Ateş Serbest-2026’da Mermisiz Silahlar GÖKBERK ve EJDERHA Sahaya Çıktı

POLATLI (ANKARA) – Ateş Serbest-2026'nın yapıldığı General Nahit Şenoğul Atış ve Tatbikat Bölgesi'ne girdiğinizde ilk gördüğünüz şey, uçsuz bucaksız bozkırın ortasında kamuflaj ağlarının altına gizlenmiş mevziler oluyor. Her mevzinin yanında kırmızı bir levha duruyor, üzerinde sadece bir numara var. Kimi yedi, kimi on beş. Hangi levhanın arkasında ne olduğunu ise ancak yaklaşınca anlıyorsunuz. Biz de yaklaştık ve bu yılki faaliyetin en çok konuşulan konusuyla karşılaştık: namlusundan mermi çıkmayan silahlar.
ASELSAN'ın geliştirdiği GÖKBERK Lazer Silah Sistemi ile EJDERHA Yüksek Güçlü Elektromanyetik Sistemi, Türk Silahlı Kuvvetlerinin envanterindeki silah ve sistemlerin ateş gücünü sergilemek ve müşterek harekât kabiliyetini geliştirmek amacıyla düzenlenen faaliyette ÇELİKKUBBE Çok Katmanlı Hava Savunma Sistemi'nin bileşenleri olarak sahadaki yerini aldı. Yani anlatacağımız şey, sahada karşımıza çıkan yönlendirilmiş enerji silahları.
Mevzilerin arasında
Faaliyete Kara, Deniz ve Hava Kuvvetleri ile Özel Kuvvetler unsurları katıldı. Sahada hareketli bir kalabalık var. Kamuflajlı askerler küçük gruplar halinde toplanmış, defterlerine notlar alıyor. Kameralı basın mensupları araçların çevresinde dolaşıyor, bir yanda görevliler sistemlerin başında bekliyor. Uzakta, tribünlerin olduğu yüksek binanın terasında da izleyiciler var.
Savunma Sanayii Başkanlığının koordinasyonunda gerçekleştirilen sergi bölümünde ASELSAN'ın hava savunma, elektronik harp, radar ve yönlendirilmiş enerji sistemleri öne çıkıyor. Farklı görev alanlarına yönelik silah ve sistemler hem atış hem de sergi faaliyetleriyle tanıtılıyor. Bir tarafta topçu atışının tozu havaya yükseliyor, diğer tarafta sessizce bekleyen radarlar var. Bu sessizlik bile sahanın havasını değiştiriyor.

Namlusu olmayan silah
Kamuflaj ağının altındaki sistemin önünde durduğunuzda aklınıza ilk gelen soru, bunun nasıl çalıştığı oluyor. Yönlendirilmiş enerji silahları, hedefe fiziksel bir mühimmat göndermek yerine enerjiyi doğrudan hedefe yönlendirerek etki oluşturuyor. Bu enerji yoğunlaştırılmış bir lazer ışını olabildiği gibi yüksek güçlü bir elektromanyetik dalga da olabiliyor.
Klasik bir hava savunma sisteminde füze ya da mermi hedefe doğru yola çıkıyor ve çarpma ya da patlama etkisiyle tehdidi etkisiz hale getiriyor. Yönlendirilmiş enerjide ise hedefe ulaşan şey ışık ya da dalga olduğu için etki ışık hızıyla geliyor ve her atışta fiziksel bir mühimmat harcanmıyor. Rampadan füze ayrılmıyor, namludan mermi çıkmıyor. Geleneksel hava savunma sahnesine alışkın bir göz için bu, açıkçası biraz tuhaf bir görüntü.
İşin neden bu kadar önemsendiğini anlamak için insansız hava araçlarına bakmak yeterli. Düşük maliyetli ve çok sayıda İHA'nın aynı anda kullanılabildiği bir ortamda, her hedefe pahalı bir füzeyle karşılık vermek hem maliyet hem de stok açısından zorlayıcı olabiliyor. Lazer ve elektromanyetik sistemler bu noktada klasik sistemlerin yerini almaktan çok onları tamamlayan ek bir katman olarak konumlanıyor. Atış başına maliyetin düşük kalabilmesi ve mühimmat stokunun tükenme riskinin azalması da bu teknolojileri kalabalık İHA tehditlerine karşı dikkat çekici hale getiriyor.
Rampadan füze ayrılmıyor, namludan mermi çıkmıyor.
Yönlendirilmiş enerji sistemi yakından
Fotoğraflarda görülen yönlendirilmiş enerji sistemi aracı, üzerinde optik başlığı ve yanında küçük bir radarı olan, yeşil gövdeli bir yapı. Arka tarafında yedek lastik, yan panellerinde havalandırma ızgaraları var. Gövdesine yaslanmış merdiven ve yerde dolaşan kablolar, sistemin sahada kurulum halinde olduğunu gösteriyor. Kamuflaj örtüsü de gövdenin bir kısmını gölgeliyor.
GÖKBERK, Ateş Serbest-2026'da yönlendirilmiş enerji teknolojilerinin savunma alanındaki kullanımını temsil eden sistem olarak yer aldı. ÇELİKKUBBE'nin kritik bileşenleri arasında sayılması, lazerin katmanlı hava savunma yapısı içinde kendine ayrı bir görev edindiğini gösteriyor. Lazerin avantajı, etkinin hedefe ışık hızında ulaşması ve atış başına maliyetin klasik mühimmata göre düşük kalabilmesi. Bu özellik, alçak irtifada ve kısa sürede ortaya çıkan tehditlere karşı tepki süresini kısaltma imkânı sunuyor.
Her teknolojinin kendi çalışma şartları da var. Lazer sistemleri hedefle arasında görüş hattı gerektiriyor ve atmosfer koşullarından etkilenebiliyor. GÖKBERK'in menzili, güç seviyesi ve etkisiz hale getirebildiği hedef türleri gibi teknik ayrıntılar ise faaliyetle ilgili paylaşılan bilgilerde yer almıyor. Bu yüzden rakam yazmıyoruz, sahada gördüğümüzü ve resmi açıklamada geçenleri aktarıyoruz.

EJDERHA'nın farklı yolu
EJDERHA Yüksek Güçlü Elektromanyetik Sistemi ise aynı amaca başka bir yoldan gidiyor. İnsansız hava aracı tehditlerine karşı elektromanyetik enerji temelli yaklaşımıyla öne çıkan sistem, ASELSAN çözümleri listesinde EJDERHA YGEM Anti-İHA Karşı Tedbir Sistemi adıyla da geçiyor. Adından da anlaşılacağı gibi İHA'lara karşı koruma sağlamak üzere tasarlanmış.
Yüksek güçlü elektromanyetik enerji, hedef İHA'nın elektronik sistemlerini etkileyerek görevini sürdürmesini engellemeyi amaçlıyor. Lazerin dar bir noktaya yoğunlaşmasına karşılık elektromanyetik yaklaşımın daha geniş bir alana etki etme potansiyeli taşıması, İHA'ların birlikte hareket ettiği senaryolarda ayrı bir önem kazanıyor. İki sistemin aynı sahada birlikte yer alması da tesadüf değil. Biri hassasiyeti, diğeri geniş alanı öne çıkarıyor. Tek bir silahın her işi görmesini beklemek yerine birbirini tamamlayan çözümlerle çok yönlü bir savunma kurulması hedefleniyor.
Katman katman kubbe
Faaliyetin merkezindeki isim ÇELİKKUBBE. ASELSAN'ın geliştirdiği Çok Katmanlı Hava Savunma Sistemi'nin mantığı basit. Tek bir sistemin her tehdide yanıt vermesi beklenmiyor. Farklı irtifa, hız ve büyüklükteki hedefler için farklı sistemler görev alıyor ve hepsi ortak bir komuta kontrol ağıyla yönetiliyor. Tatbikatta GÜRZ, KORKUT, GÖKBERK, EJDERHA ve elektronik harp sistemleri bu yapının bileşenleri olarak anıldı.
Gün ışığının sarıya döndüğü saatlerde araçlar yan yana sıralandığında bu katmanlı yapı gözle de okunuyor. Yeşil gövdeli GÜRZ ve KORKUT, sarı kamuflajlı komuta ve sensör araçları, tepesinde radar taşıyan pikaplar aynı hatta duruyor. KORKUT Hava Savunma Sistemi alçak irtifadaki tehditlere karşı sunduğu kabiliyetlerle öne çıkarken, GÖKBERK ve EJDERHA yönlendirilmiş enerjiyle çalışan farklı bir katmanı oluşturuyor.
Sahada ayrıca EJDERHA YGEM Anti-İHA Karşı Tedbir Sistemi, GÖKBERK Lazer Silah Sistemi, İHTAR, GÖKALP, Silah Tespit Radarı, ASELFLIR-410, AURA Radarı ve ANTİDOT gibi ASELSAN çözümleri de yerini aldı. Ateş Serbest-2026'nın dikkat çeken başlıklarından biri de Türkiye'nin katmanlı hava savunma yaklaşımının sahadaki unsurlarının sergilenmesi oldu.

Toplam 22 sistem. Sayım, ASELSAN’ın faaliyet metninde adı geçen sistemler üzerinden yapıldı. Hangi alana ait olduğu metinde belirtilmeyen İHTAR ve GÖKALP ile şemsiye isim olan ÇELİKKUBBE sayıma dahil edilmedi.
Sahanın gözü kulağı
Kamuflaj ağının altından yarı yarıya görünen büyük anten sahadaki en dikkat çekici manzaralardan biri. Radar teknolojileri kapsamında MURAD AESA Radarı ve KALKAN-2 Hava Savunma Radarı faaliyette yer aldı. AESA, yani aktif elektronik taramalı dizi radarlar, çok sayıda küçük alıcı verici modülden oluşan antenleri sayesinde radar ışınını mekanik olarak döndürmeden elektronik yoldan yönlendirebiliyor. Bu yapı hem hızlı tarama hem de birden fazla hedefin aynı anda izlenmesi açısından avantaj sağlıyor.
Elektronik harp alanında ise MİLKAR ve MİLKED sistem aileleri öne çıktı. ANTİDOT Elektronik Harp Podu da bu alandaki çözümler arasında yer aldı. Elektronik harp sistemleri, karşı tarafın radar ve haberleşme sistemlerini tespit etme, onların kullanımını zorlaştırma ve kendi unsurlarını koruma görevlerini üstleniyor. Modern bir harekâtta bu görev, atılan her mühimmat kadar belirleyici olabiliyor.
Gök Vatan'da AKINCI
Tatbikatın havadaki bölümünde ASELSAN sistemleri Bayraktar AKINCI TİHA üzerinde görev yaptı. MURAD AESA Radarı AKINCI üzerinde görev alırken, aynı uçuşta ASELSAN'ın TOLUN-P mühimmatları kullanıldı. AKINCI, kanatları altında taşıdığı TOLUN-P ile belirlenen hedeflere yönelik çoklu atış gerçekleştirdi.
Salvo atışı olarak adlandırılan bu yöntemde birden fazla mühimmat aynı anda ve yüksek hassasiyetle hedeflere yönlendiriliyor. Faaliyette gerçekleştirilen atış, Türk savunma sanayiinin akıllı mühimmat ve mühimmat yönetimi kabiliyetini ortaya koydu. AKINCI üzerindeki ANTİDOT sistemi ise tatbikat senaryosu kapsamında hasım hava savunma sistemlerine ait radarların tespit edilmesinde ve konumlarının belirlenmesinde görev yaptı. Yani aynı platform hem hedefi buldu hem de atışı yaptı.
Sahanın sinir sistemi
Görünmeyen ama en önemli unsur belki de komuta kontrol tarafı. Tatbikata katılan tüm unsurların koordinasyonu ASELSAN KOCATEPE Muharebe Sahası Yönetim Sistemi tarafından gerçekleştirildi. Tabur ve üstü taktik ve operasyonel komuta yerleri ile stratejik seviyedeki karargahlar için tasarlanan sistem, ortak çalışma uygulamalarıyla komutanlara ve komuta yeri personeline her seviyede harekât alanının kapsamlı bir resmini sunuyor.
Bu resmin oluşmasında haberleşme çözümleri de önemli rol oynadı. ARTNET, karargâh ile cephe unsurları arasındaki yüksek hacimli taktik verilerin, canlı görüntülerin ve radar bilgilerinin yüksek hızda aktarılmasını sağlıyor. ARTSOFT MAESTRO ise farklı sensör ve sistemlerden gelen verileri ortak bir taktik resimde birleştirerek komuta kontrol süreçlerine katkı veriyor. Taktik ağın güvenliği için IDENTA Güvenli Kimlik ve Erişim Yönetimi çözümü kullanılırken, haberleşme güvenliğinde ileri kriptografik teknolojilere yönelik QCRYPT öne çıkıyor.
Radarın gördüğü hedef bu ağ üzerinden komuta noktasına, oradan da doğru silaha ulaşıyor. Zincirin herhangi bir halkası zayıf kaldığında en gelişmiş silah bile sahada beklenen verimi veremeyebiliyor.
KALKAN-2
AURA
QCRYPT
IDENTA
ARTSOFT MAESTRO
ADOP
EJDERHA
KORKUT · GÜRZ
Toprakta işler başka

Gökyüzündeki sistemlerin yanında kara unsurları da sahada yerini aldı. Bir yanda tepeden bakınca bozkırın ortasında sıralanmış, namluları aynı yöne çevrilmiş araçlar görünüyor. Biraz ötede ise bir topçu atışının tozu havaya yükseliyor. Atış anında ipi çeken asker, arkasında dumanın içinde kalan top ve çatlamış toprak, sahanın fotoğraflarına yansıyan en sert karelerden biri.
Faaliyet alanındaki ASELSAN çözümlerine Türk Silahlı Kuvvetleri envanterindeki farklı kara ve ateş destek sistemleri eşlik etti. ALKAR Havan Tevcih Sistemi, SARP Entegreli Zırhlı Muharebe Aracı, KORKUT Hava Savunma Sistemi, KOCATEPE Muharebe Sahası Yönetim Sistemi, ADOP Ateş Destek Komuta Kontrol Sistemi ve KALKAN-II Mobil Arama Radarı tatbikatın farklı unsurları arasında yer aldı.
Vitrindeki küçük dev
Deneyim alanına girdiğinizde bu kez büyük araçlar yerine küçük bir cam vitrin dikkat çekiyor. ASELSAN ÇELİKKUBBE Deneyim Alanı, ziyaretçilere Türkiye'nin katmanlı hava savunma, mühimmat ve ateş destek kabiliyetlerini yakından görme imkânı sundu. Deneyim alanında topçu sistemlerinin yanı sıra ATOM Parçacıklı Mühimmat Ailesi, güdüm kitleri ve haberleşme sistemleri gibi farklı teknolojiler de sergilendi.
Vitrinin içinde kesiti alınmış bir mühimmat duruyor. Altındaki bilgi kartında ATOM-30 için 30 mm akıllı mühimmat tanımı yapılmış. Kartta hassas zaman sayma ve programlama yeteneği, homojen parçacık saçılımı, yüksek penetrasyon yeteneği, 3 km etkili menzil, emniyet ve kurma mekanizması, elektromanyetik karıştırmaya karşı direnç ve 20 yıl raf ömrü gibi özellikler sıralanıyor.

Değerler, vitrindeki bilgi kartından aktarılmıştır.
Askerin ve kameranın yan yana durduğu yer
Sistemlerin önünde toplanan kalabalığa bakınca sahanın bir başka yüzü daha görünüyor. Omzunda Türk bayrağı arması olan kamuflajlı subaylar, ellerinde defterleriyle ayakta küçük bir halka oluşturmuş. Hemen yanlarında omzunda kamerasıyla bir basın mensubu ve sivil giyimli meslektaşları var. Biri soru soruyor, biri not alıyor, biri çekim açısı arıyor. Sistemin üzerindeki optik başlık bütün bu kalabalığa sessizce bakıyor.
Bu manzara, Ateş Serbest gibi faaliyetlerin yalnızca bir silah gösterisi olmadığını da hatırlatıyor. Tatbikat alanı aynı anda kullanıcı kuvvetlerin, sistemi geliştiren kuruluşun ve basının buluştuğu ortak bir nokta haline geliyor. Savunma Sanayii Başkanlığının koordinasyonunda yürütülen sergi bölümü de üreticiyi ve kullanıcıyı aynı sahada buluşturan bu modelin bir parçası.

Kamuflajın ardında

Sahada dikkat çeken ayrıntılardan biri de kamuflaj kullanımı. Radarların, araçların ve hatta sergi alanındaki çadırların üzeri farklı desenlerde ağlarla örtülmüş. Kimi bej ve kahverengi tonlarında, kimi gri ve siyah beneklerle bozkırın rengine uyum sağlıyor. Büyük bir anten bile bu örtünün altında yarı yarıya kayboluyor, sadece yuvarlak tabağı dışarıdan seçilebiliyor.
Mevzilerin önünde duran kırmızı numaralı levhalar ise bu kalabalıkta yön bulmayı kolaylaştırıyor. Yedi numaralı levhanın arkasındaki anten, on beş numaralı levhanın yakınında mevzilenmiş araçlardan çok farklı bir görüntü veriyor. Bozkırda sıra sıra dizilmiş, üzerleri örtülü bu mevziler, tatbikatın ne kadar planlı kurgulandığını gösteriyor.
Bozkırın ortasında üç mevzi

Tepeden bakıldığında atış hattı daha net anlaşılıyor. Toprak yığınlarının arkasına gizlenmiş, namluları ve anten başlıkları aynı yöne bakan üç araç yan yana duruyor. Önlerinde sade bir toprak yol, çok uzakta ise araçların göründüğü asfalt bir şerit uzanıyor. İnsanlar bu manzara içinde küçücük kalıyor. Siyah giyimli iki kişi yolda yürüyor, biraz ötede tek başına bir asker mevzilere doğru ilerliyor.
Bu ölçek, sahadaki sistemlerin bir tek noktaya değil, geniş bir alana yayılarak görev yaptığını da ortaya koyuyor. Katmanlı hava savunmanın mantığı da zaten burada yatıyor. Her sistem kendi bölgesinde, kendi görev alanında yer alıyor ve hepsi ortak bir ağ üzerinden birbirine bağlanıyor.
Pikapların tepesindeki anten ormanı
Deneyim alanının kenarında sıralanmış sarı renkli pikaplar da ilginç bir görüntü oluşturuyor. Üzerlerinde radar paneli, kubbe ve çok sayıda anten taşıyan bu araçların yanında, çok direkli, sarı kamuflajlı araçlar var. Çam ağaçlarının önünde sıralanan bu hat, sahadaki mobil algılama ve haberleşme altyapısının ne kadar çeşitli olduğunu gösteriyor.
Bu araçların her birinin hangi görevi üstlendiği faaliyetle ilgili paylaşılan bilgilerde ayrıntılı olarak yer almıyor. Ancak sahadaki dizilişleri, radar ve haberleşme unsurlarının hareketli ve dağınık bir yapıda konuşlandığını gösteriyor.

Lazer mi, elektromanyetik mi
Sahadan çıkarken akla gelen soru, hangisinin daha üstün olduğu. Cevap, böyle bir yarışın olmaması. Lazerde enerji dar bir ışın halinde hedefe odaklanıyor, elektromanyetik tarafta ise hedefin elektronik aksamını etkilemeye yönelik bir enerji söz konusu. Birinde hassasiyet, diğerinde elektronik sistemlere yönelik etki öne çıkıyor.
Bu çeşitlilik, savunma planlamasında tek çözüm arayışından uzaklaşıldığını gösteriyor. Farklı tehdit türlerine farklı araçlarla karşılık verebilmek, katmanlı yapının en temel gerekçelerinden biri. GÖKBERK ile EJDERHA'nın aynı faaliyette, aynı mimarinin parçaları olarak anılması da bu anlayışın sahadaki somut yansıması.
Sahadan geriye kalan
Ateş Serbest-2026, ASELSAN'ın radar, elektronik harp, elektro-optik, haberleşme, komuta kontrol ve hava savunma alanlarındaki geniş teknoloji ekosistemini sahaya yansıttı. Akşama doğru ışık sarıya dönerken araçların sıra sıra dizildiği hat, bu ekosistemin en iyi özetiydi. Radar görüyor, haberleşme ağı taşıyor, komuta kontrol yönlendiriyor, silah etkiyi oluşturuyor.
Bu zincirin içinde GÖKBERK ve EJDERHA, yönlendirilmiş enerji teknolojisinin Türk hava savunma mimarisindeki yerini gösteren iki sistem olarak sahadaki yerini aldı. Mermi ya da füze kullanmadan hedefe etki etmeyi amaçlayan bu silahlar, ÇELİKKUBBE'nin katmanlı yapısı içinde, kamuflaj ağlarının altında, bozkırın ortasında bekliyordu.



Kaynak: Savunma Sanayii Başkanlığı koordinasyonunda düzenlenen sergi ve ASELSAN faaliyet bilgileri; fotoğraflar: Envanter Medya.

