Golden Dome’un Gerçek Faturası Ortaya Çıktı: Tek Bir Patriot Taburu 1,79 Milyar Dolar

Golden Dome’un Gerçek Faturası Ortaya Çıktı: Tek Bir Patriot Taburu 1,79 Milyar Dolar
Yazı Özetini Göster

ABD’nin ülke çapında kurmayı planladığı füze kalkanı Golden Dome’un en çok konuşulan kısmı uzay önleyicileriydi. Oysa Kongre Araştırma Servisi’nin 18 Ağustos 2026’da güncellenen raporu, mimarinin yere basan ayağını işaret ediyor: Patriot bataryaları ve onları birbirine bağlayan IBCS komuta sistemi. Rapor ilk kez net bir birim fiyat da veriyor — IBCS ve yeni LTAMDS radarıyla donatılmış dört bataryalık tek bir Patriot taburu 1,792 milyar dolar. Kara Kuvvetleri’nin elinde bugün 15 aktif tabur var ve üçü daha yolda.

ABD Golden Dome füze savunma mimarisi konsepti
Golden Dome, ABD anakarasını hedef alan balistik, seyir ve hipersonik tehditlere karşı katmanlı bir kalkan olarak tasarlanıyor. Görsel: Envanter Medya arşivi

Bir Bakışta

  • Ne oldu? Kongre Araştırma Servisi (CRS), “ABD Kara Kuvvetleri ve Golden Dome Programı” raporunu güncelledi.
  • Ne diyor? Patriot bataryaları ve IBCS, Ordu’nun Golden Dome katkısının “muhtemel çıpaları”.
  • Birim maliyet: IBCS + LTAMDS’li dört bataryalık Patriot taburu = 1,792 milyar dolar.
  • Kuvvet yapısı: 15 aktif Patriot taburu; 2029, 2030 ve 2031 mali yıllarında birer tabur daha.
  • Para: FY2027 “Golden Dome for America” fonu 17,5 milyar $; PAC-3 MSE tedariki 12,2 milyar $; füze tedarik kalemi 95 milyar dolara katlandı.
  • Toplam maliyet: Program yönetiminin beyanı 2035’e kadar 185 milyar $; Kongre Bütçe Ofisi’nin 20 yıllık ömür devri tahmini 1,2 trilyon $.
  • İlk saha: Virginia’daki Fort Story, Ağustos 2026’da ilk operasyonel bölge olarak belirlendi.
  • Türkiye için önemi: Katmanlı hava savunmada asıl pahalı kalemin füze değil komuta-kontrol ağı olduğu tezi, ÇELİK KUBBE’nin kuruluş mantığıyla örtüşüyor.

Kongre’nin Kendi Araştırma Servisi Programın Kapağını Araladı

Golden Dome, Beyaz Saray’ın Ocak 2026’da duyurduğu, ABD anakarasını balistik füzelerden hipersonik kayan başlıklara ve seyir füzelerine kadar geniş bir tehdit yelpazesine karşı korumayı hedefleyen ülke ölçeğinde bir savunma mimarisi. Programın kamuoyundaki yüzü uzun süre uzay tabanlı önleyiciler oldu; yörüngeye yerleştirilecek sensör ve önleyici katmanı hem teknolojik olarak yeni hem de tartışmalı olduğu için manşetleri o taraf topladı.

Kongre Araştırma Servisi’nin (Congressional Research Service, CRS) 18 Ağustos 2026’da güncellenen The U.S. Army and the Golden Dome Program raporu ise dikkati yere çekiyor. CRS, Kongre üyelerine bağımsız ve partiler üstü analiz üreten bir kurum; raporları yasa yapıcıların bütçe oylamalarında başvurduğu referans metinlerdir. Bu nedenle CRS’in bir programı nasıl çerçevelediği, o programın Kongre’de nasıl tartışılacağının da habercisi olur.

Raporun ana tespiti sade: Golden Dome’un Kara Kuvvetleri ayağının “muhtemel çıpaları” Patriot bataryaları ve Entegre Muharebe Komuta Sistemi (IBCS) olacak. Yani ülke çapındaki kalkanın alt katmanı, sıfırdan icat edilecek bir sistemle değil, Ordu’nun envanterinde hâlihazırda bulunan ve kırk yılı aşkın süredir geliştirilen bir aileyle kurulacak. Pentagon, ilk katkı olarak tabur büyüklüğünde bir birliği seçmiş durumda.

Bu, teknik olarak muhafazakâr ama mali olarak iddialı bir tercih. Muhafazakâr, çünkü olgunlaşmış donanımı yeniden konumlandırıyor. İddialı, çünkü aynı raporda geçen rakamlar, “elimizdekini kullanalım” yaklaşımının bile ne kadar pahalı olduğunu gösteriyor.

1,792 Milyar Dolarlık Tabur: Rakamın Anlattığı Hikâye

Raporun en çarpıcı verisi bir birim fiyat: IBCS ve yeni nesil LTAMDS radarıyla donatılmış, dört bataryadan oluşan bir Patriot taburunun maliyeti 1,792 milyar dolar. Bu, tek bir askerî birliğin kuruluş bedeli olarak orta ölçekli bir ülkenin yıllık savunma bütçesine yaklaşan bir tutar.

Rakamı doğru okumak gerekiyor. Bu 1,79 milyar dolar yalnızca füzelerin fiyatı değil; içinde radar, ateş kontrol istasyonları, fırlatıcılar, jeneratörler, haberleşme altyapısı ve hepsini birbirine bağlayan komuta-kontrol katmanı var. Modern hava savunmasında maliyeti şişiren şey, çoğu zaman havaya kalkan mermi değil, o merminin doğru anda doğru hedefe gitmesini sağlayan zincir oluyor.

Bu ayrım, Golden Dome tartışmasının merkezinde. Bir tehdidi vurabilmek için önce görmek, gördüğünü sınıflandırmak, sınıflandırdığını doğru ateşleyiciye atamak ve bunların hepsini saniyeler içinde yapmak gerekiyor. Rapor, IBCS’i tam da bu nedenle “entegre hava ve füze savunma kabiliyetinin merkez parçası” diye tanımlıyor — sistemin kalbi bir füze değil, bir yazılım ve ağ mimarisi.

Buradan çıkan sonuç, savunma ekonomisi açısından önemli: Golden Dome gibi ülke ölçeğinde bir kalkanın bütçesi, kaç önleyici alındığıyla değil, kaç düğümün birbirine bağlandığıyla belirleniyor. Ağı büyütmek füze stoklamaktan pahalı.

Patriot hava savunma sistemi önleyici füze atışı
Patriot ailesi, Golden Dome mimarisinde alt katmanın taşıyıcı unsuru olarak konumlandırılıyor. Görsel: Envanter Medya arşivi

15 Taburdan 18’e: Ordu’nun Hava Savunma Matematiği

CRS raporu, ABD Kara Kuvvetleri’nin bugün 15 aktif Patriot taburu işlettiğini kaydediyor. Plan, 2029, 2030 ve 2031 mali yıllarında birer tabur daha ekleyerek bu sayıyı 18’e çıkarmak. Kâğıt üzerinde yüzde 20’lik bir büyüme; sahada ise on yıllardır ertelenen bir açığın kapatılması anlamına geliyor.

Sorun şu ki bu 15 tabur zaten dünyanın dört bir yanına dağılmış durumda. Kore yarımadasından Körfez’e, Avrupa’dan Pasifik’e uzanan konuşlanmalar, Ordu’nun Patriot birliklerini uzun süredir yüksek tempoda çalıştırıyor. Amerikan Sayıştayı ve çeşitli Kongre komiteleri, bu birliklerdeki personel devir hızının ve eğitim yükünün kritik seviyelere geldiğini yıllardır not ediyor.

Golden Dome bu tabloya yeni bir talep ekliyor: anavatan savunması. Şimdiye kadar Patriot taburları esas olarak konuşlandırılmış kuvvetleri ve müttefik topraklarını korumak için tasarlanmıştı. Aynı envanterin bir bölümünü ABD anakarasına ayırmak, dışarıdaki taahhütlerle içerideki ihtiyacı doğrudan rekabete sokuyor.

Üç yeni taburun 2029’dan önce gelmeyecek olması bu gerilimi kısa vadede çözmüyor. Yani Golden Dome’un ilk yıllarında anavatana ayrılacak her batarya, başka bir yerdeki boşluktan çıkacak. Raporun satır aralarında verdiği mesaj bu.

IBCS: Mimarinin Görünmeyen Omurgası

Northrop Grumman tarafından geliştirilen IBCS (Integrated Battle Command System, Entegre Muharebe Komuta Sistemi), Patriot ve THAAD birliklerindeki birbirinden ayrı eski komuta-kontrol donanımının yerini alıyor. Sistemin işlevi, farklı üreticilerin sensörlerini ve fırlatıcılarını tek bir ateş kontrol ağında toplamak: hangi radar görürse görsün, hangi fırlatıcı en uygunsa o ateşliyor.

CRS raporunun kullandığı ifade teknik ama sonucu somut — IBCS “muharebe alanını genişletiyor, daha uzun menzilli önlemelere ve savunma derinliğine imkân veriyor”. Pratikte bu şu demek: bir Patriot bataryası, kendi radarının göremediği bir hedefe, başka bir platformun sağladığı hedef verisiyle ateş açabiliyor. Sensör ile atıcı arasındaki bağ koptuğunda kaybedilen menzil, ağ kurulduğunda geri kazanılıyor.

Bu mimari değişimin önemi, tek tek sistemlerin performansından büyük. Klasik hava savunmasında her sistem kendi kapalı dünyasında çalışır; radarı, komuta aracı ve fırlatıcısı birbirine kilitlidir. Ağ tabanlı mimaride ise sistemler bileşenlerine ayrılır ve ortak bir havuzda toplanır. Kazanç, aynı donanımla daha geniş bir alanı savunabilmek; bedel ise entegrasyonun kendisi.

Envanter Medya, IBCS’in Patriot ve THAAD’ı aynı ateş kontrol ağında birleştirmesini geçtiğimiz gün ayrıntılı olarak ele almıştı. CRS raporunun eklediği yeni katman, bu teknik dönüşümün Golden Dome bütçesindeki karşılığı.

LTAMDS: Patriot’un Gözü Değişiyor

Rapordaki üçüncü kritik bileşen LTAMDS (Lower Tier Air and Missile Defense Sensor, Alt Katman Hava ve Füze Savunma Sensörü). Raytheon tarafından geliştirilen bu radar, Patriot’un onlarca yıllık eski radarlarının yerini alacak. Vaat edilen kazanım daha uzun tespit menzili ve daha iyi hedef sınıflandırma — özellikle ileri teknoloji ve hipersonik tehditler için.

Hedef sınıflandırma vurgusu tesadüf değil. Modern hava savunmasının en pahalı hatası, ucuz bir tehdide pahalı bir önleyici harcamak. Bir radar, yaklaşan cismin ucuz bir kamikaze İHA mı yoksa balistik bir başlık mı olduğunu erken ve doğru ayırt edebilirse, komutan doğru katmandaki silahı seçebiliyor. Yanlış sınıflandırma hem stok tüketiyor hem de asıl tehdide karşı savunmayı zayıflatıyor.

LTAMDS’in bir diğer özelliği çok yönlü tarama kabiliyeti. Eski Patriot radarları belirli bir sektörü tararken, yeni sensör mimarisi çevresel kapsama sunuyor. Bu, tek bir bataryanın koruyabildiği alanı genişletiyor — dolayısıyla aynı savunma etkisini daha az birlikle elde etme ihtimali doğuyor. Rapordaki 1,79 milyar dolarlık tabur fiyatının içinde bu yeni radarın da bulunması, rakamı bir modernizasyon paketi olarak okumayı gerektiriyor.

Patriot bataryası konuşlu hâlde
LTAMDS, Patriot bataryalarının onlarca yıllık sektör tarama radarlarının yerini alarak çevresel kapsama sağlıyor. Görsel: Envanter Medya arşivi

Fort Story: İlk Operasyonel Sahanın Anlamı

Programın takvimi de raporda yer alıyor. Golden Dome’un ilk kamuya açık tanıtımı 23 Nisan 2026’da Virginia’daki Joint Expeditionary Base Little Creek-Fort Story’de yapıldı. Ağustos 2026’da Pentagon aynı tesisi programın ilk operasyonel bölgesi olarak belirledi.

Fort Story’nin seçilmesi coğrafi olarak anlamlı. Tesis, ABD Doğu Kıyısı’nın en yoğun askerî ve sanayi bölgelerinden birinin —Hampton Roads— hemen yanında; bölgede Norfolk Deniz Üssü, büyük tersaneler ve kritik lojistik altyapı bulunuyor. Yani ilk operasyonel saha, savunulacak değerin en yoğun olduğu noktalardan birine kurulmuş oluyor.

Programın kurumsal yapısı da netleşti: Ocak 2026’da Korgeneral Sean Gainey komutasında Joint Task Force-Gold (Ortak Görev Kuvveti-Gold) kuruldu. Kara Kuvvetleri Uzay ve Füze Savunma Komutanlığı, ABD Kuzey Komutanlığı’na destek olarak operasyonel liderliği üstleniyor. Gainey’in geçmişi bu atamayı açıklıyor; Pentagon’un drone savunma görev gücünü yöneten isim olarak, farklı kurumların sistemlerini tek çatı altında koordine etme deneyimine sahip.

Paranın Nereden Geldiği: Sessiz Ama Kritik Tartışma

Raporun Kongre kulislerinde en çok tartışılacak bölümü muhtemelen finansman yöntemi. FY2027 talebinde “Golden Dome for America Fund” için 17,5 milyar dolar isteniyor; bunun 434 milyon doları Kara Kuvvetleri’nin işletme, bakım ve Ar-Ge kalemlerine ayrılmış durumda. PAC-3 MSE önleyici füze tedariki için ayrıca 12,2 milyar dolar talep ediliyor ve genel füze tedarik kalemi neredeyse üçe katlanarak 95 milyar dolara çıkıyor.

Asıl mesele bu paranın hangi hesaptan geldiği. CRS’e göre PAC-3 MSE talebinin yüzde 89’u ve Golden Dome fonunun yüzde 98’i, olağan ödenek sürecinin dışında kalan zorunlu fon hesaplarından karşılanacak. Bu teknik gibi görünen ayrıntının siyasi karşılığı büyük: zorunlu fonlar, Kongre’nin her yıl yürüttüğü ödenek pazarlığına ve denetim turlarına aynı ölçüde tabi değil.

Savunma bütçelemesinde bu tercih genellikle iki gerekçeyle savunulur — çok yıllı programlara öngörülebilirlik kazandırmak ve tedarik zincirine istikrarlı sinyal vermek. Karşı argüman ise denetim: yıllık ödenek süreci, Kongre’nin bir programı yavaşlatma, hızlandırma veya durdurma kaldıracıdır. Fonu bu sürecin dışına çıkarmak, kaldıracı da zayıflatır.

CRS’in bu oranları raporda öne çıkarması, yasa yapıcıların önümüzdeki bütçe görüşmelerinde soracağı soruların şimdiden şekillendiğini gösteriyor.

185 Milyar mı, 1,2 Trilyon mu? Maliyet Uçurumu

Golden Dome’un toplam maliyeti konusunda ortada iki farklı rakam var ve aralarındaki fark bir yorum meselesinden ibaret değil. Program yönetiminden Korgeneral Guetlein’in Kongre’ye verdiği ifadeye göre sistem 2035’teki teslim hedefine kadar 185 milyar dolara mal olacak. Kongre Bütçe Ofisi’nin (CBO) 20 yıllık ömür devri maliyeti tahmini ise 1,2 trilyon dolar.

Aradaki yedi katlık fark, iki kurumun aynı şeyi ölçmemesinden kaynaklanıyor. 185 milyar dolar esas olarak sistemi kurma bedeli — geliştirme, tedarik, konuşlandırma. CBO’nun 1,2 trilyonu ise kurulan sistemi yirmi yıl boyunca çalıştırma, personelini eğitme, yedek parçasını üretme, yazılımını güncelleme ve önleyici stoğunu tazeleme maliyetini de içeriyor.

Savunma programlarında bu makas standarttır ama Golden Dome ölçeğinde sonuçları ağırlaşıyor. Katmanlı bir hava savunma mimarisi, kurulduktan sonra da sürekli beslenmek zorunda: tehdit geliştikçe yazılım güncelleniyor, önleyici stokları yenileniyor, sensör ağı büyüyor. Yani asıl fatura kurulumda değil, işletmede çıkıyor.

Bu, hava savunmasının bilinen ekonomik açmazının ülke ölçeğine taşınmış hâli. Savunan taraf, saldıranın gönderdiği her tehdit için önceden yatırım yapmak zorunda; saldıran ise ne zaman ve kaç tane göndereceğini seçiyor.

Golden Dome Kara Katmanı: Teknik Tablo

BaşlıkVeri
RaporCRS — The U.S. Army and the Golden Dome Program (güncelleme: 18 Ağustos 2026)
Ordu ayağının çıpalarıPatriot bataryaları + IBCS
Tabur maliyeti1,792 milyar $ (4 batarya + IBCS + LTAMDS)
Mevcut kuvvet15 aktif Patriot taburu
Planlanan ilave3 tabur (FY2029, FY2030, FY2031 — yılda bir)
FY2027 Golden Dome fonu17,5 milyar $ (Ordu payı: 434 milyon $)
PAC-3 MSE tedariki12,2 milyar $
Füze tedarik kalemi (FY2027)~95 milyar $ (neredeyse üç katına çıktı)
Zorunlu fon oranıPAC-3 MSE %89 — Golden Dome fonu %98
Toplam maliyet tahminleri185 milyar $ (2035’e kadar) / 1,2 trilyon $ (CBO, 20 yıl)
IBCS üreticisiNorthrop Grumman
LTAMDS üreticisiRaytheon
İlk operasyonel sahaJEB Little Creek-Fort Story, Virginia (Ağustos 2026)
Komuta yapısıJoint Task Force-Gold (Ocak 2026), Korgeneral Sean Gainey
Operasyonel liderlikKara Kuvvetleri Uzay ve Füze Savunma Komutanlığı (USNORTHCOM desteğinde)
Teslim hedefi2035

Patriot Ailesi: Kırk Yıllık Bir Sistemin Yeni Görevi

Golden Dome’un alt katmanına yerleştirilen Patriot (MIM-104), 1980’lerin başında ABD ordusuna girmiş, orijinal olarak uçaklara karşı tasarlanmış bir hava savunma sistemi. Balistik füze savunma rolü sonradan eklendi ve sistem 1991 Körfez Savaşı’nda Scud füzelerine karşı kullanıldığında dünya çapında tanındı — o dönemki performansı sonradan uzun tartışmalara konu oldu ve sistemin gelişim seyrini doğrudan etkiledi.

Bugünkü Patriot, o ilk sürümle yalnızca ismi paylaşıyor. PAC-2 GEM-T füzeleri esas olarak uçak ve seyir füzelerine karşı parça tesirli başlıkla çalışırken, PAC-3 ve PAC-3 MSE (Missile Segment Enhancement) doğrudan çarpma (hit-to-kill) prensibiyle balistik hedefleri fiziksel darbeyle imha ediyor. MSE sürümü daha büyük motoruyla menzil ve irtifa zarfını genişletti; CRS raporundaki 12,2 milyar dolarlık tedarik talebi tam olarak bu füzeye ait.

Sistem bugün ABD dışında Almanya, Hollanda, Japonya, Güney Kore, Suudi Arabistan, Katar, Birleşik Arap Emirlikleri, İsrail, Yunanistan, İspanya, Polonya, Romanya, İsveç, Tayvan ve Ukrayna dahil çok sayıda ülkenin envanterinde. Türkiye’de de NATO kapsamında müttefik ülkelere ait Patriot bataryaları dönem dönem konuşlandırıldı.

Bir bataryanın klasik yapısı radar seti, ateş kontrol istasyonu, elektrik güç ünitesi, anten kütlesi ve genellikle sekiz fırlatıcıdan oluşuyor; her fırlatıcı PAC-3 MSE için on iki hücreye kadar taşıyabiliyor. Dört bataryanın bir tabur oluşturması ve bu taburun IBCS ile LTAMDS ilavesinde 1,79 milyar dolara ulaşması, sistemin artık bir “füze bataryası”ndan çok bir ağ düğümü olarak fiyatlandığını gösteriyor.

Konuşlu Patriot hava savunma bataryası
Patriot bataryaları bugün ABD dahil yirmiye yakın ülkenin envanterinde bulunuyor. Görsel: Envanter Medya arşivi

Raporun Cevaplamadığı Sorular

CRS’in raporu bir savunma metni değil; sonunda Pentagon’un henüz açıklamadığı konuları da sıralıyor. Kaç birlik gerekeceği, bunların nereye konuşlandırılacağı, nihai mimarinin şartnamesinin ne olacağı, Fort Story’ye hangi birliklerin gideceği ve ülke genelinde kaç operasyonel saha daha kurulacağı belirsiz.

Bu belirsizlikler, 17,5 milyarlık bir yıllık talep ve 1,2 trilyonluk bir ömür devri tahmini yan yana konduğunda ciddileşiyor. Bir programın toplam maliyetini tahmin edebilmek için kaç birim kurulacağını bilmek gerekir; kaç birim kurulacağı belli değilse, ortadaki rakamlar geniş varsayım aralıklarına dayanıyor demektir.

Golden Dome’un asıl sınavı da burada. Ülke ölçeğinde bir kalkanın teknik olarak mümkün olup olmadığı sorusunun cevabı bileşen bazında büyük ölçüde biliniyor; Patriot çalışıyor, IBCS test ediliyor, LTAMDS üretime giriyor. Cevaplanmamış soru, bu bileşenlerin kaç tanesinin, nereye ve hangi bütçeyle kurulacağı. Kongre’nin önümüzdeki aylarda üzerinde duracağı da tam olarak bu.

Türkiye Açısından Değerlendirme

Raporun Türkiye’deki okur için en anlamlı tarafı, rakamlardan çok kurduğu mantık. CRS, Golden Dome’un Kara Kuvvetleri ayağını anlatırken sistemin merkezine bir füzeyi değil bir komuta-kontrol mimarisini yerleştiriyor; IBCS’i “merkez parça” diye tanımlıyor ve maliyetin de büyük ölçüde bu entegrasyon katmanından geldiğini gösteriyor. Katmanlı hava savunmasında belirleyici olanın tekil menzil rekorları değil, sensörlerle atıcıları birbirine bağlayan ağ olduğu tezi, artık ABD’nin resmî bütçe belgelerinde de bu kadar açık ifade ediliyor.

Türkiye’nin ÇELİK KUBBE yaklaşımı da aynı mantık üzerine kurulu. Program, tekil bir silah sistemi değil; ASELSAN öncülüğünde farklı menzil katmanlarındaki sistemleri —kısa menzilde KORKUT ve GÜRZ, orta menzilde HİSAR-A+ ve HİSAR-O+, uzun menzilde SİPER— ortak bir komuta-kontrol ve sensör ağında birleştiren bir mimari olarak tanımlandı. Bir başka deyişle Türkiye, entegrasyon katmanını sonradan eklenen bir modernizasyon paketi olarak değil, mimarinin başlangıç noktası olarak kurguladı.

Bu, tek başına bir üstünlük iddiası değil; ölçekler ve bütçeler farklı. ABD’nin savunmakla yükümlü olduğu coğrafya, tehdit yelpazesi ve müttefik taahhütleri Türkiye’ninkiyle kıyaslanabilir değil, dolayısıyla 1,79 milyar dolarlık tabur fiyatını doğrudan bir ölçüt saymak yanıltıcı olur. Ancak yöntemsel benzerlik dikkate değer: iki taraf da aynı sonuca varmış durumda — hava savunmasında asıl yatırım kalemi ağın kendisi.

Pratik açıdan bunun üç karşılığı var. Birincisi, sistemleri bileşenlerine ayırıp ortak bir havuzda toplayabilen mimariler, aynı donanımla daha geniş alan savunabildiği için birim maliyeti düşürüyor. İkincisi, komuta-kontrol katmanının yerli olması, sistem büyüdükçe entegrasyon maliyetinin dışarıya değil içeriye akması anlamına geliyor. Üçüncüsü, hedef sınıflandırmada isabet —ucuz bir İHA’ya pahalı bir önleyici harcamamak— stok ekonomisini doğrudan belirliyor; bu da farklı menzil ve maliyet katmanlarını aynı anda işletebilen mimarilerin lehine bir denklem.

Golden Dome’un önümüzdeki yıllarda vereceği asıl ders muhtemelen teknolojik değil mali olacak: ülke ölçeğinde bir kalkanın hangi noktadan sonra sürdürülebilir olmaktan çıktığı. Bu sorunun cevabı, katmanlı hava savunmasına yatırım yapan her ülke için geçerli olacak.

ASELSAN radar sistemi — ÇELİK KUBBE hava savunma mimarisi
ÇELİK KUBBE, farklı menzil katmanlarındaki sistemleri ortak bir komuta-kontrol ve sensör ağında birleştiren bir mimari olarak tanımlanıyor. Görsel: ASELSAN arşivi
SİPER uzun menzilli hava savunma sistemi
SİPER, ÇELİK KUBBE mimarisinin uzun menzil katmanını oluşturuyor. Görsel: ASELSAN / ROKETSAN resmi tanıtım materyali

Kaynaklar

  • Congressional Research Service — The U.S. Army and the Golden Dome Program (güncelleme: 18 Ağustos 2026)
  • Defence Industry Europe — “U.S. congressional report says Patriot and IBCS emerge as key Army assets in Golden Dome missile defense architecture”, 26 Ağustos 2026
  • Kongre Bütçe Ofisi (CBO) — Golden Dome 20 yıllık ömür devri maliyet tahmini
  • Northrop Grumman — IBCS (Integrated Battle Command System) resmî ürün bilgileri
  • Raytheon — LTAMDS (Lower Tier Air and Missile Defense Sensor) resmî ürün bilgileri
  • ASELSAN — ÇELİK KUBBE hava savunma mimarisi resmî tanıtım materyalleri

İlgili Haberler

Bir Yorum Yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Benzer Yazılar