326 Gün Denizde Kaldı, Yangın Geçirdi: ABD USS Ford’u 6 Ayda Hazır Edeceğini Söylüyor

ABD Donanması’nın en yeni ve en pahalı uçak gemisi USS Gerald R. Ford, 326 gün denizde kaldıktan sonra mayıs ayında yurda döndü — Vietnam’dan bu yana bir ABD uçak gemisinin yaptığı en uzun sefer. Seferin ortasında, 12 Mart’ta Kızıldeniz’de çıkan yangın birkaç yatakhaneyi kullanılamaz hâle getirdi, 600’den fazla denizci kalacak yer değiştirdi. Buna rağmen Norfolk Deniz Tersanesi komutanı, gemiyi planlanan altı ayda teslim edeceğini söylüyor. Sorun şu ki Donanma Bakan Vekili’nin Kongre’de verdiği rakam, bu seferin bakım yükünü yaklaşık yüzde 30 artırdığını söylüyor.
Bir Bakışta
- Ne oldu: USS Gerald R. Ford (CVN-78) 326 günlük seferden döndü; temmuzda Norfolk’ta planlı bakıma (PIA) girdi.
- Nerede: Norfolk Deniz Tersanesi, Virginia (ABD).
- Kim söyledi: Tersane Komutanı Tuğamiral Kavon Hakimzadah: “O gemiyi yine altı ayda teslim edeceğim, ama ikinci bir bakım dönemi kurduk.”
- Kaç gün: 326 gün — önceki rekor USS Abraham Lincoln’e ait 294 gündü (2019-2020).
- Yangın bilançosu: 12 Mart 2026, ana çamaşırhane; 200’den fazla denizci duman solumasından tedavi edildi, 600’den fazlası yatakhanesini kaybetti.
- Aritmetik: Donanma Bakan Vekili Hung Cao’ya göre her 30 günlük sefer uzaması bakım yükünü yüzde 6 artırıyor; beş aylık uzama yaklaşık yüzde 30 demek.
- Türkiye için anlamı: Bir uçak gemisinin gerçek ölçüsü tonaj değil, yılda kaç gün denizde kalabildiği — MUGEM tartışmasının asıl ekseni de burası.
Vietnam’dan bu yana en uzun sefer
USS Gerald R. Ford, ABD Donanması’nın yeni nesil uçak gemisi ailesinin ilk üyesi. Yaklaşık 4.600 kişilik mürettebatıyla mayıs ayında Norfolk’a döndüğünde arkasında 326 günlük bir sefer bırakmıştı. Bu, bir ABD uçak gemisinin Vietnam Savaşı’ndan bu yana yaptığı en uzun kesintisiz görev. Kırılan rekor da yakın tarihliydi: USS Abraham Lincoln 2019-2020’de 294 gün denizde kalmıştı.
Seferin başlangıcı ile sonu birbirine hiç benzemiyordu. Gemi önce ABD Güney Kuvvetleri Komutanlığı (SOUTHCOM) sorumluluk sahasında, Latin Amerika kıyılarındaki askerî yığınağın parçası olarak görev yaptı. Ardından rota Orta Doğu’ya çevrildi ve Ford, “Epic Fury” adı verilen operasyonun merkezine yerleşti. Atlantik birden fazla kez geçildi, güverteden yüzlerce sorti kalktı.
Uçak gemisi seferlerinin standart takvimi yedi aydır. Bu takvim keyfî değil: mürettebatın dayanıklılığı, uçuş güvertesinin aşınma hızı, nükleer olmayan sistemlerin bakım aralıkları ve tersane kapasitesi bu sayının etrafında kurgulanır. Ford’un seferi bu standardı beş ay aştı. Donanma dilinde bunun karşılığı basittir: her ek gün, geri döndüğünde tersanede ödenecek bir borçtur.
Borcun ne kadar büyüdüğü de belirsiz değil. Donanma Bakan Vekili Hung Cao, Temsilciler Meclisi Ödenekler Komitesi’nde konuşurken pratik bir başparmak kuralı verdi: geminin sefer süresi her 30 gün uzadığında bakım yükü yaklaşık yüzde 6 artıyor. Beş aylık uzama, kabaca yüzde 30 daha fazla iş demek. Cao aynı oturumda, Ford’un yaklaşık on bir aylık seferden döndükten sonra standart yedi aylık bir sefere kıyasla belirgin biçimde daha fazla bakım isteyeceğini söylemişti.

12 Mart: Kızıldeniz’de çamaşırhane yangını
Seferin en ağır anı 12 Mart 2026’da yaşandı. Gemi Kızıldeniz’de Epic Fury operasyonunu desteklerken ana çamaşırhane bölümünde yangın çıktı. Muharebe kaynaklı değildi; yani bir füze ya da insansız hava aracı isabeti söz konusu değildi. Buna rağmen yangın gemi içinde yaklaşık bir gün boyunca uğraştırdı.
Bilanço, bir uçak gemisinin ne kadar kalabalık bir yaşam alanı olduğunu hatırlatıyor. İki denizci hayati tehlike taşımayan yaralanmalarla tedavi edildi, bir denizci ileri tedavi için helikopterle gemiden tahliye edildi. İkiyüzden fazla denizci duman solumasından tedavi görüp görev başına döndü. Asıl kalıcı etki ise yaşam mahallerindeydi: birkaç yatakhane yandı ya da ağır duman hasarı aldı, 600’den fazla denizci seferin geri kalanını kendi ranzası olmadan geçirdi.
Yangın, tek başına bir kaza olarak okunabilir. Ancak seferin başka bir ayrıntısıyla birlikte okunduğunda bir örüntüye dönüşüyor: Ford sınıfında maliyeti düşürmek için tercih edilen ticari tipteki tesisat sisteminin, sefer boyunca tişört ve halat parçalarıyla tıkanması ve teknisyenlerin bu hatları defalarca açmak zorunda kalması. İkisi de savaş hasarı değil; ikisi de gemiyi günlerce meşgul eden “ev işleri”. Ve ikisi de, azaltılmış mürettebat mantığıyla tasarlanmış bir geminin bir yılı aşan seferde nereden yorulduğunu gösteriyor.
Burada gözden kaçan bir insan boyutu var. Bir yıl süren bir seferin son üç ayını, yandığı için kullanılamayan yatakhanesinden çıkarılmış 600 kişiyle geçirmek, mürettebat yorgunluğu tablolarında görünmeyen bir yük. Donanmanın uzun sefer tartışmasının teknik tarafı kadar bu tarafı da var.
Norfolk’ta iki ayrı bakım hattı kuruldu
Gemi temmuz ayında Norfolk Deniz Tersanesi’nde Planlı Aşamalı Bakım (PIA) dönemine girdi. PIA, uçak gemilerinin sefer döngüleri arasında girdiği orta ölçekli bakım penceresidir; tipik olarak altı ila sekiz ay sürer. Ford’un takvimi altı ay olarak planlanmıştı ve yangın hasarı ortaya çıktığında bu takvimin kayması akla gelen ilk ihtimaldi.
Tersane komutanı Tuğamiral Kavon Hakimzadah bunun olmayacağını söylüyor. Açıklaması net: “O gemiyi yine altı ayda teslim edeceğim, ama ikinci bir bakım dönemi kurduk.” Yani Donanma, yangın onarımını PIA’nın içine sıkıştırmak yerine ayrı bir iş paketine ayırdı; bu paketi bölgesel bir bakım merkezi ticari yüklenicilerle birlikte yürütüyor.
Bu, göründüğünden daha önemli bir yönetim hamlesi. Bir tersanede takvimi belirleyen şey toplam iş saati değil, kritik yoldur: hangi işin bitmeden hangi işin başlayamayacağı. Yangın onarımı yaşam mahallerinde yoğunlaştığı için, makine daireleri ve uçuş güvertesi sistemleri üzerindeki PIA işleriyle büyük ölçüde paralel yürütülebilir. Onarımı ayrı bir hatta almak, kritik yolu temiz tutmak demek.
Hakimzadah’ın güveninin ikinci dayanağı da yakın geçmiş: benzer sınıftaki gemilerin son PIA’larının planlanandan önce bitmesi. Yine de bu hamlenin bir başka okuması daha mümkün. İkinci bir bakım dönemi açmak, ek kapasite yaratmaz; mevcut kapasiteyi yeniden bölüştürür. Ticari yüklenicilere aktarılan iş, devlet tersanesinin defterinden çıkar ama Donanmanın toplam bakım faturasından çıkmaz.

Aritmetik tutuyor mu? Yüzde 30 fazla iş, aynı altı ay
Haberin asıl ilginç yeri burası. Aynı kurumdan iki rakam var ve bunlar birbirini doğrulamıyor. Donanma Bakan Vekili yüzde 6/30 gün kuralını veriyor; bu kural Ford için yaklaşık yüzde 30 ek iş anlamına geliyor. Tersane komutanı ise takvimin değişmediğini söylüyor. İkisi aynı anda doğru olacaksa, aradaki fark bir yerden karşılanıyor demektir.
Üç ihtimal var. Birincisi, yüzde 6 kuralının ihtiyatlı bir üst sınır olması; yani gerçek yükün tahmin edilenden düşük çıkması. İkincisi, işin bir bölümünün ertelenmesi: uçak gemisi bakımında bazı kalemler bir sonraki bakım penceresine bilinçli olarak aktarılır ve bu, kısa vadede takvimi kurtarıp orta vadede birikimi büyütür. Üçüncüsü, ikinci bakım döneminin tam da bu taşmayı emmesi — iş yapılıyor, ama PIA takvimine yazılmıyor.
Bu üçü birbirini dışlamıyor; büyük ihtimalle üçünün karışımı çalışıyor. Önemli olan, hangisinin ağır bastığını geminin altı ay sonraki teslim performansından çok, bir sonraki bakım döneminin ne kadar şiştiğinden anlayacak olmamız. Uçak gemisi bakımında gecikmeler nadiren tek bir dönemde patlar; genellikle iki üç döngü sonra, “neden hiçbir gemi zamanında çıkmıyor” sorusu hâlinde görünür.
Ford’un bir özelliği daha var: sınıfının ilk gemisi. Elektromanyetik mancınık (EMALS), gelişmiş tutucu halat sistemi (AAG) ve yeni nesil silah asansörleri gibi sistemlerin uzun süreli bakım geçmişi henüz yok. 326 günlük sefer, bu sistemlerin dayanıklılığına dair ilk gerçek veri setini üretti. O veri, bakım takviminden daha değerli olabilir.
Asıl darboğaz: kaç uçak gemisi gerçekten denize çıkabiliyor?
Uzun seferler bir tercih değil, bir sonuçtur. ABD Donanması kâğıt üzerinde on bir uçak gemisine sahip; ancak bunların bir kısmı her an derin bakımda, bir kısmı eğitim/hazırlık döngüsünde, bir kısmı da yeni dönmüş durumdadır. Aynı anda dünyanın herhangi bir yerine gönderilebilecek gemi sayısı bu yüzden tonajla değil, tersane kapasitesiyle ölçülür. Ford’un beş ay uzatılmasının sebebi de esas olarak budur: yerine gönderilecek gemi yoktu.
Bu kısıt ABD’ye özgü de değil. Fransa tek bir nükleer uçak gemisine, Charles de Gaulle’e sahip; gemi büyük bakıma girdiğinde Fransız Deniz Kuvvetleri belirli bir süre uçak gemisi kabiliyetini tamamen kaybeder. Tek gemili donanmalarda “hazır bulunma” oranı, gemiye sahip olmakla aynı şey değildir.

Diğer uçta ise seferi uzatan asıl baskı var. Çin, üçüncü uçak gemisi Fujian ile elektromanyetik mancınıklı gemi kulübüne girdi ve donanma inşa hızıyla ABD tersane kapasitesini kıyaslanamaz bir tempoya zorluyor. Washington’ın Indo-Pasifik’te sürekli varlık istemesinin ve Orta Doğu’da aynı anda bir gemi bulundurmaya çalışmasının bedeli, Ford gibi gemilerin defter dışı çalıştırılması oluyor.

Sonuç, döngüsel bir sıkışma: gemi azlığı seferleri uzatıyor, uzayan seferler bakımı ağırlaştırıyor, ağırlaşan bakım da denize çıkabilen gemi sayısını düşürüyor. Ford’un altı aylık bakım sözü bu döngüde küçük bir vaat; asıl mesele, bu döngünün kendisinin kırılıp kırılamayacağı.
USS Gerald R. Ford ve Ford sınıfı: teknik künye
| Özellik | Değer |
|---|---|
| Sınıf / borda numarası | Ford sınıfı / CVN-78 (sınıfın ilk gemisi) |
| Üretici | Huntington Ingalls Industries – Newport News Shipbuilding (Virginia) |
| Hizmete giriş | 22 Temmuz 2017 |
| Tam yük deplasmanı | ~100.000 ton |
| Tahrik | 2 × A1B nükleer reaktör |
| Mancınık sistemi | EMALS (elektromanyetik uçak fırlatma sistemi) |
| Tutucu sistem | AAG (gelişmiş tutucu halat sistemi) |
| Mürettebat | ~4.600 kişi (gemi + hava grubu) |
| Son sefer | 326 gün (mayıs 2026’da tamamlandı) — Vietnam’dan bu yana en uzun |
| Mevcut durum | Norfolk Deniz Tersanesi’nde PIA (temmuz 2026’dan beri), hedef teslim 6 ay |
Ford sınıfı nedir, neyi değiştirmeye çalıştı?
Ford sınıfı, yarım yüzyıldır ABD Donanması’nın belkemiği olan Nimitz sınıfının yerini almak üzere tasarlandı. Temel iddia daha büyük bir gemi değil, daha verimli bir gemiydi: aynı büyüklükte gövdeden daha fazla sorti üretmek ve bunu daha az insanla yapmak. Buharlı mancınık yerine elektromanyetik EMALS, klasik tutucu sistem yerine AAG, hidrolik silah asansörleri yerine elektromanyetik asansörler bu iddianın somut karşılıklarıydı.
Gemi 22 Temmuz 2017’de hizmete girdi, ancak yeni sistemlerin olgunlaşması yıllar aldı. EMALS ve silah asansörleri uzun süre programın en çok eleştirilen kalemleri oldu; ilk yıllarda güvenilirlik hedeflerinin altında kalındı. Ford’un ilk tam muharebe seferini ancak 2023’te yapabilmesinin arkasında da bu olgunlaşma süreci var.
Sınıfın diğer üyeleri sırada: John F. Kennedy (CVN-79), Enterprise (CVN-80) ve Doris Miller (CVN-81) inşa ve tedarik aşamalarında. Beşinci gemi CVN-82 için Huntington Ingalls’a erken malzeme tedariki sözleşmesi verildi. Yani sınıf, ilk geminin çıkardığı derslerle birlikte ilerliyor.
Ford sınıfının tek kullanıcısı ABD. Ancak tasarım mantığı — otomasyonla mürettebat azaltmak, elektrikli sistemlere geçmek, sorti üretimini artırmak — dünyadaki bütün büyük donanma programlarının referans noktası hâline geldi. Bu yılki sefer, o mantığın sınır koşullarını da görünür kıldı: otomasyon sorti üretimini artırıyor, ama gemide yangın söndüren, tesisat açan, ranza bulan insan sayısını da azaltıyor.
Türkiye açısından: MUGEM tartışmasının asıl ekseni
Türkiye’nin uçak gemisi gündemi genellikle tonaj ve uçak tipi üzerinden konuşuluyor. Ford örneği, daha az konuşulan ama daha belirleyici olan ölçüyü hatırlatıyor: bir gemi yılda kaç gün denizde kalabiliyor? Bu sorunun cevabı gövdede değil, tersanede, yedek parça zincirinde ve mürettebat döngüsünde saklı.
Türkiye bu ölçüde avantajlı bir yerden başlıyor. TCG Anadolu (L-400), 2023’te hizmete giren amfibi hücum gemisi, yurt içinde — Sedef Tersanesi’nde — inşa edildi. Bunun operasyonel karşılığı doğrudan bakımdır: gövdeyi yapan tersanenin ülkede olması, büyük onarım ve modernizasyonun dış takvime bağlı kalmaması demek. ABD’nin bugün yaşadığı sıkışmanın büyük bölümü kapasite darlığından kaynaklanıyor; Türkiye’nin kurduğu model, kapasiteyi baştan yurt içinde tutma modeli.

İkinci nokta hava grubunda. Bayraktar TB3, kasım 2024’te TCG Anadolu güvertesinden kalkış ve iniş yaparak kısa güverteli bir gemiden operasyon yapan ilk insansız muharip uçak oldu; KIZILELMA ile güverte çalışmaları da sürüyor. İnsansız bir hava grubunun bakım yükü profili insanlı bir gruba göre farklıdır: pilot eğitim döngüsü, uçuş saati başına insan maliyeti ve mürettebat yorgunluğu denkleminden büyük ölçüde çıkar. Uzun deniz görevlerinde bu, doğrudan “kaç gün denizde kalabilirim” sorusuna yazılan bir kazançtır.

MUGEM (Milli Uçak Gemisi) programı bu iki hattın birleştiği yerde duruyor: yurt içinde inşa edilen daha büyük bir gövde ve ağırlıklı olarak insansız bir hava grubu. Program henüz tasarım ve hazırlık aşamasında ve önünde ciddi mühendislik kalemleri var — mancınık mı, rampa mı; tahrik mimarisi ne olacak; hava grubunun insanlı bileşeni nereden gelecek. Ama Ford’un bu yılki hikâyesi, bu soruların yanında üçüncü bir sorunun da baştan sorulması gerektiğini gösteriyor: gemi denize indikten sonra onu yılda 200 gün denizde tutacak bakım altyapısı nerede kurulacak?
Çünkü uçak gemisi sahibi olmakla uçak gemisi kabiliyeti sahibi olmak farklı şeyler. Dünyanın en pahalı savaş gemisi bile, tersanede beklediği sürece caydırıcılık üretmiyor.
Kaynaklar
- Breaking Defense — “Despite fire, lengthy deployment, Navy expects only six-month maintenance for USS Ford” (14 Eylül 2026)
- USNI News — “Carrier USS Gerald R. Ford Suffers Fire, At Least 2 Sailors Injured” (12 Mart 2026)
- Navy Times — “Onboard fire extinguished on aircraft carrier in Red Sea, Navy says” (12 Mart 2026)
- ABD Donanması ve Huntington Ingalls Industries kurumsal bilgileri (Ford sınıfı teknik künye)
- Savunma Sanayii Başkanlığı (SSB) ve Baykar kamuya açık program bilgileri (TCG Anadolu, TB3, MUGEM)




