ABD Donanması Torpidoyu Deniz Tabanına Gömüyor: Liberator Aylarca Pusuda Bekleyecek

ABD Donanması, denizaltı savaşının en pahalı değişkenini denklemden çıkarmaya çalışıyor: denizaltının kendisini. Naval News’in 26 Ağustos 2026’da yayımladığı analize göre Liberator programı, Mk 48 ADCAP ağır sınıf torpidoyu bir tekneye değil doğrudan deniz tabanına yerleştiriyor. Sistem, Orca insansız denizaltısıyla haftalar hatta aylar önceden düşman sularına bırakılacak, sessizce bekleyecek ve karşısına çıkan uçak gemisini ya da denizaltıyı kendi kararıyla vuracak. FY2027 bütçesinde programın karşılığı 27 milyon dolar — küçük bir rakam, ama arkasındaki fikir hiç küçük değil.

Bir Bakışta
- Ne: Liberator — deniz tabanına yerleştirilen, torpido fırlatan sabit sualtı silah sistemi.
- Kim: ABD Donanması; program yönetimi İnsansız ve Küçük Muharipler Program Yönetim Ofisi (PEO USC).
- Ana mühimmat: Mk 48 ADCAP ağır sınıf torpido (295 kg harp başlığı); ayrıca Mk 54 hafif torpido ve tek yönlü saldırı sualtı araçları.
- Taşıyıcı: Boeing Orca XLUUV’un 10 metrelik çok amaçlı faydalı yük modülü.
- Para: FY2027 talebi 27 milyon dolar; Orca tarafında FY2027’de 135,8 milyon dolar, gelecek yıllar planında toplam 1,13 milyar dolar / 16 araç.
- Takvim: FY2026’da tam ölçekli test varlığı; FY2026 son çeyreğinde rekabetçi prototip sözleşmeleri; FY2027 sonunda uçtan uca denizde gösterim.
- Nerede: Açıkça telaffuz edilen coğrafya Tayvan ve Luzon boğazları.
- Türkiye için anlamı: Dar boğazlar ve sığ kapalı denizler, sabit sualtı etkileyicisinin en verimli olduğu coğrafya — ve Türkiye’nin coğrafyası tam olarak bu.
Liberator Nedir? Bir Denizaltı Değil, Deniz Tabanına Gömülü Bir Torpido Kovanı
Klasik denizaltı savaşında torpidonun bir adresi vardır: bir denizaltının ya da bir su üstü gemisinin içi. Torpidoyu hedefin menziline taşıyan şey, mürettebatıyla birlikte aynı riski göze alan pahalı bir platformdur. Liberator bu zinciri ortadan ikiye kesiyor. Naval News muhabiri Carter Johnston’ın 26 Ağustos 2026 tarihli analizine göre program, torpidoyu taşıyıcıdan ayırıp doğrudan deniz tabanına yerleştirmeyi hedefliyor.
Donanmanın kendi bütçe belgelerindeki tanımı sade: Liberator, “torpidolar veya benzeri cihazlar için alternatif bir teslim sistemi” ve “çeşitli faydalı yükleri fırlatmak üzere deniz tabanına yerleştirilen sabit bir sistem”. Yani ne bir mayındır ne de bir insansız araç; ikisinin arasında duran, kendi başına karar verip kendi mühimmatını fırlatan bir kovan.
Farkı anlamak için basit bir soru yeterli: Bir uçak gemisi görev grubunun geçeceği bir boğaza torpido göndermek istiyorsanız, o torpidoyu oraya kim götürecek? Cevap bugün “bir nükleer saldırı denizaltısı” ise, o denizaltıyı da haftalarca o suda tutmanız, beslemeniz ve tespit edilmemesini sağlamanız gerekir. Liberator’ın cevabı ise “kimse — torpido zaten aylardır orada” oluyor.
Bu, kabiliyetin kendisinden çok kabiliyetin maliyet yapısını değiştiren bir fikir. Bir Virginia sınıfı denizaltının bir bölgede bulunması, o teknenin başka hiçbir yerde bulunamaması demektir. Deniz tabanındaki bir kovan ise hiçbir şeyin alternatif maliyeti değildir; bir kez bırakıldıktan sonra kimsenin zamanını, mürettebatını ya da bakım takvimini tüketmez.
Program Nasıl Ortaya Çıktı: 5.000 Sayfalık Bütçe Belgesinin İçinden
Liberator’ın kamuoyuna açılış biçimi, ABD savunma programlarının nasıl görünür hâle geldiğinin ders niteliğinde bir örneği. Program 2025’te sessizce ortaya çıktı; ilk izleri Haziran 2025’te yayımlanan yaklaşık 5.000 sayfalık araştırma-geliştirme bütçe belgelerinde bulundu. Naval News, programı ve hedeflerini ilk kez Temmuz 2025’te haberleştirdiğini belirtiyor. O dönemde Donanma yetkilileri sistemin ayrıntıları hakkında yorum yapmayı reddetmişti.
Ekim 2025’te bir sanayi günü düzenlendi: İnsansız ve Küçük Muharipler Program Yönetim Ofisi (PEO USC), Liberator hakkında üretici firmalara 3,5 saatlik bir sunum yaptı. Savunma sanayiinde 3,5 saatlik bir sanayi günü sunumu, “fikir aşamasındayız” demenin değil, “şartname netleşti, teklif hazırlayın” demenin işaretidir.
2026 boyunca belgelere yeni ayrıntılar düştü ve tablo netleşti. Program artık bir kavramsal çalışma değil; tam ölçekli bir test varlığının tasarım ve imalatı için para ayrılmış, prototip için rekabetçi bir Diğer İşlem Yetkisi (OTA) sözleşmesinin birden fazla firmaya verilmesi planlanmış durumda. OTA yöntemi, geleneksel savunma tedarik mevzuatının dışında kalan hızlı bir sözleşme aracı; Pentagon’un son yıllarda insansız sistemlerde tercih ettiği yol.
Takvim: Prototipten 2027 Sonundaki Denizde Gösterime
Belgelerden çıkan takvim oldukça sıkışık. FY2026’da tam ölçekli test varlığının tasarımı ve imalatı yapılıyor. Aynı mali yılın üçüncü ve dördüncü çeyreğinde Donanmanın birden fazla rakibe prototip için rekabetçi OTA sözleşmeleri vermesi bekleniyor. FY2027’de üretim sözleşmelerinin gelmesi, bakım ve harekât test planının kesinleşmesi, filo personeline ilk eğitimin verilmesi öngörülüyor. Aynı mali yılın sonlarında ise uçtan uca kabiliyetleri sınayacak bir denizde gösterim planlanıyor.
“Uçtan uca” ifadesi burada kritik. Bir torpidoyu deniz tabanından fırlatabilmek mühendislik açısından zor ama çözülebilir bir problemdir. Asıl sınav, sistemin aylar sonra doğru hedefi doğru anda tanıyıp doğru kararı vermesi; yani zincirin tamamının çalışması. 2027 sonundaki gösterim, programın gerçek kilometre taşı olacak.
Takvimin bir de gölgesi var: Hunter programı. Boeing’in Orca XLUUV’u için tasarlanan bir “öldürücülük artırma faydalı yükü” olan Hunter’ın kaderi doğrudan Liberator’a bağlanmış durumda. Bütçe belgesinin ifadesi net: “Hunter programının tedarik stratejisi, Liberator programının takvimiyle uyumlu olarak FY2028’in ilk çeyreğine kadar geliştirilecek.” Yani Liberator gecikirse Hunter da gecikir.

Neden Mk 48 ADCAP? 295 Kilogramlık Harp Başlığının Anlattığı Şey
Liberator’ın ana mühimmatı olarak Mk 48 ADCAP (Advanced Capability — Gelişmiş Kabiliyet) ağır sınıf torpidonun seçilmesi, programın hedef listesini de ele veriyor. Mk 48 ADCAP’ın harp başlığı 295 kilogram (650 libre). Karşılaştırma için: Donanmanın hâlihazırda tedarik ettiği Hammerhead kapsüllenmiş etkileyicisinin taşıdığı Mk 54 hafif torpidonun harp başlığı 44 kilogram (100 libre).
Aradaki yaklaşık yedi katlık fark teknik bir ayrıntı değil, doktrinel bir tercihtir. 44 kilogramlık bir başlık bir denizaltıyı harekât dışı bırakmaya yeter. 295 kilogramlık bir başlık ise su üstü hedefleri — uçak gemilerini, amfibi hücum gemilerini, ikmal gemilerini — masaya koyar. Naval News’in aktardığına göre sistemin risk altında tutması hedeflenen hedefler arasında tam olarak bunlar sayılıyor.
Mk 48 ADCAP’ın kamuya açık menzil tahminleri 12-21 deniz milini aşıyor. Bu, deniz tabanındaki bir kovanın çevresinde onlarca deniz millik bir tehdit dairesi anlamına geliyor. Sistemin taşıyabileceği diğer yükler arasında Mk 54 hafif torpidolar, Savunma İnovasyon Birimi (DIU) tarafından geliştirilen tek yönlü saldırı insansız sualtı araçları ve Mk 54 Kompakt Hızlı Saldırı Silahı da bulunuyor. Yani Liberator tek bir mühimmatın kovanı değil, bir yük ailesinin platformu olarak tasarlanıyor.
Orca Bağlantısı: 10 Metrelik Faydalı Yük Modülünün Etrafında Tasarlandı
Liberator’ın boyutlarını belirleyen şey, taşıyıcısı. Sistem, Orca XLUUV’un 10 metre uzunluğundaki çok amaçlı faydalı yük modülünün ölçülerine göre tasarlanıyor. Daha önce yayımlanan görselleştirmelerde en az on iki adet ağır sınıf torpido kovanının bir arada konumlandırıldığı görülmüştü.
Boeing’in ürettiği Orca, dünyanın en büyük operasyonel insansız sualtı araçlarından biri ve ABD Donanmasının insansız sualtı stratejisinin merkezinde duruyor. FY2027 bütçesinde XLUUV tedariki için 135,8 milyon dolar ayrıldı; bu para iki araca karşılık geliyor. Gelecek Yıllar Savunma Programı boyunca öngörülen toplam ise 1,13 milyar dolar ve FY2031’e kadar 16 araç.
Liberator’ın FY2027 satırı olan 27 milyon dolar, bu rakamların yanında mütevazı kalıyor. Ama savunma bütçelerinde satırın büyüklüğü her zaman fikrin büyüklüğünü göstermez. 27 milyon dolar, prototip ve gösterim aşamasındaki bir programın normal maliyetidir; asıl fatura üretim kararından sonra gelir. Ayrıca Liberator’ın yanında, Orca gelişimini destekleyen Muharip Otonom Deniz Platformu (CAMP) adlı bir başka kalem daha ilerliyor.
Teknik Künye: Liberator ve Taşıdığı Mühimmat
| Başlık | Bilinen veriler |
|---|---|
| Program adı | Liberator |
| Tip | Deniz tabanına yerleştirilen sabit çok yüklü fırlatma sistemi |
| Program yönetimi | PEO USC (İnsansız ve Küçük Muharipler Program Yönetim Ofisi) |
| Ana mühimmat | Mk 48 ADCAP ağır sınıf torpido |
| Harp başlığı | 295 kg (650 lb) |
| Mühimmat menzili | 12-21 deniz milini aşıyor (kamuya açık tahmin) |
| Alternatif yükler | Mk 54 hafif torpido, Mk 54 Kompakt Hızlı Saldırı Silahı, tek yönlü saldırı İSA’ları (DIU) |
| Taşıyıcı platform | Boeing Orca XLUUV — 10 m çok amaçlı faydalı yük modülü |
| Görselleştirilen kapasite | En az 12 ağır torpido kovanı |
| FY2027 talebi | 27 milyon dolar |
| Prototip sözleşmesi | FY2026 3./4. çeyrek, rekabetçi OTA, birden fazla firma |
| Denizde gösterim | FY2027 sonu, uçtan uca kabiliyet |
| Bağlı program | Hunter (tedarik stratejisi Q1 FY2028’e kadar) |
| Telaffuz edilen coğrafya | Tayvan ve Luzon boğazları |
Soğuk Savaş’ın Mirası: Mk 60 CAPTOR’dan Hammerhead’e
Liberator gökten inmedi. Deniz tabanında bekleyip hedefi kendisi seçen bir torpido fikri, ABD Donanmasının kırk yıl önce sahada denediği bir kavramın yeniden doğuşu. Mk 60 CAPTOR (enCAPsulated TORpedo — kapsüllenmiş torpido) 1979’da hizmete girdi ve 2001’e kadar envanterde kaldı.
CAPTOR’ın çalışma mantığı bugün de geçerli: Güvenilir Akustik Yol (RAP) ses yayılımını kullanarak düşman denizaltı imzalarını su üstü gemilerinden ve dost denizaltılardan pasif olarak ayırt ediyor, hedefi teyit ettiğinde içindeki Mk 46 torpidoyu kapsülünden fırlatıyordu. Uçaktan, denizaltıdan ya da su üstü gemisinden bırakılabiliyor, 300 metreye kadar derinlikte haftalar hatta aylarca bekleyebiliyordu. Uçak ve gemiden atılan tipi 3,68 metre uzunluğunda ve 1.077 kilogram, denizaltıdan atılan tipi 3,35 metre ve 935 kilogramdı.
Zincirin yakın halkası ise Hammerhead. General Dynamics Mission Systems’ın geliştirdiği bu kapsüllenmiş etkileyici, demirli bir kovan içinde Mk 54 hafif torpido taşıyor; sensörleri hedefi teyit ettiğinde sualtından fırlatma için modifiye edilmiş torpidoyu serbest bırakıyor. Firma 2022’de 92,9 milyon dolarlık ilk sözleşmeyi aldı, 2024’te 20,7 milyon dolarlık bir opsiyon eklendi ve 2026’da 188 ilave mayın için 229,65 milyon dolarlık bir sözleşme değişikliği geldi. İşin büyük bölümü Taunton, Massachusetts’te yürütülüyor, tamamlanma tarihi Ekim 2028.
Liberator’ın Hammerhead’den farkı ölçek ve amaç. Hammerhead denizaltı avlamak için tasarlanmış demirli bir sistem; Liberator ise deniz tabanına oturan, çok daha ağır bir mühimmatı fırlatan ve su üstü hedefleri de kapsayan bir platform. Aynı ailenin iki farklı ağırlık sınıfı olarak düşünmek doğru olur.
Kapsüllenmiş Silahların Zor Kısmı: Karar Vermek
Deniz tabanına bir torpido koymak mühendislik problemidir; onu doğru anda ateşlemek doktrin problemidir. CAPTOR’dan bu yana bu ailenin gerçek zorluğu hiç değişmedi: hedef ayırt etme.
Sistem sualtındadır, kimseye soramaz. Üstünden geçen şeyin bir düşman denizaltısı mı, bir dost denizaltı mı, tarafsız bir ticari gemi mi yoksa bir balıkçı teknesi mi olduğuna kendi sensörleriyle karar vermek zorundadır. Akustik imza kütüphanesi ne kadar iyi olursa olsun, bu karar bir insanın onayından geçmeden verilecekse hata payı doğrudan siyasi sonuç üretir. Yanlış hedefe atılan 295 kilogramlık bir harp başlığı, teknik bir arıza değil uluslararası bir olaydır.
Bu yüzden Liberator’ın en kritik alt sistemi torpido değil, sensör-karar zinciri ve muhtemelen bir tür haberleşme kabiliyeti olacak. Sualtı haberleşmesi ise sinyalin kendisinin sistemi ele verme riski taşıdığı bir alan; sessiz kalmak istiyorsanız konuşamazsınız, konuşmazsanız da yetki alamazsınız. Programın kamuya açık belgeleri bu tercihin nasıl çözüldüğünü söylemiyor.

Sessiz Kalmanın Bedeli: Enerji, Korozyon ve Biyolojik Kirlenme
Bir silahı aylarca deniz tabanında tutmak, onu ateşlemekten daha zor olabilir. Deniz suyu, üzerinde bırakılan her şeye karşı sabırlı ve acımasızdır. Sistemin çözmesi gereken üç sıradan ama belirleyici problem var.
Birincisi enerji. Sensörleri dinleme modunda tutmak, işlemciyi çalıştırmak ve fırlatma anında gereken gücü hazır bulundurmak, aylarca yetecek bir enerji bütçesi gerektiriyor. İkincisi korozyon ve biyolojik kirlenme: Deniz tabanına oturan bir yapının üzeri haftalar içinde canlılarla kaplanır, bu da hem akustik performansı hem de fırlatma mekanizmasının güvenilirliğini etkiler. Üçüncüsü ise geri alınabilirlik: Kriz sona erdiğinde ya da harekât iptal olduğunda o silahın nasıl etkisiz hâle getirileceği veya toplanacağı, hukuki olduğu kadar teknik bir sorun.
CAPTOR bu sorunları 1970’ler teknolojisiyle “haftalardan aylara” ölçeğinde çözebilmişti. Bugünün pil kimyası, düşük güçlü işlemcileri ve kaplama teknolojileri bu süreyi ciddi şekilde uzatabilir. Ama sahada kanıtlanmadan hiçbir dayanıklılık iddiası anlamlı değildir — 2027 sonundaki gösterimin ölçmesi gereken şey de tam olarak budur.
Hukuki Gri Alan: Mayın mı, Silah Sistemi mi?
Liberator’ın en az teknik kadar önemli bir boyutu, hangi hukuki kategoriye gireceği. Deniz mayınlarının kullanımı 1907 tarihli VIII. Lahey Sözleşmesi ve sonraki teamül hukukuyla düzenlenir; demirlenmiş otomatik temas mayınlarının serbest kaldıktan sonra zararsız hâle gelmesi, mayınlanan bölgelerin bildirilmesi gibi yükümlülükler vardır.
Deniz tabanına yerleştirilen, hedefini kendi sensörleriyle seçen ve torpido fırlatan bir sistemin bu çerçeveye tam olarak oturup oturmadığı tartışmalı. ABD tarafı bu tür sistemleri tarihsel olarak “mayın” değil “kapsüllenmiş etkileyici” ya da “silah sistemi” diye adlandırmayı tercih etti — Hammerhead’in resmî adındaki “encapsulated effector” ifadesi tesadüf değil. Adlandırma, yükümlülüğü belirliyor.
Bu tartışma akademik değil. Uluslararası boğazlardan geçiş rejimi, tarafsız devletlerin ticari gemiciliği ve savaş sonrası temizleme sorumluluğu gibi başlıklar, bu sistemlerin yaygınlaşmasıyla birlikte önümüzdeki yıllarda çok daha sık gündeme gelecek.
Coğrafya: Neden Tayvan ve Luzon Boğazları
Naval News’in analizinde sistemin konuşlanma senaryosu için açıkça iki isim veriliyor: Tayvan Boğazı ve Luzon Boğazı. Bu tercih, kapsüllenmiş sualtı silahının neden yeniden gündeme geldiğini de açıklıyor.
Kapsüllenmiş etkileyicinin verimi, hedefin geçmek zorunda olduğu su alanının darlığıyla doğru orantılıdır. Açık okyanusta bir hedefi beklemek istatistiksel olarak anlamsızdır; hedefin mecburen geçeceği bir boğazda beklemek ise son derece anlamlıdır. Bu yüzden sistem, coğrafyanın kendisini bir sensör gibi kullanıyor: Dar geçit, arama problemini bir bekleme problemine indirgiyor.
İkinci neden erişim. Bu suların kriz anında yoğun şekilde savunulacağı, yani bir denizaltının haftalarca orada kalmasının giderek riskli hâle geleceği varsayılıyor. Liberator’ın mantığı, silahı krizden önce oraya koyup platformu geri çekmek. Naval News’in ifadesiyle sistemler, “ihtilaflı veya erişimi engellenmiş suların deniz tabanına bir süre önceden gizlice bırakılıp” yüksek değerli hedefleri sabırla bekleyebilir.

Türkiye Açısından: Kapalı Denizler ve Dar Boğazlar Denklemi
Liberator’ın çerçevesi Türkiye için doğrudan tanıdık. Kapsüllenmiş sualtı silahının en verimli olduğu ortam — dar geçitler, sığ ve kapalı denizler, hedefin başka rotası olmadığı su alanları — Türkiye’nin çevresindeki coğrafyanın birebir tarifi. Çanakkale ve İstanbul boğazları, Ege’deki adalar arası dar geçitler ve Karadeniz’in kapalı yapısı, sabit sualtı etkisinin klasik ders kitabı örnekleridir. Nitekim Türk deniz harbi tarihinin en bilinen anı da tam olarak bu mantıkla yazıldı: 1915’te Nusret mayın gemisinin döktüğü mayın hattı, bir filoyu yenmeden bir taarruzu durdurdu.
Bugüne bakıldığında Türkiye’nin elinde bu tür bir kabiliyetin yapı taşlarının önemli kısmı hazır. ROKETSAN AKYA, tümüyle millî imkânlarla geliştirilmiş ağır sınıf torpido; yüksek hız, uzun menzil, aktif/pasif sonar başlığı ve fiber optik kablo üzerinden harici güdüm özelliklerine sahip ve MÜREN PREVEZE savaş yönetim sistemine entegre edilerek Türk denizaltılarına millî torpido atma yeteneği kazandırdı. Su üstü platformlardan ve hava araçlarından atılabilen ORKA hafif sınıf torpido ise Liberator’ın alternatif yük listesindeki Mk 54’ün oynadığı role denk bir ağırlık sınıfında.
Taşıyıcı tarafında da tablo hızla değişti. STM’nin otonom insansız sualtı araç ailesi, SAHA 2026’da tanıtılan ve 400 metreyi aşan görev derinliği ile 20 günü geçen harekât süresi bildirilen TENGİZ ile büyük sınıfa uzandı. Sensör tarafında ASELSAN’ın FERSAH karinaya monteli sonarı, DÜFAS düşük frekanslı çekili aktif sonarı ve MATES mayın tespit sistemi; karşı tedbir tarafında ise HIZIR torpido karıştırma ve aldatma sistemi millî bir sualtı akustik birikimi oluşturuyor.
Yani Türkiye’de eksik olan bir ürün değil, bir tanım. Millî bir ağır torpido var, büyük sınıf otonom sualtı aracı var, sualtı akustik ve karar destek birikimi var. Liberator’ın yaptığı şey bunları yeni bir kavramda birleştirmek: mühimmatı platformdan ayırıp coğrafyaya emanet etmek. Türkiye açısından buradaki asıl ders, ABD’nin 27 milyon dolarlık bütçe satırı değil, kapalı denizlerde sabit sualtı etkisinin yeniden ciddiye alınıyor olması. Bu, mayın harbi geleneği güçlü olan bir donanma için doğal bir zemin — üstelik ölçek ve bütçe kıyaslaması yapılabilir bir alan da değil; ABD’nin senaryosu Pasifik’te okyanus aşırı bir erişim problemi, Türkiye’ninki ise kendi kıyısındaki dar sular. İki ihtiyaç aynı değil, ama aynı fizik yasalarına tabi.

Bu Haberden Çıkan Dört Sonuç
Birincisi, mesele silah değil takvim. Liberator’ın getirdiği yenilik torpidoda değil, torpidonun hedefe göre ne zaman konumlandırıldığında. Silahı krizden aylar önce yerleştirmek, kriz anında erişim sağlamaya çalışmaktan bambaşka bir askerî problemdir.
İkincisi, insansız sualtı araçları artık taşıyıcı sınıfına geçiyor. Orca’nın 10 metrelik faydalı yük modülü etrafında bir silah sistemi tasarlanması, XLUUV’ların keşif-gözetleme aracı olmaktan çıkıp mühimmat taşıyıcısına dönüştüğünün açık işareti. Bu, insansız sualtı araçlarının hukuki ve operasyonel statüsünü de değiştirecek bir eşik.
Üçüncüsü, ucuz olan sabit olandır. Bir denizaltıyı bir bölgede tutmanın maliyeti ile bir kovanı orada bırakmanın maliyeti kıyaslanamaz. Bütçeler daraldıkça ve platform sayısı sınırlı kaldıkça, “orada bulunma”yı ucuzlatan her fikir ilgi görecek.
Dördüncüsü, asıl sınav 2027 sonunda. Programın kâğıt üzerindeki her iddiası — dayanıklılık, hedef ayırt etme, uçtan uca zincir — o denizde gösterimde ölçülecek. O tarihe kadar Liberator, iyi düşünülmüş bir fikir olarak kalacak.
Kaynaklar
- Naval News — “Liberator: Understanding the U.S. Navy’s New Seabed Carrier Killer”, Carter Johnston, 26 Ağustos 2026
- Naval News — Liberator programına ilişkin ilk haber, Temmuz 2025 ve Ekim 2025 sanayi günü duyurusu
- ABD Donanması FY2025-FY2027 araştırma, geliştirme, test ve değerlendirme bütçe belgeleri
- Kongre Araştırma Servisi (CRS) — Navy Large Unmanned Surface and Undersea Vehicles raporu
- USNI News — U.S. Navy to Increase Hammerhead Anti-Submarine Mine Order, 17 Mart 2026
- Boeing — Orca XLUUV ürün sayfası
- ROKETSAN — AKYA Yeni Nesil Ağır Sınıf Torpido ve ORKA Yeni Nesil Hafif Sınıf Torpido ürün sayfaları
- TÜBİTAK BİLGEM — “AKYA Torpidosu MÜREN PREVEZE’ye Entegre Ediliyor”
- ASELSAN — Deniz Savaş ve Görev Sistemi Çözümleri
- STM — TENGİZ otonom sualtı aracı basın bülteni



