İngiltere F-35A ile NATO’nun Nükleer Görevine Giriyor: İlk Uçaklar 2030’ların Başında

İngiltere Savunma Bakanlığı’nın yayımladığı 2026 Savunma Yatırım Planı, ülkenin F-35A savaş uçaklarını 2030’ların başında Kraliyet Hava Kuvvetleri (RAF) envanterine almayı planladığını ortaya koydu. Uçakların temel gerekçesi, NATO’nun uçak temelli nükleer görevine katılım.
Planda ne var, ne yok
Belge, F-35A’ların hizmete giriş zamanını “2030’ların başı” olarak veriyor ancak alınacak uçak sayısını açıklamıyor. Plan, 2026/27 ile 2029/30 mali yılları arasında F-35 programına 2,2 milyar sterlin ayrıldığını belirtiyor; ancak bu tutarın varyantlar ve program kalemleri arasındaki dağılımı paylaşılmadı.
Aynı dönemde Savunma Nükleer Girişimi’ne (Defence Nuclear Enterprise) ayrılan 63,6 milyar sterlinlik bütçe ise F-35 kaleminden ayrı tutuluyor. Bu ayrım önemli: İngiltere’nin denizaltı temelli Trident caydırıcılığı ile yeni gündeme gelen hava temelli nükleer rolün ayrı bütçe ve ayrı komuta zincirlerinde ele alındığını gösteriyor.
Neden F-35A, neden F-35B değil
İngiltere bugün 47 adet F-35B kullanıyor. B varyantı, kısa kalkış ve dikey iniş (STOVL) kabiliyetine sahip; Queen Elizabeth sınıfı uçak gemilerinden harekât yapabilmesi için bu tercih edilmişti. Ancak aynı kabiliyet bir bedelle geliyor: kaldırma fanı için ayrılan hacim, uçağın iç yakıt ve silah bölmesi kapasitesini kısıtlıyor.
A varyantı ise konvansiyonel pistten kalkan, daha geniş iç silah bölmesine ve daha uzun menzile sahip standart versiyon. NATO’nun nükleer paylaşım düzenlemesinde kullanılan B61-12 yerçekimi bombasının F-35 ailesinde sertifiye edildiği varyant da A. Bu nedenle nükleer role talip olan Avrupa ülkeleri — Almanya, Hollanda, Belçika, İtalya — A varyantını tercih etti. İngiltere’nin kararı, ülkeyi bu grubun içine sokuyor.
NATO’nun nükleer paylaşımı, ittifak envanterindeki ABD yapımı nükleer başlıkların, kriz durumunda ve ABD onayıyla müttefik ülkelerin uçakları tarafından taşınması esasına dayanıyor. İngiltere, 1998’de WE.177 bombalarını hizmetten çıkarmasından bu yana havadan atılan nükleer kabiliyete sahip değildi; caydırıcılığını yalnızca Vanguard sınıfı denizaltılardaki Trident II D5 füzeleri üzerinden sürdürüyordu.
Tek bacaklı caydırıcılıktan çıkış
İngiltere’nin nükleer caydırıcılığı yaklaşık otuz yıldır tek bacaklı: denizaltı. Bu yapı maliyet açısından verimli olsa da, tek bir platform ailesine bağımlılık yaratıyor. Havadan taşınan bir seçeneğin eklenmesi, hem caydırıcılığın çeşitlendirilmesi hem de kriz yönetiminde “tırmandırma basamaklarının” artırılması anlamına geliyor. Stratejik literatürde bu, karşı tarafa doğrudan stratejik nükleer değişim seçeneği dışında ara adımlar sunma tartışmasının bir parçası.
Karar aynı zamanda Avrupa’daki genel eğilimle uyumlu. Rusya’nın Ukrayna’daki savaşı ve nükleer retorik kullanımı, Avrupa başkentlerinde caydırıcılık tartışmasını yeniden açtı. Fransa’nın hava temelli nükleer kabiliyetini (ASMPA-R füzesi) sürdürmesi ve Avrupa boyutunu tartışmaya açması da aynı dönemde gündemde.
Program bağlamı
Yatırım planı, F-35A alımını “Yeni Nesil Kraliyet Hava Kuvvetleri” başlığı altında konumlandırıyor. Bu çerçeve; dördüncü nesil Typhoon uçaklarını, beşinci nesil F-35’leri, GCAP kapsamında geliştirilen altıncı nesil platformu ve insansız muharip hava araçlarını tek bir kuvvet yapısı içinde tanımlıyor.
Belgede ayrıca mevcut F-35B filosunun harekât performansına atıf yapılıyor; Ürdün semalarında bir insansız hava aracına karşı gerçekleştirilen ve İngiliz uçaklarının ilk havadan havaya angajmanı olarak kaydedilen olay örnek gösteriliyor.
Türkiye açısından
İngiltere’nin F-35A siparişi, Avrupa’daki F-35 filo büyüklüğünü daha da artıracak. Türkiye’nin 2019’da programdan çıkarılmasının ardından oluşan boşluk, KAAN programı ve Eurofighter Typhoon alımı üzerinden kapatılmaya çalışılıyor. İngiltere aynı zamanda Türkiye’nin Typhoon tedarikinde kilit muhataplardan biri; Ankara ile Londra arasındaki hava platformu ilişkisinin bu yeni bütçe planı içindeki yeri, önümüzdeki dönemde takip edilmesi gereken başlıklardan biri olacak.
Altyapı ve sertifikasyon gerektiren bir karar
Nükleer role sahip bir uçak filosu, yalnızca uçak satın almakla kurulmuyor. Bu kabiliyet; özel silah depolama tesislerini, sıkı fiziksel güvenlik düzenlemelerini, ayrı bir personel güvenilirlik programını ve NATO’nun nükleer sertifikasyon sürecinden geçmeyi gerektiriyor. Bir üssün bu standartlara getirilmesi tipik olarak yıllar süren bir inşaat ve denetim sürecine dayanıyor.
2030’ların başı hedefi bu açıdan iddialı sayılmaz; aksine, kararın şimdi açıklanmasının nedeni büyük ölçüde bu hazırlık süresinin uzunluğu. Uçakların teslim alınmasından önce altyapı, eğitim ve prosedür tarafındaki çalışmanın büyük bölümünün tamamlanmış olması gerekiyor.
Bütçe tablosunun okunuşu
Dört mali yıla yayılan 2,2 milyar sterlinlik F-35 kalemi, tek başına büyük bir filo alımını finanse edecek düzeyde değil. Bu tutar; mevcut F-35B filosunun idamesi, yedek parça, altyapı ve yazılım blok güncellemeleri gibi kalemleri de içeriyor. Dolayısıyla ilk F-35A partisinin sınırlı sayıda, sembolik bir başlangıç filosu olması ihtimali yüksek. Almanya’nın nükleer rol için sipariş ettiği 35 uçaklık paket, karşılaştırma için makul bir referans noktası oluşturuyor.
Savunma Nükleer Girişimi’ne ayrılan 63,6 milyar sterlin ise Dreadnought sınıfı denizaltıların inşasını, Astraea adı verilen yeni egemen nükleer harp başlığı programını ve Aldermaston’daki üretim altyapısını kapsıyor. İngiltere’nin nükleer harcamalarının ağırlık merkezi, hava temelli role rağmen denizaltı bacağında kalmaya devam ediyor.
Kaynakça
- İngiltere Savunma Bakanlığı (UK MoD), Defence Investment Plan 2026
- Defence Industry Europe, 24 Ağustos 2026
- NATO nükleer paylaşım düzenlemesi kamuya açık dokümanları

