri yürütmek amacıyla kurulmuştur. ODTÜ kampüsündeki varlığı, enstitü araştırmacılarıyla akademisyenler arasında hem resmi protokoller hem de günlük temaslar düzeyinde bilgi alışverişini mümkün kılmaktadır.

TÜBİTAK 2244 Sanayi Doktora Programı

Savunma sanayii özelinde en yapısal kamu-üniversite iş birliği araçlarından biri TÜBİTAK 2244 Sanayi Doktora Programı’dır. Program, sanayi kuruluşlarının Ar-Ge veya tasarım merkezleri ile üniversite araştırma altyapılarını bir araya getirerek doktora araştırmacısını her iki ortamda eş zamanlı yetiştirmeyi hedefler. Başvuru, firma ve üniversite ortaklığıyla gerçekleştirilir; kabul edilen araştırmacılar aylık burs desteğinin yanı sıra uluslararası araştırma ziyareti hakkı ve doktora tamamlandıktan sonra üç yıl süreyle firmalarda zorunlu istihdam öngörüsü gibi araçlarla desteklenir. ROKETSAN’ın programdan aktif biçimde yararlandığı bilinmektedir: Gazi Üniversitesi, Sabancı Üniversitesi, ODTÜ ve İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsü ile dört aktif proje sürmektedir.

TÜBİTAK ARDEB Savunma Ar-Ge Destekleri

TÜBİTAK Araştırma Destek Programları Başkanlığı (ARDEB), savunma firmaları ile üniversitelerin ortak katılımını teşvik eden çok sayıda çağrı yayımlamaktadır. Projenin hem endüstriyel bir bileşeni hem de temel araştırma boyutu olması şartı, savunma firmalarını özgün araştırma yapmak için üniversitelerle ortak başvurmaya yönlendirmektedir. SSB’nin kendi proje finansman mekanizmaları da benzer biçimde üniversitelerin alt-yüklenici ya da teknik danışman olarak yer aldığı proje modellerini desteklemektedir.

ARDEB’in 1001 (Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Projeleri) ve 1007 (Kamu Kurumları Araştırma Projeleri) programları, savunma firmalarıyla ortak başvuru yapan üniversite araştırma gruplarına hem bütçe hem de süresi uzatılmış destek imkânı tanımaktadır. Üniversitelerin bu çerçevede aldığı projelerin bir kısmı doğrudan SAGE veya SSB yönlendirmesiyle belirlenmekte; bu durum kamu araştırma enstitüsü ile üniversite arasındaki hiyerarşik koordinasyonun somut bir örneğini oluşturmaktadır. Öte yandan TÜBİTAK BİDEB bünyesindeki 2209 ve 2218 programları, lisans ve lisansüstü düzeydeki öğrencilerin savunma firmalarında bitirme projeleri veya araştırmacı stajları gerçekleştirmesine olanak tanımaktadır.

Savunma Sanayii Akademisi (SSA)

2017’de SSB bünyesinde ODTÜ Teknokent yerleşkesinde kurulan Savunma Sanayii Akademisi (SSA), sektöre özgü eğitim ve sertifika programları aracılığıyla üniversite ile sektör arasında bir bilgi dönüşüm merkezi işlevi görmektedir. SSA, Savunma Teknolojileri Sertifika Programı ve MBA düzeyindeki Savunma Sanayii Yönetimi Programı (Hacettepe Üniversitesi ve İTÜ ortak yürütücülüğünde) başta olmak üzere sektör çalışanlarına yönelik kısa süreli kurslar, uzaktan eğitim modülleri ve AR-GE yönetimi sertifikaları sunmaktadır. Akademinin Savunma 101 ve Savunma 401 adlı çevrimiçi platformları, üniversite öğrencileri ile yeni mezunların savunma sanayii genel çerçevesini kavraması için erişilebilir giriş kaynakları sunmaktadır.

Milli Teknoloji Atölyeleri

TÜBİTAK öncülüğünde Milli Teknoloji Hamlesi çerçevesinde başlatılan Milli Teknoloji Atölyeleri programı, 81 ilde üniversite kampüslerine ve okul bünyelerine yerleştirilen araştırma laboratuvarları ağını kapsamaktadır. Her ne kadar bu atölyeler doğrudan savunma odaklı tasarlanmamış olsa da elektronik, mekatronik ve yazılım altyapısı, öğrencilerin temel mühendislik yetkinliklerini erken yaşta kazanmasına ve savunma sanayii proje yarışmalarına daha hazırlıklı katılmasına zemin hazırlamaktadır. Savunma sanayii firmalarının atölyelere teknik destek verdiği ve oryantasyon etkinlikleri düzenlediği bazı örnekler de bulunmaktadır (tahmini).

İstihdam Büyümesi ve Mühendis Profili

Türkiye savunma ve havacılık sektörü istihdamı 2024 yılında 99.000 kişiyi, 2025 başında ise 108.900 kişiyi aştı. Bu istihdam kitlesinin yaklaşık yarısının mühendis olduğu tahmin edilmektedir. Sektörde yeni mezun mühendise sunulan başlangıç ücreti 2024-2025 döneminde 80.000-85.000 TL bandına yerleşti; buna ek olarak 16 aya kadar uzanan ikramiye ve sosyal haklar da cazip bir paket oluşturmaktadır. Bu ücret politikası, akademiden sektöre mühendis çekmede belirleyici bir etken olmakla birlikte reel ücretin döviz bazındaki görece düşüklüğü, yurt dışı tekliflerle karşılaştırmayı güçleştirmektedir.

Beyin Göçünün Boyutu

Savunma sanayii alanındaki beyin göçü meselesi hem sendika hem de sektör raporlarında giderek daha fazla yer bulmaktadır. SSB’nin 2019-2023 Stratejik Planı, savunma alanına özgü nitelikli iş gücü göçünü önlemek için önlemler alınması gerektiğini açıkça belirtmiştir. Somut bir veri olarak Hollanda merkezli ASML şirketinde 600 Türk mühendis çalıştığı ve bu grubun yüzde yetmişten fazlasının savunma sanayii kökenli olduğu öne sürülmektedir. Türk Harb-İş Sendikası da savunma alanındaki beyin göçü eğilimini kamuoyuna taşıyan kurumlar arasındadır. Öte yandan SSB’nin yürüttüğü bir anket çalışmasına göre yurt dışına giden mühendislerin yüzde sekseni Türkiye’ye dönüşü değerlendirdiğini belirtti; bu veri, gerçek bir tersine beyin göçü potansiyeline işaret etmektedir.

Politika Boşlukları

Mevcut üniversite-sanayi iş birliği modellerinde yapısal bazı boşluklar sektörün uzun vadeli performansını sınırlayabilir. Birincisi, etkileşim yoğunluğu kurumlar arasında belirgin biçimde asimetriktir: ODTÜ, İTÜ ve birkaç büyük üniversite iş birliği programlarının merkezinde yer alırken Türkiye’nin 200’ü aşkın üniversitesinin büyük bölümü bu ekosistemle yalnızca sınırlı düzeyde temas kurmaktadır. İkincisi, SAYP ve ASELSAN Akademi gibi programlar esas olarak büyük yüklenicilerin ihtiyaçlarını karşılamakta; savunma tedarik zincirindeki küçük ve orta büyüklükteki işletmelere (KOBİ) yönelik benzer mekanizmalar henüz yeterince gelişmemiştir.

Üçüncü bir boşluk, çıktı ölçümü alanında göze çarpmaktadır. SAYP kapsamında tamamlanan projeler veya ASELSAN Akademi mezunlarının firma içi Ar-Ge verimliliğine katkısı gibi sonuç göstergelerine dair kamuya açık sistematik bir raporlama yapısı bulunmamaktadır. Bu durum, politika değerlendirmesini güçleştirdiği gibi iş birliği modellerinin iyileştirilmesini de yavaşlatmaktadır. Dördüncü olarak, sosyal bilimler ve insan faktörleri mühendisliği gibi savunma sistemlerinin kullanıcı tasarımında kritik rol oynayan disiplinlerin iş birliği ağlarında yeterince temsil edilmediği görülmektedir.

TEKNOFEST Kuşağının Sisteme Entegrasyonu

TEKNOFEST kökenli gençlerin savunma sanayiine kazandırılması hem bir fırsat hem de bir planlama sorunudur. 2024 yılında 1,65 milyonu aşan başvuruyla festival, savunmaya ilgi duyan geniş bir öğrenci havuzu oluşturmaktadır. Ancak firma staj kapasitelerinin bu talebi karşılayıp karşılayamadığı, yarışma kategorilerinin gerçek sektör ihtiyaçlarıyla ne ölçüde örtüştüğü ve kazanan ekiplerin mezuniyetin ardından ne kadarının savunma sektöründe kaldığı gibi sorular henüz sistematik biçimde yanıtlanamamıştır. Savunma Sanayii Akademisi ile YÖK’ün bu konuda ortaklaşa bir izleme mekanizması geliştirmesi, politika etkinliğini artıracak önemli bir adım olarak değerlendirilebilir.

Yurt Dışı Bağlantılar ve Uluslararası Boyut

Türk savunma sanayii firmalarının NATO ülkeleri ve diğer ortaklarla sürdürdüğü teknoloji iş birlikleri, üniversite araştırma ekiplerinin uluslararası projelere katılımına da kapı aralamaktadır. Bununla birlikte hassas savunma teknolojileri söz konusu olduğunda yabancı kurumlarla kurulan akademik ortaklıklar ihracat kontrol mevzuatı çerçevesinde kısıtlanabilmektedir. Bu durum özellikle Avrupa Araştırma Konseyi (ERC) ya da NATO STO gibi platformlarda Türk araştırmacıların yer alabilirliğini ve çift kullanımlı araştırmaların yönetimini karmaşıklaştırmaktadır. SSB’nin uluslararası akademik iş birliği konusunda net bir rehber çerçeve sunması sektörde beklenen adımlar arasında yer almaktadır.

Ücret Rekabeti ve Yetenek Elde Tutma

Savunma sanayiinde araştırmacı elde tutma sorununun yalnızca ücret farklılığından kaynaklanmadığı da değerlendirilmektedir. Kariyer ilerleme hızı, projenin teknik güçlüğü, yayın yapabilme özgürlüğü ve gizlilik kısıtlarının yarattığı kısıtlar, akademiden sektöre geçiş tercihinde belirleyici etkenler arasındadır. Savunma firmalarının doktora araştırmacılarına sunduğu proje sahipliği ve girişimcilik desteği gibi özendirici mekanizmalar henüz sistematik bir biçimde uygulanmamaktadır. Sektör istihdamı 100.000 kişiyi aşmış olsa da bu kitlenin nitelik profili, özellikle doktora düzeyinde araştırmacı yoğunluğu konusunda kamuya açık veri oldukça sınırlıdır. Politika yapıcıların bu eksikliği gidermesi ve üniversite-sanayi iş birliğinin gerçek çıktılarını ölçen bağımsız değerlendirme mekanizmaları kurması, ekosistemi daha verimli yönetmek açısından öncelikli bir gereklilik olarak öne çıkmaktadır.

Türk Savunma Sanayiinde Üniversite-Sanayi İş Birliği
ASELABS laboratuvarları, ASELSAN’ın Ar-Ge altyapısını üniversite kampüslerine taşıyan yeni bir model sunuyor.

Sıkça Sorulan Sorular

SAYP programı nedir ve kimler başvurabilir?

SAYP (Savunma Sanayii için Araştırmacı Yetiştirme Programı), SSB koordinasyonunda üniversitelerdeki lisansüstü tez çalışmalarını savunma firmalarının Ar-Ge öncelikleriyle buluşturan bir programdır. Savunma firmalarında çalışan ya da bu firmaların aday gösterdiği lisansüstü öğrenciler protokol imzalayan üniversiteler aracılığıyla başvurabilmektedir.

SAYP ne zaman başladı ve kaç kurumu kapsıyor?

Program ODTÜ ile SSM, ASELSAN, ROKETSAN ve TUSAŞ arasında Ekim 2011’de imzalanan protokollerle temellendirildi; 2012’de öğrenci kabulü başladı. 2018 itibarıyla 31 üniversite ve 35 savunma firması programa dahil olmuş durumdaydı.

ASELSAN Akademi ile SAYP arasındaki fark nedir?

SAYP, farklı firmaları ve üniversiteleri kapsayan geniş çerçeveli bir SSB programıdır. ASELSAN Akademi ise yalnızca ASELSAN personelini hedef alan ve üniversite ortaklığını çalışan kariyer gelişimiyle doğrudan ilişkilendiren firmaya özgü bir lisansüstü eğitim modelidir; mezunlar şirket bünyesinde kalmaya devam etmektedir.

TUSAŞ Üniversite Ar-Ge İş Birliği Sistemi nasıl çalışıyor?

Şubat 2024’te usi-arge.tusas.com adresinde yayına giren platform, TUSAŞ’ın belirlediği Ar-Ge konularını çağrı olarak yayımlamakta ve üniversite araştırma grupları bu konularda proje başvurusunda bulunabilmektedir. Kabul edilen projeler genellikle THS 1-4 arasında yer alır ve azami 12 ay sürer.

Türk savunma sanayiinde yerlilik oranı ne düzeydedir?

2002 yılında yüzde yirmi olan yerlilik oranı, 2024 yılına kadar yüzde seksen üçe yükselmiştir. 2028 hedefi ise yüzde seksen beş olarak belirlenmiştir. Bu artışta üniversite-sanayi iş birliğiyle yetiştirilen nitelikli insan gücünün kritik katkısı bulunmaktadır.

TÜBİTAK 2244 Sanayi Doktora Programı savunma firmaları için nasıl işliyor?

Program, savunma firmaları ile üniversitelerin ortak yürüteceği doktora projelerini destekler. Araştırmacı aylık burs alır, altı aya kadar yurt dışı araştırma ziyareti hakkına sahiptir ve doktora sonrası üç yıl firmada çalışır. ROKETSAN, Gazi, Sabancı, ODTÜ ve IYTE ile aktif projeler yürütmektedir.

ODTÜ Teknokent savunma sanayiindeki rolü nedir?

ODTÜ Teknokent, 140’ı aşkın savunma şirketiyle ülkenin en yoğun savunma firması barındıran teknokenttir. 2010’da kurulan ve sonradan Teknokent Havacılık Uzay ve Güvenlik Kümelenmesi Derneği’ne dönüşen yapı, firmalar arası proje ortaklıklarını kolaylaştırmakta ve yıllık Proje Pazarı etkinliği düzenlemektedir.

Türkiye savunma sanayiinde beyin göçü sorun mudur?

SSB’nin stratejik planı bu riski kabul etmektedir. ASML gibi yabancı teknoloji şirketlerinde çalışan Türk savunma mühendislerinin sayısı somut bir gösterge olarak öne sürülmektedir. Öte yandan SSB anketleri yurt dışındaki mühendislerin yüzde sekseninin dönüşü değerlendirdiğini ortaya koymaktadır; reel ücret rekabeti ve proje niteliği bu oranı belirleyen başlıca etkenlerdir.

Türkiye savunma sektöründe istihdam ne kadar büyüdü?

Sektör istihdamı 2025 başında 108.900 kişiyi aşarak tarihî bir rekora ulaştı. 3.500’ü aşkın aktif şirkette çalışanların yaklaşık yarısının mühendis olduğu tahmin edilmektedir. Kısa vadeli hedef 158.000 kişilik istihdama ulaşarak Avrupa’nın ilk üç ülkesi arasına girmektir.

TEKNOFEST savunma sanayii insan gücü yetiştirmeye nasıl katkı sağlıyor?

2018’den 2024’e başvurusu 20.000’den 1,65 milyona çıkan TEKNOFEST, öğrencilere İHA, roket, hava savunma sistemleri ve siber güvenlik gibi kategorilerde gerçek mühendislik deneyimi kazandırmaktadır. Firmalar yarışma sponsoru ve teknik danışman olarak yer alarak proje ekiplerini doğrudan kariyer süreçlerine yönlendirmektedir.

ASELABS laboratuvarları hangi üniversitelerde açıldı?

ODTÜ’de Haberleşme ve Algılama Teknolojileri, Optomekanik ve Fotonik Malzeme ile MEMS Ataletsel Algılayıcı; İTÜ’de RF Mikrodalga Malzeme ve Su Altı-Su Üstü Otonomi; Hacettepe Üniversitesi’nde ise Yapay Zekâ Teknolojileri laboratuvarları açıldı. Bu model, ASELSAN altyapısını üniversite kampüslerine taşımaktadır.

Üniversite-sanayi iş birliğinde öne çıkan politika boşlukları nelerdir?

Etkileşimin büyük üniversitelerde yoğunlaşması ve KOBİ’lerin dışarıda kalması, sonuç ölçümüne yönelik kamuya açık sistematik raporlama eksikliği, sosyal bilimler ve insan faktörleri mühendisliği gibi disiplinlerin iş birliği ağlarında yetersiz temsili ile uluslararası akademik iş birliğinin ihracat kontrol mevzuatı çerçevesinde netleştirilme ihtiyacı başlıca politika boşlukları arasında sayılabilir.

Sonuç

Türkiye’nin savunma sanayiindeki üniversite-sanayi iş birliği modeli, 2011’deki SAYP protokollerinden 2025’teki YÖK-SSB-TUSAŞ lisansüstü eğitim anlaşmasına uzanan bir çizgide giderek katmanlaşan ve kurumsal derinlik kazanan bir yapıya kavuştu. Bu yapının en belirgin özelliği çok araçlılıktır: Tez ortaklığı, üniversite kampüsünde firma laboratuvarı, akademi içi lisansüstü program, kamu sanayi doktorası ve büyük ölçekli yetenek yarışması iç içe geçmiş kanallar aracılığıyla aynı anda işlemektedir.

Bu mimari, yerlilik oranının yüzde seksen üçe çıkmasında ve sektör istihdamının 100.000 eşiğini aşmasında ölçülebilir katkılar üretmiştir. Ancak iş birliğinin ağırlıklı olarak birkaç büyük üniversite ile sınırlı kalması, KOBİ düzeyindeki firmaların benzer mekanizmalardan yeterince yararlanamaması ve sonuç göstergelerine ilişkin kamuya açık bir izleme yapısının bulunmaması, bu başarının sürdürülebilirliği açısından cevaplanması gereken soruları doğurmaktadır. Beyin göçü riski de tamamen geride bırakılmamıştır; yurt dışı iş tekliflerinin reel ücret açısından yarattığı çekicilik, özellikle doktora düzeyinde araştırmacılarda zaman zaman belirleyici olmaktadır.

İleriye dönük süreçte, Türkiye’nin yapay zekâ, kuantum teknolojileri ve ileri malzeme gibi yeni öncelik alanlarında küresel rekabete açık araştırma kapasitesi oluşturabilmesi için üniversite-sanayi iş birliği modelinin hem coğrafi hem de kurumsal düzeyde yaygınlaşması gerekmektedir. Özellikle Anadolu’daki üniversitelerin savunma ekosisteminin aktif birer üreticisine dönüştürülmesi, küçük şehirlerdeki mühendislik fakültelerinin yerel savunma tedarik zinciri firmalarıyla sistematik iş birlikleri kurabilmesi ve KOBİ boyutundaki savunma firmalarına SAYP benzeri bir çerçeve sunulması, sektörün orta vadede en kritik yapısal ihtiyaçları arasında sayılmaktadır.

Bu genişlemenin sağlıklı gerçekleşmesi sistematik ölçme, hesap verebilir raporlama ve araştırmacılara rekabetçi koşullar sunmaya devam etmeye bağlıdır. Mevcut programların başarısı, yalnızca mezun sayıları ya da imzalanan protokol adediyle değil, bu araştırmacıların ürettiği patent, teknoloji hazırlık düzeyi ilerleme oranı ve savunma sistemlerine entegre edilen yeni yetkinlikler üzerinden değerlendirilmelidir. Böyle bir ölçme kültürünün yerleşmesi, hem SSB’nin kaynak tahsis kararlarını hem de üniversitelerin araştırma stratejilerini daha güçlü verilere dayandırmasına olanak tanıyacaktır.

İlgili Haberler

Kaynaklar

Benzer Yazılar