F-35B’den Eş Zamanlı Sekiz StormBreaker Atışı Gerçekleştirildi

F-35B’den Eş Zamanlı Sekiz StormBreaker Atışı Gerçekleştirildi
Yazı Özetini Göster

RTX’in savunma birimi Raytheon, bir F-35B’nin Arizona’da gerçekleştirilen uçuş testinde eş zamanlı olarak sekiz adet StormBreaker mühimmatı attığını açıkladı. Şirketin “ripple eight” olarak tanımladığı bu atış, tek bir görevde çok sayıda hareketli hedefin aynı anda angaje edilebilmesini hedefleyen entegrasyon çalışmalarının parçası.

Testte ne gösterildi?

Eş zamanlı sekiz mühimmat atışı, yalnızca taşıma kapasitesinin değil atış sonrası ayrışma davranışının da doğrulanmasını gerektiriyor. Birbirine yakın atılan mühimmatların gövde etrafındaki hava akımından etkilenmeden güvenli biçimde ayrılması, iç silah yuvasından atış yapan uçaklarda ayrı bir mühendislik sorunu. Testin kısa dikey kalkış ve dikey iniş yapabilen F-35B varyantıyla yapılmış olması, üç F-35 varyantı arasında iç yuva hacmi en kısıtlı olanın bu konfigürasyonu taşıyabildiğini gösteriyor.

Şirket, testin F-35 ile devam eden StormBreaker entegrasyon çalışmalarının bir aşaması olduğunu belirtiyor. Entegrasyonun tamamlanma takvimi ve hangi yazılım bloğuyla operasyonel hale geleceği açıklanmadı.

StormBreaker nedir?

GBU-53/B StormBreaker, önceki adıyla Small Diameter Bomb II (SDB II), küçük çaplı ve kanatlı bir hassas güdümlü mühimmat. Ailenin ayırt edici özelliği üç modlu arayıcı başlığı: milimetre dalga radar, görüntüleyen kızılötesi ve yarı aktif lazer güdümünü aynı mühimmatta birleştiriyor.

Bu kombinasyon, mühimmatın hem sabit hem hareketli hedeflere karşı kullanılabilmesini sağlıyor. Milimetre dalga radar sis, duman, toz ve bulut gibi görüş kısıtlayıcı koşullarda hareketli hedefi takip edebiliyor; görüntüleyen kızılötesi hedef ayrımını keskinleştiriyor; lazer modu ise yer veya hava unsurunun işaretlediği hedefe yönlendirme imkânı veriyor. Mühimmat hareketli hedeflere karşı 45 milden (yaklaşık 72 kilometre) fazla menzile sahip.

Neden küçük çap?

StormBreaker’ın katlanır kanatlı ve dar gövdeli tasarımı, doğrudan taşıma kapasitesiyle ilgili. F-35’in iç silah yuvası, radar görünmezliğini koruyabilmek için mühimmatın gövde içinde taşınmasını gerektiriyor; bu da hacmi sınırlıyor. Geleneksel bir 2.000 poundluk bombanın kapladığı yere birden fazla küçük çaplı mühimmat yerleştirilebiliyor.

Ağ bağlantılı veri linki sayesinde mühimmat atıldıktan sonra da güncelleme alabiliyor. Bu özellik, hareketli hedefin atış anındaki konumundan uzaklaşması durumunda mühimmatın yeni konuma yönlendirilmesini mümkün kılıyor.

Hangi platformlarda kullanılıyor?

StormBreaker, F-15E Strike Eagle üzerinde operasyonel kullanım onayı almış durumda. ABD Hava Kuvvetleri ve Deniz Kuvvetleri mühimmatı F/A-18E/F Super Hornet’e de entegre ediyor. F-35 entegrasyonu ise programın en kapsamlı ayağı; çünkü F-35 yalnızca ABD değil, aralarında NATO üyelerinin de bulunduğu çok sayıda kullanıcı ülkenin envanterinde.

Hollanda, İngiltere, İtalya, Norveç, Danimarka ve Belçika başta olmak üzere Avrupa’daki F-35 kullanıcıları için bu entegrasyon, hareketli kara hedeflerine karşı her hava koşulunda kullanılabilecek bir mühimmat seçeneği anlamına geliyor.

Sekiz mühimmat neden önemli?

F-35’in iç silah yuvası, görünmez konfigürasyonda tipik olarak dört büyük mühimmat taşıyabiliyor. StormBreaker gibi küçük çaplı mühimmatlarda ise özel istifleme rafları kullanılarak bu sayı katlanıyor. Sekizlik konfigürasyon, uçağın dış askı noktalarını kullanmadan — yani radar izini büyütmeden — tek sortide angaje edebileceği hedef sayısını belirgin şekilde artırıyor.

Bu, hava savunmanın yoğun olduğu bölgelerde operasyon planlamasını doğrudan etkileyen bir parametre. Görünmezlik özelliğini koruyarak daha fazla hedef vurabilmek, aynı görev için havalandırılması gereken uçak sayısını azaltıyor ve sortie başına düşen risk maruziyetini düşürüyor.

Hareketli hedef sorunu

Son yıllardaki çatışmalar, hassas güdümlü mühimmatın sabit hedeflere karşı etkinliğini tartışmasız hale getirdi. Asıl güçlük hareketli hedeflerde yoğunlaşıyor: hava savunma sistemleri, füze rampaları, taktik araçlar ve sahra topçusu gibi unsurlar tespit edildikten kısa süre sonra yer değiştiriyor. Bu durum, mühimmatın uçuş sırasında hedefi kendi başına takip edebilmesini kritik hale getiriyor.

Ukrayna’daki ve Orta Doğu’daki operasyonlar, tespit-karar-vuruş döngüsünün dakikalar mertebesine indirilmesi gerektiğini gösterdi. Bir uçağın tek sortide sekiz ayrı hareketli hedefi angaje edebilmesi, bu döngünün sıkıştırılmasına doğrudan katkı sağlıyor.

Türkiye açısından

Türkiye F-35 programından çıkarıldığı için bu entegrasyonun doğrudan bir yansıması bulunmuyor. Ancak mühimmat tarafındaki eğilim, Türk savunma sanayisinin kendi programlarıyla örtüşüyor. TÜBİTAK SAGE’nin geliştirdiği KUZGUN ailesi, ROKETSAN’ın TEBER ve Lazer Güdümlü Mini Füze ürünleri ile TOLUN kanat açılımlı mühimmat, küçük çaplı ve çok sayıda taşınabilen hassas mühimmat kategorisinde ilerliyor.

Hareketli hedeflere karşı çok modlu arayıcı başlık teknolojisi ise Türkiye’nin üzerinde çalıştığı kritik alt sistemler arasında. Milimetre dalga radar arayıcı ve görüntüleyen kızılötesi teknolojilerinde yerlileşme, ihracat kısıtlarından bağımsız bir mühimmat gamı oluşturmanın önkoşulu olarak değerlendiriliyor.

Kaynakça

  • RTX/Raytheon resmi açıklaması, 14 Eylül 2026
  • ABD Hava Kuvvetleri GBU-53/B StormBreaker program bilgileri
  • Lockheed Martin F-35 mühimmat entegrasyon bilgileri

Bir Yorum Yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Benzer Yazılar