AKSUNGUR’un TOLUN ile İlk Atışı Neyi Değiştiriyor?

Asaf Türk’ün haftalık köşesi.
Savunma Sanayii Başkanlığı’nın 19 Ekim’de yayımladığı haftalık özete göre, TUSAŞ üretimi AKSUNGUR insansız hava aracı, ASELSAN’ın TOLUN mühimmatıyla ilk atış testini gerçekleştirdi. Rapor, testin 12-18 Ekim haftasına ait olduğunu belirtiyor; tarih, atış mesafesi ve isabet sonucuna dair başka bilgi vermiyor.
Kaynak tek ve resmî: SSB’nin kurumsal haftalık faaliyet özeti. Bu, entegrasyonun gerçekleştiğini güvenilir kılıyor, ama test sonucunu doğrulamıyor; SSB ne mesafe ne isabet oranı paylaştı. Performansa dair bir yargıya şimdilik varılamaz, varılabilecek olan tek şey AKSUNGUR’un artık TOLUN taşıyabildiği.
Önemli olan kısım da burada başlıyor. AKSUNGUR, bugüne kadar esas olarak Deniz Kuvvetleri’nin karakol ve keşif-gözetleme görevlerinde uçan, çift motorlu bir MALE sınıfı platformdu. TOLUN’un buraya eklenmesi, aracın görev tanımını doğrudan vuruşa doğru genişletiyor; AKINCI’nın sahip olduğu yetenek artık ikinci bir gövdede de var. Bu, tek bir mühimmatın birden fazla platforma taşınabildiği bir modülerlik modelinin somut örneği.
TOLUN ne yapıyor, nerede sınırlanıyor?
TOLUN, ASELSAN’ın GPS/INS güdümlü mini mühimmat ailesi; kamuya açık bilgilere göre üç alt tipten oluşuyor: parçalanma başlıklı ve darbe fitilli Tolun I, yakınlık fitilli ve zırhlı araç/piyade hedefli Tolun F, delici başlıklı ve programlanabilir gecikmeli fitille donatılmış Tolun P. Polonyalı savunma yayını Defence24’ün 1 Eylül Karapınar gösteriminden aktardığına göre Tolun P, sertleştirilmiş yapılara nüfuz edebiliyor; ASELSAN’ın kendi açıklamaları bu rakamı yaklaşık bir metre donatılı beton olarak veriyor. Hedef kategorisi yer altı sığınak, komuta merkezi ve zırhlı hangar.
Burada sınır da açık: delme kapasitesi üreticinin kendi beyanı, bağımsız bir test kurumunca doğrulanmadı. Mühimmat SADAK-4T çoklu taşıma sehpasıyla bir istasyondan dört adet taşınabiliyor, yani tek sortide sekiz farklı hedef mümkün — ama bu da sahadaki isabet oranını değil, taşıma kapasitesini anlatıyor. İkisini birbirine karıştırmamak gerekiyor.
Yedi yıllık bir hat: ANKA’dan bugüne
AKSUNGUR’un geçmişi 2019’a uzanıyor. Platform, ANKA’nın (eski adıyla Anka-2) gövde ve kanat tasarımını yenileyerek ilk uçuşunu 20 Mart 2019’da yaptı; avionik mimarisi ve yer istasyonu ANKA ailesiyle ortak kaldı. İlk birim, İngilizce savunma basınının (Air Recognition) aktardığına göre 20 Ekim 2021’de Deniz Kuvvetleri Komutanlığı’na teslim edildi — yani envantere giriş, ilk uçuştan iki yıl sonra. TOLUN ailesi ise 2022-2023’te aerodinamik davranış, yapısal bütünlük ve Türk platformlarıyla entegrasyon üzerine yoğunlaşan bir geliştirme sürecinden geçti. 2024’te Karapınar’da yoğun GPS karıştırma ortamında hedefi vurduğu duyuruldu; ardından AKINCI’dan yapılan atışlarda isabet bildirildi. Bu yılın Eylül ayında, 15’i aşkın ülkenin heyeti önünde yine Karapınar’da AKINCI’dan gösterim yapıldı. Ekim ayındaki AKSUNGUR testi, bu çizginin son halkası; yedi yıllık bir platform geçmişiyle iki-üç yıllık bir mühimmat geliştirme hattının kesiştiği nokta.
Platformun İngilizce kaynaklara yansıyan özellikleri, düşük irtifada 750 kilogramın üzerinde yük taşıyabildiğini gösteriyor — bu, teorik olarak hem sensör paketini hem TOLUN gibi bir mühimmat yükünü aynı sortide taşıyabilecek bir kapasite bırakıyor. Ama kapasite ile konfigürasyon aynı şey değil; SSB, AKSUNGUR’un bu testte hangi yükle uçtuğunu, mühimmatın gövdenin neresine entegre edildiğini açıklamadı.
Yeni olan, mühimmatın kendisi değil, taşıyıcısı. TOLUN’un isabet kaydı AKINCI üzerinden zaten biliniyordu; buradaki fark, ailenin platformdan bağımsız hale gelmesi. Bir mühimmatın birden fazla gövdeye entegre edilebilmesi, TSK içinde esneklik demek; ihracatta da aynı mühimmat ailesinin farklı müşteri platformlarına uyarlanabilmesi demek — tek bir entegrasyon paketi yerine tekrarlanabilir bir model.
Sahada bunun ne değiştirebileceği sorusu hâlâ koşullu. AKSUNGUR’un deniz karakolu sırasında keşfettiği bir hedefi aynı sortide vurabilmesi, tespit-ile-vuruş arasındaki süreyi kısaltabilir — ama bu, aracın aynı anda hem sensör hem mühimmat yükünü taşıyıp taşıyamadığına bağlı; SSB bu ayrıntıyı paylaşmadı. Olası bir karşı hamle de var: AKSUNGUR’un görev profili genişledikçe, hava savunması önceliklendirmesinde de bu tür orta-irtifa platformlara karşı daha fazla kaynak ayrılması beklenebilir.
Karşılaştırma ölçütü üstünden bakıldığında, MALE sınıfı platformlarda ISR’den vuruşa geçiş yeni bir model değil; ABD’nin MQ-9 Reaper’ı ve Çin’in Wing Loong II’si de aynı gövdeyi hem keşif hem saldırı yüküyle uçuruyor. Türkiye’nin farkı, bunu tek bir mühimmat ailesini AKINCI ve AKSUNGUR gibi farklı gövdelere yayarak yapması; ölçek ve üretim kapasitesi açısından Reaper programıyla kıyaslandığında Türk filosu halen daha küçük, ama entegrasyon hızı bakımından yakın bir tempo izliyor.
Türkiye açısından endüstriyel tarafı da var: SSB’nin sözleşme ve koordinasyon makamı, ASELSAN’ın mühimmat, TUSAŞ’ın platform tarafında olduğu bu iş bölümü, aynı hafta içinde DRAGONEYE 2 teslimatları, SUNGUR ve OMTAS muayene-kabul süreçleri ve ÇAKIR için imzalanan bir tedarik sözleşmesiyle birlikte okunduğunda, münferit bir test değil birkaç programın eş zamanlı ilerlediği bir takvime işaret ediyor. Bağımlılık tarafı da unutulmamalı: TOLUN’un güdüm bileşenlerinin ne kadarının yerli olduğu SSB açıklamasında yer almıyor.
İhracat pazarlaması açısından da bir fark var: bir müşteri TOLUN’u satın aldığında, bunu yalnızca AKINCI’ya değil AKSUNGUR’a da entegre edebileceğini biliyor. Bu, tek bir mühimmat geliştirme maliyetinin birden fazla platform satışına yayılabilmesi anlamına geliyor; ASELSAN ve TUSAŞ için ayrı ayrı pazarlanan iki ürün değil, birlikte sunulabilecek bir paket ortaya çıkıyor.
Bilinen ve bilinmeyen taraflar şöyle ayrışıyor: AKSUNGUR’dan TOLUN atışının gerçekleştiği ve bunun SSB tarafından resmen doğrulandığı kesin; mühimmatın hangi varyantının (I, F yoksa P) kullanıldığı, atışın tam tarihi, menzili ve isabet sonucu ise açıklanmadı. SSB’nin bu ayrıntıları ayrıca paylaşıp paylaşmayacağı da belirsizliğini koruyuyor; kurumun önceki test duyurularında da benzer bir sessizlik örüntüsü var, bu da kendi başına bir veri noktası.
SSB’nin bir sonraki haftalık özetinde bu testin ayrıntılarına yer verip vermeyeceği, yoksa AKSUNGUR-TOLUN kombinasyonunun sessizce envantere ilk adımını atıp atmayacağı önümüzdeki haftalarda görülecek.
Kaynaklar
- Savunma Sanayii Başkanlığı (SSB), “Türk Savunma Sanayii’nde Bu Hafta Neler Oldu?”, 19.10.2026, ssb.gov.tr — AKSUNGUR-TOLUN testinin resmi doğrulaması.
- Damian Ratka, “Turkiye’s new powerful weapon. They will be able to strike deep into enemy territory”, Defence24, 03.09.2026, defence24.com — TOLUN ailesinin Karapınar gösterimi, varyantlar ve SADAK-4T taşıma sistemi.
- “Turkish Aerospace Industries delivers first Aksungur UAV to Turkish navy”, Air Recognition, 21.10.2021, airrecognition.com — AKSUNGUR’un Deniz Kuvvetleri’ne ilk teslimat tarihi.
- envantermedya, “AKSUNGUR, TOLUN Mühimmatıyla İlk Atışını Gerçekleştirdi”, 25.10.2026 — haberin ilk duyurusu.
- envantermedya, “Bayraktar AKINCI Hangi Mühimmatları Kullanıyor? MAM’dan ÇAKIR’a” — TOLUN’un AKINCI’daki önceki kullanımı.
- envantermedya, “ANKA ve AKSUNGUR’da Hangi ASELSAN Sistemleri Var?” — AKSUNGUR’un mevcut sensör ve sistem envanteri.
- envantermedya, “AKSUNGUR, aselBUOY 100P ile Denizaltı Tespiti Görevini Tamamladı” — aynı hafta AKSUNGUR’a eklenen bir diğer görev yeteneği.
- envantermedya, “AKINCI’nin MORFOZ Testi Ne Gösteriyor, Ne Göstermiyor?” — benzer bir SİHA mühimmat testinin kanıt sınırları üzerine.
