ASELSAN’ın İki Haftada İmzaladığı Dört Sözleşme Neyi Gösteriyor?

Asaf Türk’ün haftalık köşesi.
ASELSAN, Cumhurbaşkanlığı Savunma Sanayii Başkanlığı (SSB) ile 5 Ekim 2026’da 2,46 milyar avroluk bir sözleşme imzaladı. Bu, şirketin iki hafta içinde Kamuyu Aydınlatma Platformu’na (KAP) bildirdiği dördüncü büyük hava savunma sözleşmesi.
Haberin kaynağı şirketin KAP bildirimi ve kurumsal X hesabı; sözleşmenin varlığı ve tutarı tartışmasız. KAP metni ise alışıldığı üzere kısa: teslimat takvimi, sistem adedi ve hangi platformların kapsandığı yazmıyor. Bu yazı boyunca rakamlar o bildirimlerden, yorumlar bana ait.
Asıl dikkat çeken şey tek bir sözleşme değil, dizinin kendisi. 23 Eylül’den 5 Ekim’e kadar ASELSAN’ın KAP’a bildirdiği dört hava savunma sözleşmesinin toplamı 5,19 milyar avro. Karşılaştırma için: şirketin 2024 yılı cirosu 3,3 milyar dolar civarındaydı; iki haftada bağlanan iş, bir yıllık cironun bir buçuk katından fazla. Türk savunma sanayiinde bir şirketin bu kadar kısa sürede bu ölçekte sipariş topladığı başka bir örnek hatırlamıyorum.
Dört sözleşme, üç katman
Sıralama şöyle. 23 Eylül’de KAP’a giren ve 29 Eylül’de kamuoyuna yansıyan bildirimde ASELSAN, ROKETSAN’a 1,234 milyar avroluk hava savunma alt bileşeni tedarik edeceğini açıkladı; bu bir ihracat ya da ordu siparişi değil, iki Türk şirket arasında bir tedarik zinciri işlemi. 1 Ekim’de ASELSAN ile SSB arasında, devam eden seri üretim kapsamında 1 milyar 8,5 milyon avroluk “ilave sözleşmeler” duyuruldu; metinde yalnızca “Uzun Menzilli Hava Savunma Sistemleri” ifadesi var, sistem adı yok. 2 Ekim’de 488,5 milyon avroluk bir ihracat sözleşmesi geldi, alıcı ülke açıklanmadı. 5 Ekim’deki 2,46 milyarlık sözleşme ise “Hibrit Hava Savunma Sistemleri” için; KAP metnine göre bu sistemler insansız hava araçlarına, alçak irtifa seyir füzelerine ve helikopterlere karşı nokta savunması yapacak ve Çelik Kubbe mimarisinin “en alt, en kritik katmanı” olarak tanımlanıyor.
Katmanlı hava savunmanın mantığı, bu sitede daha önce anlatıldığı gibi, en altta sayıca çok ve tespiti zor küçük hedefleri karşılayan hızlı tepkili kısa menzilli sistemler, en üstte SİPER gibi uzun menzilli bölge savunması. Alt katmanı büyütmek, drone ve seyir füzesi doygunluğuna karşı yoğunluğu artırır; ancak 2,46 milyar avronun kaç bataryaya ve hangi teslim hızına karşılık geldiği açıklanmadığı için bu etkinin ölçüsünü bugünden söylemek mümkün değil. ASELSAN’ın alçak irtifa portföyünde KORKUT ve GÜRZ gibi ürünler var; KAP metni hiçbirini anmıyor, dolayısıyla sözleşmeyi belirli bir sisteme bağlamıyorum.
Dört bildirim ayrı sözleşmeler olarak sunuldu, aralarında resmî bir program bağı kurulmadı. Yine de tablo kendiliğinden konuşuyor: alt katman (hibrit sistemler), orta ve uzun menzil seri üretimi ve iki şirket arasındaki alt bileşen tedariki aynı iki haftada hareket etti. Bu, tek tek sözleşmelerden çok, bir üretim dalgasının eşzamanlı olarak finanse edilmesine benziyor.
On beş yılın hesabı
Bugünkü rakamları anlamlandırmak için programın geçmişine bakmak gerekiyor. Türkiye’nin kendi hava savunma füzesi arayışı 2000’lerin sonunda T-LORAMIDS ihalesiyle başladı; o ihale 2013’te Çin’in HQ-9 teklifine yönelip 2015’te iptal edildiğinde, yerli geliştirmeye dönüş kalıcı hale geldi. Alçak ve orta irtifa için HİSAR-A ve HİSAR-O projelerinin sözleşmeleri 2011’de ASELSAN ana yükleniciliğinde ve ROKETSAN füze sorumluluğuyla imzalanmıştı; ilk HİSAR-A+ ve HİSAR-O+ teslimatları 2021’de başladı. Uzun menzil için SİPER projesi 2018’de başlatıldı, ilk bataryası Ağustos 2025’te Türk Silahlı Kuvvetleri’ne teslim edildi. Çelik Kubbe adı ise ilk kez Ağustos 2024’te Savunma Sanayii İcra Komitesi kararıyla duyuruldu; bir yıl sonra, Ağustos 2025’te ilk sistem paketi tek seferde orduya verildi. Yani son iki haftanın sözleşmeleri, on beş yıllık bir geliştirme çizgisinin seri üretim aşamasına ait.
Önceki durumla farkı bu açıdan okumak daha doğru. SİPER zaten seri üretimdeydi ve teslimatların 2029’a kadar sürmesi öngörülüyordu. Yeni olan, alt katmanın ve şirketler arası tedarik zincirinin de büyük ölçekli sözleşmelerle aynı anda görünür hale gelmesi. ASELSAN’ın ROKETSAN’a 1,234 milyar avroluk alt bileşen satması, iki şirketin hava savunmada birbirinin müşterisi olduğu bir iç pazarın artık tek bir sözleşmede milyar avro seviyesine çıktığını gösteriyor.
Sahada ve sanayide
Bu sözleşmeler duyurulan kapsamda teslimata dönüşürse Türkiye önümüzdeki birkaç yılda alçak, orta ve uzun menzil katmanlarında eşzamanlı bir envanter büyümesi görebilir. Teslimat takvimi açıklanmadığı için “ne zaman” sorusu açık. Madalyonun öbür yüzü de var: katmanlı hava savunmaya karşı yaygın taktik, ucuz ve sayıca fazla platformlarla doygunluk yaratmak. Ukrayna ve Kızıldeniz tecrübeleri, savunma tarafı üretim hacmini artırırken saldırı tarafının da aynı mantıkla hareket ettiğini gösterdi. Üretim ölçeği bu yüzden tekil performanstan daha belirleyici hale geliyor.
Aynı sorunu başkaları da yaşıyor. Lockheed Martin’in PAC-3 üretimini Avrupa’ya taşıma görüşmeleri bu sitede geçen hafta işlendi; ABD tarafı tedarik zincirini coğrafi olarak genişletmeyi tartışırken Türkiye aynı dönemde ASELSAN ile ROKETSAN arasındaki iç tedarik zincirini büyütüyor. İkisi de farklı araçlarla aynı ihtiyacı, hava savunma üretim hacmini büyütmeyi çözmeye çalışıyor; hangisinin üstün olduğu sorusu burada anlamlı değil, hangisinin daha hızlı teslim edebileceği sorusu anlamlı.
Bilinenlerle bilinmeyenleri ayırmak gerekirse: dört sözleşmenin tarafları, tutarları ve KAP tarihleri resmî; Çelik Kubbe’nin katmanlı mimarisi ve SİPER’in ilk teslim tarihi kamuya açık. Buna karşılık dört sözleşmenin tek bir programa bağlı olup olmadığı, kapsadıkları sistem adedi ve teslim takvimi, hangi platformları içerdikleri ve 488,5 milyon avroluk ihracatın alıcısı açıklanmış değil. Basında 2,46 milyarlık sözleşme için kullanılan “şirketin tek seferdeki en büyük sözleşmesi” nitelemesi de KAP metninde yok; ASELSAN’ın geçmiş bildirimleri taranmadan bu ifadeye katılmıyorum. ADEX 2026 Bakü fuarında imzalanan Türkiye-Azerbaycan paketi ayrı bir zincir; ALP-100 radarı mutabakatının KAP’taki ihracat sözleşmesiyle ilgisi kurulmuş değil.
SSB’nin ve ASELSAN’ın önümüzdeki bildirimlerinde teslimat takvimi ve sistem adedi paylaşılırsa, bu iki haftanın gerçekten tek bir seri üretim dalgası mı yoksa birbirinden bağımsız dört işin tesadüfi çakışması mı olduğu görülecek. Benim okumam ilkinden yana; ama bunu rakamların değil, teslimatların göstereceğini de biliyorum.
Kaynaklar
- ASELSAN, Kamuyu Aydınlatma Platformu özel durum açıklamaları: 23 Eylül, 1 Ekim, 2 Ekim ve 5 Ekim 2026 — kap.org.tr
- ASELSAN resmî X hesabı, 5 Ekim 2026 duyurusu
- Savunma Sanayii Başkanlığı, Çelik Kubbe ve SİPER teslimatlarına ilişkin açıklamalar (Ağustos 2024, Ağustos 2025) — ssb.gov.tr
- Envanter Medya, “ASELSAN ile SSB Arasında 2,46 Milyar Avroluk Hibrit Hava Savunma Sözleşmesi“, 5 Ekim 2026
- Envanter Medya, “ASELSAN ile SSB Arasında 1 Milyar Avroluk Uzun Menzilli Hava Savunma Sözleşmesi“, 2 Ekim 2026
- Envanter Medya, “ASELSAN-ROKETSAN Arasında 1,234 Milyar Avroluk Hava Savunma Sözleşmesi“, 29 Eylül 2026
- Envanter Medya, “ASELSAN’dan 488,5 Milyon Avroluk Hava Savunma İhracat Sözleşmesi“, 3 Ekim 2026
- Envanter Medya, “SİPER Hava Savunma Sistemi Nedir? Özellikleri“, 25 Eylül 2026
- Envanter Medya, “Lockheed Martin PAC-3 Üretimini ABD Dışına Taşıyor mu?“, 2 Ekim 2026

