Capacity on Call: Dört Avrupa Ülkesi F-35 Filolarını Birbirine Açtı

Belçika, Danimarka, Hollanda ve Norveç, F-35A filolarını “Capacity on Call” adı verilen düzenleme kapsamında birbirine açtı. Uçak, mühimmat ve teknik personelin ülkeler arasında paylaşıldığı model, 2026 Silah Eğitmeni Kursu boyunca sahada sınandı.
Dört hava kuvveti, tek havuz mantığı
Avrupa’nın dört F-35A kullanıcısı, savaş uçaklarını artık yalnızca ortak usuller üzerinden değil, fiilen ortak kaynak olarak kullanmaya başladı. Belçika, Danimarka, Hollanda ve Norveç hava kuvvetlerinin hayata geçirdiği “Capacity on Call” düzenlemesi; uçakların, mühimmatın, bakım kapasitesinin ve teknik personelin önceden mutabık kalınmış usuller çerçevesinde ülkeler arasında el değiştirmesine imkân tanıyor.
Düzenlemenin çıkış noktası basit bir operasyonel sorun: bir hava kuvvetinin kendi uçak veya personel mevcudu belirli bir görev için yeterli olmadığında, müttefikin atıl kapasitesine başvurabilmesi. Uygulamada bu, bir ülkenin pilotunun başka bir ülkenin uçağıyla, üçüncü bir ülkenin mühimmatını kullanarak görev uçuşu yapabilmesi anlamına geliyor.
Silah Eğitmeni Kursu’nda sahada denendi
Model, mayıs ayında Hollanda’nın Leeuwarden Üssü’nde başlayan ve ardından Norveç’in Ørland Üssü’ne taşınan 2026 Silah Eğitmeni Kursu (Weapons Instructor Course) süresince test edildi. Sekiz ay süren kurs; teorik eğitim, taktik eğitim, canlı mühimmat atışları ve çok uluslu tatbikatları bir araya getiriyor.
Kurs boyunca kaydedilen uygulamalar, düzenlemenin kâğıt üzerinde kalmadığını gösteriyor. Danimarka, günlük bakımı Danimarkalı teknisyenlerce yürütülen beş Norveç F-35A’sını ödünç aldı. Danimarkalı pilotlar Hollanda F-35’lerinden Danimarka bombalarını attı. Hollandalı pilotlar Norveç uçaklarından Hollanda envanterindeki AIM-9X Sidewinder füzelerini kullandı. Vliehors atış sahasındaki faaliyetlerde Hollanda uçakları çok uluslu bakım ekiplerince silahlandırıldı.
Neden kritik: F-35 lojistiğinin doğası
F-35 programı, baştan itibaren merkezî bir lojistik ve konfigürasyon yönetimi mantığı üzerine kuruldu. Uçakların yazılım bloklarının, yedek parça havuzlarının ve bakım prosedürlerinin kullanıcı ülkeler arasında büyük ölçüde standart olması, teorik olarak bu tür bir paylaşımı mümkün kılıyor. Ancak pratikte her ülkenin kendi ulusal onay süreçleri, mühimmat sertifikasyonu ve güvenlik sınıflandırması bulunuyor.
Capacity on Call’ın asıl kazanımı burada: teknik uyumluluğu idari uyumlulukla eşleştirmek. Bir müttefikin uçağına kendi bombanızı takabilmeniz için yalnızca mekanik uyum değil, iki ülkenin de tanıdığı bir sertifikasyon ve sorumluluk zinciri gerekiyor.
Avrupa F-35 ekosisteminde ne anlama geliyor
Dört ülkenin F-35A filoları, Avrupa’daki toplam beşinci nesil uçak mevcudunun önemli bir bölümünü oluşturuyor. Norveç ve Hollanda programın erken ortaklarından; Danimarka ve Belçika ise filolarını son yıllarda teslim almaya başladı. Dördünün de aynı A modelini kullanması, paylaşımın önündeki konfigürasyon engellerini azaltıyor.
Düzenleme, NATO’nun Avrupa kanadında hava gücü kullanılabilirliğini artırmayı hedefliyor. Modern savaş uçaklarında hazır bulunuşluk oranları, uçak sayısından çok yedek parça ve teknisyen mevcuduna bağlı. Dört filoyu tek bir kapasite havuzu gibi yönetebilmek, kriz dönemlerinde sahaya çıkarılabilen uçak sayısını uçak satın almadan artırma potansiyeli taşıyor.
Türkiye açısından bağlam
Türkiye, F-35 programından 2019’da çıkarıldı ve bu nedenle söz konusu havuzun dışında. Buna karşılık benzer mantık, NATO’nun farklı platformlarında Türk Hava Kuvvetleri için de geçerli: NATO Havadan Erken İhbar ve Kontrol (AWACS) filosu, çok uluslu tanker girişimleri ve ortak bakım merkezleri aynı “paylaşılan kapasite” ilkesine dayanıyor.
Ayrıca Avrupa’da uçak ve mühimmatın ülkeler arası kullanımını kolaylaştıran her düzenleme, Türk savunma sanayiinin ihraç ettiği mühimmat ve alt sistemler için de sertifikasyon eşiğini yükseltiyor. Bir Türk mühimmatının NATO ülkelerinin ortak kullanım havuzuna girebilmesi, tek bir müşteri onayı yerine çok uluslu bir kabul süreci gerektiriyor.
Sınırlar ve açık kalan sorular
Düzenlemenin kapsamı bugün itibarıyla eğitim ve tatbikat faaliyetleriyle sınırlı görünüyor. Dört hava kuvvetinin açıkladığı hedef, bu uygulamayı gerçek operasyonlarda da kullanılabilir bir kabiliyete dönüştürmek. Ancak muharebe koşullarında uçak ve mühimmat paylaşımı, eğitim ortamında karşılaşılmayan sorunlar doğuruyor: kayıp veya hasar durumunda sorumluluğun kime ait olacağı, ulusal angajman kurallarının farklılaştığı görevlerde hangi ülkenin onayının esas alınacağı ve müttefik uçağına yüklenen mühimmatın ulusal ihracat kontrol mevzuatına tabi olup olmayacağı bunların başında geliyor.
Dört ülkenin savunma bakanlıkları bu soruların hukuki çerçevesine dair ayrıntılı bir metin yayımlamış değil. Düzenlemenin operasyonel kullanıma ne zaman genişletileceğine ilişkin bir takvim de açıklanmadı.
Kaynakça
- Hollanda Savunma Bakanlığı (Ministerie van Defensie) — Silah Eğitmeni Kursu 2026 faaliyet duyuruları ve görsel materyali
- Norveç Hava Kuvvetleri (Luftforsvaret) — Ørland Üssü WIC 2026 faaliyetleri
- Aviacionline — “Four European operators take the F-35 into a shared fleet model”, 19-20 Eylül 2026
- Zona Militar — “Bélgica, Dinamarca, Países Bajos y Noruega impulsan Capacity on Call”, 20 Eylül 2026

