BAE Systems AUSA 2026’da İki Yeni Sistem Tanıttı: Topçu ve Mikrodalga Silahını Tek Katmanda Birleştirdi

Hızlı özet: BAE Systems, 12 Ekim 2026’da Washington’daki AUSA (Association of the United States Army) yıllık fuarında, kendi ifadesiyle birbirini tamamlayan iki yeni sistemi tanıttı: Çok Alanlı Topçu Hava Savunma Sistemi (MDACS) ve Yüksek Güçlü Mikrodalga (HPM) silahı. Şirket, ikilinin drone sürüleri ve seyir füzelerine karşı katmanlı bir savunma paketi oluşturduğunu söylüyor.
Kinetik katman: MDACS
BAE’nin kendi tanımına göre MDACS, bu ikilinin kinetik katmanını oluşturuyor. Sistem, hava savunma görevinde Hipervelocity Projectile (HVP) adı verilen güdümlü, yeni nesil bir mermi atıyor. Sanayi kaynakları bunu, ABD Kara Kuvvetleri için drone, seyir füzesi ve diğer hızlı hava tehditlerini daha düşük maliyetle etkisiz hale getirmenin bir yolu olarak tanımlıyor. Kara hedeflerine karşı ise sistem, mevcut 155mm top namlusundan atılan güdümlü mühimmatların menzilini iki katına çıkaran Scorpio-XR adlı hassas güdümlü mühimmatı kullanabiliyor. HVP teknolojisi aslında yeni değil; ABD Donanması ve Kara Kuvvetleri yıllar önce bu mermiyi öncelikle elektromanyetik raylı top (railgun) projeleri için geliştirmişti. BAE’nin yaptığı, bu mevcut mühimmatı geleneksel barutlu topçu sistemleriyle eşleştirerek hava savunma görevine uyarlamak; bu da yeni bir platform inşa etmek yerine mevcut topçu envanterinden daha fazla yetenek çıkarmayı hedefleyen bir yaklaşım.
Yönlendirilmiş enerji katmanı: HPM
HPM, ikilinin yönlendirilmiş enerji seçeneğini oluşturuyor. BAE, bunu düşük riskli ve maliyet etkin katmanlı hava ve füze savunması için ölçeklenebilir, yüksek olgunluk seviyesine erişmiş bir mimari olarak tanımlıyor. Şirket, sistemin Teknoloji Hazırlık Seviyesi (TRL) 6’da doğrulandığını ve bileşenlerinin yüzde 99’unun ticari raf ürünü (COTS) olduğunu belirtiyor. Modüler tasarım sayesinde sabit tesis, çekili, muharebe aracı üstü ve deniz platformu konfigürasyonlarının desteklendiği aktarılıyor. Mikrodalga silahların en büyük avantajı, geleneksel füze veya mermi tabanlı interceptörlerin aksine «mühimmat deposu» sorunu yaşamaması; sistem elektrik gücüne erişebildiği sürece teorik olarak art arda çok sayıda hedefi devre dışı bırakabiliyor. Bu özellik, özellikle düşük maliyetli ama yüksek sayıda drone ile yapılan saldırılarda, geleneksel füze envanterinin hızla tükenmesi riskine karşı bir çözüm olarak sunuluyor.
İkilinin arkasındaki mantık
BAE, kalabalık drone sürülerinin, sınırlı sayıda mühimmat taşıyan geleneksel kinetik sistemlerin kapasitesini aştığını savunuyor. Şirkete göre MDACS’ın hassasiyeti ile HPM’nin mühimmat tükenmesi sorunu olmayan yönlendirilmiş enerjisinin birleşimi, bu dengesizliği gidermeyi hedefliyor; HPM destekçileri, güç kaynağı sağlandığı sürece sistemin hedef engellemeye devam edebileceğini savunuyor.
Doğrulama düzeyi ve ihtiyatlı okuma
MDACS’a dair detaylar büyük ölçüde BAE’nin kendi basın bülteninden ve tek bir sanayi basını haberinden geliyor; HPM’nin kapasite iddiaları da şirketin kendi beyanları. BAE’nin yüksek güçlü mikrodalga alanındaki önceki çalışması 2019’da deniz tatbikatlarında gösterilen, Mk 38 topu tabanlı bir deniz varyantına uzanıyor; bu, bugünkü 2026 duyurusundan farklı ve ondan önceki bir aşamayı temsil ediyor. Dolayısıyla performans rakamları bağımsız olarak henüz doğrulanmış değil; olgunluk seviyesi iddiaları ile sahada gösterilmiş performans arasındaki fark, tüm yönlendirilmiş enerji silahı duyurularında olduğu gibi dikkatle takip edilmesi gereken bir konu.
Türkiye ve NATO için neden önemli
MDACS’ın hedeflediği drone ve mühimmat tehdidi, Türkiye’nin Çelik Kubbe mimarisinin en alt katmanını oluşturan KORKUT’un 35mm’lik ikiz namlulu topçu sisteminin de hedeflediği boşlukla büyük ölçüde örtüşüyor. HPM tarafında ise ASELSAN’ın geliştirdiği ALKA lazer sistemi, farklı bir fiziksel prensiple (lazer yerine mikrodalga) çalışsa da, aynı «mühimmat tükenmeyen yönlendirilmiş enerji» kategorisinde konumlanıyor. BAE’nin kinetik-yönlendirilmiş enerji ikilisini tek bir katmanlı pakette sunması, Türkiye’nin kendi KORKUT-ALKA kombinasyonunu benzer bir entegre mimariye dönüştürme potansiyeli açısından izlenmeye değer bir model oluşturuyor. NATO’nun Ukrayna savaşından sonra drone tehdidine karşı katmanlı savunmaya verdiği artan önem, bu tür kinetik-enerji kombinasyonlarının ittifak genelinde daha sık tartışılmasına yol açıyor. Ukrayna cephesinde gözlenen, yüzlerce ucuz kamikaze dronun aynı anda bir hedefe yönlendirildiği saldırı örnekleri, hem Batılı hem Türk savunma planlamacılarını mühimmat tükenmeyen çözümlere daha fazla kaynak ayırmaya itiyor; BAE’nin MDACS-HPM ikilisi bu eğilimin ABD tarafındaki en güncel örneği olarak öne çıkıyor.
Kaynaklar
- BAE Systems resmi basın bülteni, «BAE Systems unveils next-generation directed energy and kinetic defense systems at AUSA», 12 Ekim 2026 — MDACS ve HPM’nin ürün tanımları ve resmi açıklamalar için kullanıldı.
- Army Recognition, «BAE Systems develops MDACS cannon air defense for U.S. Army to defeat drones and cruise missiles», 2026 — bağımsız doğrulama ve MDACS’ın görev tanımı için kullanıldı.
- Defence Industry Europe, «BAE Systems pitches new High Power Microwave system to the U.S. defense market», 2026 — HPM’nin teknik iddialarının çapraz doğrulanması için kullanıldı.

