Pakistan’ın Türk Savunma Sanayii ile 18 İşbirliği

MİLGEM korveti, Bayraktar TB2, T-129 ATAK ve KIRPI MRAP‘tan teknoloji transferine kadar Pakistan-Türkiye savunma işbirliğinin 18 kritik boyutu. 2026 güncel analiz.”>
Pakistan ile Türkiye’nin 18 Savunma İşbirliği (2026): Stratejik Ortaklığın Derinliği
☰ İçindekiler
- Türkiye-Pakistan Savunma İlişkisinin Temeli
- MİLGEM Korveti: Pakistan’ın İlk Savaş Gemisi Siparişi
- PNS Babur ve PNS Badr: İki MİLGEM Korvet
- BAYRAKTAR TB2: Pakistan Hava Kuvvetleri Operasyonu
- T-129 ATAK Helikopteri Anlaşması
- KIRPI MRAP: Pakistan Kara Kuvvetleri Alımı
- Roketsan Mühimmatları: Ortak Üretim
- ASELSAN Elektronik Sistemleri Satışı
- STM Savunma Teknolojileri İşbirliği
- FNSS Zırhlı Araç Transferi
- Ortak Deniz Tatbikatları: TURKPAK
- İki Ülkenin NATO-SCO Dengesi
- Ekonomik Boyut: İkili Ticaret ve Savunma
- Pakistan’ın Türk Sistemleri Tercihinin Gerekçesi
- Teknoloji Transferi: Pakistan’a Ne Verildi?
- Çin-Türkiye-Pakistan Üçgeni
- Hindistan Faktörü: Pakistan’ın Türk Silahına İlgisi
- Gelecek: F-5 Modernizasyonu, KAAN ve Ortak Üretim
Türkiye-Pakistan Savunma İlişkisinin Temeli

Türkiye ile Pakistan arasındaki savunma ilişkisi, 1947’de Pakistan’ın bağımsızlığını ilk tanıyan ülkeler arasında Türkiye’nin yer almasıyla başlayan tarihi bir kardeşliğin ürünüdür. Soğuk Savaş yıllarında CENTO (Merkezi Antlaşma Örgütü) çerçevesinde ortak savunma planlaması yapan iki ülke, bu temel üzerine onlarca yıl boyunca askeri ve stratejik köprüler kurdu.
Modern çağda ilişkinin somut bir zemine oturması 2000’li yılların ortasında gerçekleşti. İki ülke arasında imzalanan Savunma Sanayii İşbirliği Anlaşması, mühimmat paylaşımından ortak eğitim programlarına uzanan geniş bir çerçeve çizdi. Türkiye, NATO üyeliğinin sağladığı teknoloji birikimini; Pakistan ise geniş kara ordusu ve stratejik konumunu bu ortaklığa taşıdı.
Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) subaylarının Pakistanlı meslektaşlarını eğittiği programlar, Harp Akademileri düzeyinde akademik değişimler ve düzenli ikili savunma komisyonu toplantıları bu temelin üzerine yükselen yapının ilk katlarını oluşturdu. 2010’ların ortasından itibaren ise ilişki çok daha somut bir boyuta; silah ve sistem alım-satımına evrildi.
2021 yılında iki ülke arasındaki savunma ticareti hacmi 1 milyar doları aşarak tarihsel bir rekora ulaştı. Bu rakam 2025 itibarıyla 1,5 milyar dolara yaklaştı. İlişki artık ikili ziyaretler ve niyet bildirgeleriyle değil, teslim edilen platformlar, eğitilen personel ve kurulan üretim tesisleriyle ölçülüyor.
MİLGEM Korveti: Pakistan’ın İlk Savaş Gemisi Siparişi

MİLGEM (Milli Gemi) projesi, Türkiye’nin yerli savunma sanayiindeki en önemli başarı hikayelerinden biridir. 2018 yılında Türkiye ile Pakistan arasında imzalanan 1,5 milyar dolarlık anlaşma, Pakistan’ın tarihinde yabancı bir ülkeden satın aldığı en büyük savaş gemisi projesi oldu. Bu anlaşmayla Pakistan Deniz Kuvvetleri dört adet MİLGEM sınıfı korvet sipariş etti.
İlk iki geminin gövdesi İstanbul’daki ASELSAN ve STM destekli tersanelerde inşa edildi ve ardından Karachi’ye gönderildi. Gemilerin arka ikisi ise Pakistan’ın Karachi Tersanesi’nde üretilecek şekilde planlandı. Bu düzenleme, salt bir satış değil; Pakistan’ın kendi denizcilik kapasitesini geliştirmesini hedefleyen bir teknoloji transferi stratejisi olarak tasarlandı.
Her MİLGEM korveti yaklaşık 2.400 ton deplasmana sahip olup uzun menzilli toplar, anti-denizaltı torpido tüpleri, Mk 41 dikey fırlatma sistemleri ve ASELSAN imzalı elektronik harp sistemleriyle donatılmıştır. Pakistan Deniz Kuvvetleri, bu gemilerle Hint Okyanusu’ndaki caydırıcılık kapasitesini önemli ölçüde artırmayı hedeflemektedir.
PNS Babur ve PNS Badr: İki MİLGEM Korvet

Dört adet sipariş edilen MİLGEM korvetinin ilk ikisi, PNS Babur ve PNS Badr adlarını aldı. Her iki isim de Pakistan’ın tarihinde derin izler bırakan askeri komutanlara aittir; Babur, Babür İmparatorluğu’nun kurucusuna; Badr ise İslam tarihindeki ilk büyük savaşa gönderme yapmaktadır.
PNS Babur, 2022 yılında İstanbul’da düzenlenen deniz indirme töreniyle dünyanın dikkatini çekti. Törene katılan Türkiye ve Pakistan’ın üst düzey askeri ve siyasi yöneticileri, etkinliği iki ülke arasındaki ortaklığın somutlaşmış kanıtı olarak sundu. Geminin 2023 yılı sonunda Pakistan Deniz Kuvvetleri’ne resmen teslim edilmesi, tarihi bir kilometre taşı oldu.
PNS Badr ise 2024 yılında Pakistan’a intikal etti. Her iki gemi de ilk görev rotasını Hint Okyanusu’ndaki deniz güvenliği operasyonlarına ayırdı. Pakistan Deniz Kuvvetleri komutanları, MİLGEM korvetlerinin Körfez ülkelerine yapılan ticaret konvoylarının korunmasında kritik bir işlev üstlendiğini açıkladı.
Üçüncü ve dördüncü MİLGEM korvetleri, yerel üretim şartı kapsamında Karachi’de inşa edilmektedir. Bu süreç, Pakistan’ın uzun vadeli gemi inşa kapasitesini doğrudan güçlendirecek ve tersanenin kurumsal hafızasını kalıcı biçimde dönüştürecektir.
BAYRAKTAR TB2: Pakistan Hava Kuvvetleri Operasyonu

Baykar’ın Bayraktar TB2’si, Türk savunma ihracatının küresel yüzü hâline geldi. Pakistan, bu insansız hava aracını 2021 yılında çeşitli kaynaklar tarafından onaylanan ve Karachi’ye yapılan teslimlerle resmileşen anlaşmayla temin etti. Tam sipariş miktarı kamuoyuyla resmi olarak paylaşılmamış olsa da görüntüler ve operasyonel raporlar, sistemlerin Pakistan Hava Kuvvetleri’nde etkin biçimde kullanıldığını doğrulamaktadır.
Pakistan, TB2’yi öncelikli olarak Afganistan sınırındaki FATA (Federal Yönetilen Aşiret Bölgeleri) ile Belucistan’daki terörle mücadele operasyonlarında kullanmaktadır. İHA, uzun dayanım süresi (yaklaşık 24 saat), MAM-L ve MAM-C akıllı mikro mühimmatları ve uydu ötesi haberleşme yetenekleriyle sınır güvenliği açısından yüksek değerli bir varlığa dönüştü.
Azerbaycan-Ermenistan çatışmasında (2020) ve Ukrayna’da sergilenen TB2 performansı Pakistan’ın ilgisini hızlandırdı. Pakistan Hava Kuvvetleri yetkililerine göre TB2, F-16 gibi geleneksel uçakların risklerine katlanmaksızın sürekli gözetleme ve hassas vuruş kapasitesi sunmaktadır.
T-129 ATAK Helikopteri Anlaşması

Pakistan Ordusu, 2018 yılında T-129 ATAK taarruz helikopterlerini satın almak için girişim başlattı. 1,5 milyar dolar değerinde 30 adet helikopter için anlaşma temeli oluşturuldu. ATAK, ASELSAN’ın aviyonik sistemleri, yerli iletişim ve elektro-optik donanımlarıyla Türkiye’nin en önemli rotary-wing platformu konumundadır.
Ancak bu anlaşma, ABD menşeli LHTEC CTS800 türbin motoru nedeniyle ciddi bir engelle karşılaştı. Türkiye’nin AB sistemlerine yönelik yaptırım kapsamında alınan karar, ATAK helikopterinin üçüncü ülkelere ihracatında ABD onayını zorunlu kıldı. Türkiye-Pakistan anlaşmasına onay vermeyi reddeden Washington, süreci uzun yıllar askıya aldı.
Bu gelişme, aynı zamanda Türkiye’nin savunma sanayiinde tam bağımsızlığın önemini bir kez daha gündeme taşıdı. TEI (Türk Motor Endüstrisi) bünyesinde yürütülen ve TS1400 ismiyle bilinen yerli motor geliştirme projesi, kısmen bu kısıtlamaya verilen stratejik yanıt olarak hız kazandı.
Yerli motorun ATAK’a entegrasyonu tamamlandığında, Pakistan’ın siparişinin canlandırılması gündemde ilk sıraya taşınacak. Karaçi ve Ankara arasındaki teknik müzakereler bu ihtimale yönelik olarak fiilen sürmektedir.
KIRPI MRAP: Pakistan Kara Kuvvetleri Alımı

BMC’nin ürettiği KIRPI MRAP (Mayına Karşı Korumalı Araç), Pakistan’ın FATA ve Belucistan’daki terörle mücadele operasyonlarında en çok ihtiyaç duyduğu ekipman kategorisini karşılamaktadır. Pakistan Ordusu, 2019 yılında başlayan ve sonraki yıllarda genişletilen alımlarla toplamda birkaç yüz adet KIRPI’yı envanterine kattı.
KIRPI, 4×4 sürüş düzeni, V şekilli şasi, çelik-balistik çelik kompozit gövdesi ve modüler arka bölme yapısıyla tuzağa düşürme (IED) tehditlerini karşılamak üzere tasarlanmıştır. Pakistan’ın operasyonel koşullarında — dağlık araziler, aşiret yolları ve kentsel çatışma ortamları — aracın tahliye ve devriye yetenekleri yüksek değer taşımaktadır.
Alım süreci, operasyonların seyrine bağlı olarak farklı konfigürasyonları içermektedir. Temel keşif versiyonunun yanı sıra hafif silah istasyonu ve gözetleme sensörü eklentili versiyonlar da Pakistan’a teslim edildi. Araçlar ağırlıklı olarak Özel Kuvvetler ve Sınır Koridoru birlikleri tarafından kullanılmaktadır.
Roketsan Mühimmatları: Ortak Üretim
Roketsan mühimmat ürünleri Pakistan” loading=”lazy”>Roketsan, Pakistan ile mühimmat alanında köklü bir işbirliği sürdürmektedir. Bu işbirliğinin temelinde Cirit lazer güdümlü roketi, MAM-L ve MAM-C akıllı mikro mühimmatları ve çeşitli füze sistemleri yer almaktadır. TB2’nin Pakistan’a transferiyle birlikte Roketsan’ın mühimmat paketi de otomatik olarak portföye dahil oldu.
Pakistan Ordu Teçhizat Fabrikaları (POF) ile Roketsan arasındaki işbirliği çerçevesinde bazı mühimmat tiplerinin Pakistan’da üretilmesi için teknoloji transferi görüşmeleri yürütülmektedir. Bu görüşmeler henüz tam bir ortak üretim anlaşmasına dönüşmemiş olsa da teknik değişimler ve prototip testleri sürmektedir.
Pakistan’ın ilgi gösterdiği diğer Roketsan ürünleri arasında UMTAS (uzak mesafe anti-tank sistemi), SOM seyir füzesi ve TRLG-230 güdümlü roket sistemi bulunmaktadır. Bu sistemlerin bir kısmı için niyet bildirgeleri imzalanmış, bağlayıcı anlaşma aşamasına taşınması ise süreç içinde şekillenmeye devam etmektedir.
ASELSAN Elektronik Sistemleri Satışı
ASELSAN elektronik savunma sistemleri Pakistan” loading=”lazy”>ASELSAN, Pakistan ile sadece sistem bazlı değil; platform üstü elektronik satışları aracılığıyla da kapsamlı bir ilişki sürdürmektedir. MİLGEM korvetlerine entegre edilen GENESIS savaş yönetim sistemi, ASELSAN’ın Pakistan’a ihraç ettiği en kritik ürünlerin başında gelir. Bu sistem, gemi üzerindeki tüm sensör ve silah sistemlerini merkezi bir komuta ağında birleştirmektedir.
Bunun yanı sıra ASELSAN’ın güvenli taktik telsiz sistemleri (EDACS ve SARBIS serisi), Pakistan Ordusu’nun komuta-kontrol altyapısına dahil edildi. Sinyal gürültü bastırma, frekans atlama ve şifreli ses iletimi özellikleriyle bu sistemler, konvansiyonel haberleşme ekipmanlarına kıyasla önemli bir avantaj sağlamaktadır.
Elektronik harp kapasitesi alanında ise ASELSAN’ın PULAT aktif koruma sistemleri ve AKKOR radar uyarı alıcıları Pakistan’ın zırhlı araç modernizasyon programına dahil edilmek üzere değerlendirilmektedir. Müzakereler teknik olgunluk kazanmış, bazı test aşamaları Pakistan sahasında tamamlanmıştır.
STM Savunma Teknolojileri İşbirliği

STM (Savunma Teknolojileri Mühendislik), MİLGEM projesinin tasarım ve sistem entegrasyon tarafında kritik bir rol üstlenmiştir. STM, aynı zamanda Pakistan Deniz Kuvvetleri için kapasiteyi geliştirme amacıyla yürütülen eğitim ve teknik destek programlarının da koordinatörüdür.
Denizaltı sistemleri alanında STM, Agosta 90B denizaltılarının modernizasyon programında Pakistan’ın teknik danışmanı konumuna gelmiştir. Bu denizaltılar, 2000’li yıllarda Fransa’dan temin edilen platformlardır; güncellenmiş silah sistemleri ve aviyonik paketi ise kısmen Türk mühendisliğinin ürünüdür.
STM’nin insansız deniz araçları (İDA) ve otonom sistemler alanındaki çalışmaları da Pakistan’ın ilgisini çekmektedir. Otonom yüzey araçları ve mayın tarama platformları, Pakistan Deniz Kuvvetleri’nin Hint Okyanusu’nda yürüttüğü deniz güvenliği operasyonları için önemli bir kapasite artışını temsil edecektir.
FNSS Zırhlı Araç Transferi

FNSS Savunma Sistemleri, Pakistan ile zırhlı araç tedariki alanında önemli bir çalışma yürütmektedir. ACV-15 zırhlı personel taşıyıcısı ve KAPLAN modernize mekanize piyade aracının Pakistan versiyonları bu işbirliğinin ürünleri arasında yer almaktadır. Pakistan Ordusu’nun mekanize birliklerinin yenilenmesi planının bir parçası olarak değerlendirilen bu alımlar, hem piyade taşıma hem de savaş destek işlevlerini kapsamaktadır.
FNSS’in ACV-15’i, alüminyum gövde yapısı, amfibi yeteneği ve modüler silah istasyonuyla Pakistan’ın çeşitli arazi koşullarına uyum sağlayan bir platform olarak öne çıkmaktadır. Dağlık Kuzey Pakistan’dan Belucistan’ın yarı çöl yollarına kadar uzanan farklı coğrafyalarda test edilmiş performans verileri, alım kararını destekleyen teknik belgeler arasında yer almaktadır.
FNSS, Pakistan ile lisanslı üretim ve montaj imkanlarını da müzakere etmektedir. Pakistan’ın Heavy Industries Taxila (HIT) tesisleri, bu tür bir ortaklık için mevcut altyapının bulunduğu doğal bir lokasyon konumundadır.
Ortak Deniz Tatbikatları: TURKPAK

TURKPAK, Türkiye ve Pakistan Deniz Kuvvetleri’nin yürüttüğü düzenli ikili tatbikat serisidir. 2000’li yılların başında pilot düzeyde başlayan bu tatbikat, günümüzde çok boyutlu deniz operasyon egzersizlerini kapsayan olgunlaşmış bir formata taşınmıştır. Tatbikatlar; Karaçi açıkları, Kızıldeniz ve ara sıra Ege kıyıları gibi farklı deniz alanlarında icra edilmektedir.
TURKPAK’ın senaryoları yıldan yıla çeşitlilik göstermektedir. Arama-kurtarma, mayın tarama, denizaltı karşı harekât ve deniz ablukası tatbikatları bu kapsamın başlıca bileşenlerini oluşturmaktadır. 2022 yılından itibaren MİLGEM korvetlerinin bu tatbikatlara katılmasıyla egzersizler çok daha yüksek bir karmaşıklık düzeyine ulaştı.
Tatbikatlar ayrıca personel değişim programlarıyla entegre edilmiştir. Türk deniz subayları Pakistan Deniz Harp Okulu’nda konferans verirken Pakistanlı subaylar İstanbul’daki Deniz Harp Akademisi’nde dönemsel eğitimler almaktadır. Bu karşılıklı entegrasyon, kurumsallaşmanın önemli bir boyutunu oluşturmaktadır.
İki Ülkenin NATO-SCO Dengesi

Türkiye’nin NATO üyesi, Pakistan’ın ise Şanghay İşbirliği Örgütü (SCO) üyesi olması, bu iki ülke arasındaki savunma ilişkisini jeopolitik açıdan son derece dikkat çekici kılmaktadır. Rusya ve Çin’in ağırlık merkezini oluşturduğu SCO ile Batı ittifakının çekirdeği olan NATO’nun aynı savunma ortaklığı içinde bir araya gelmesi, küresel güç dengelerindeki kırılma noktalarının yarattığı açıkları ustalıkla değerlendiren bir konumlanmanın ürünüdür.
Türkiye bu pozisyondan bilinçli biçimde yararlanmaktadır. Ankara, Batı ile ilişkilerini korurken aynı zamanda Rusya, Çin ve Pakistan gibi ülkelerle savunma işbirliği geliştirerek kendi stratejik özerkliğini genişletmektedir. Pakistan ise farklı bloklar arasında denge kurarak hem teknoloji çeşitliliğini korumakta hem de tek bir tedarikçiye bağımlılıktan kaçınmaktadır.
Bu çok kutuplu konumlanma, Güney Asya’daki güvenlik mimarisinde yeni bir anlatıyı da beraberinde getirmektedir. Türkiye, ABD ve Hindistan’ın savunma tedarikçisi olarak rakip rolündeki konumunun yarattığı boşluğu doldurmakta; Pakistan ise Batılı sistemlere erişim kapısı olarak Ankara’yı değerlendirmektedir.
Ekonomik Boyut: İkili Ticaret ve Savunma

Türkiye-Pakistan savunma ilişkisinin ekonomik boyutunu anlamak için genel ticaret tablosuna bakmak şarttır. İki ülke arasındaki toplam ikili ticaret 2015 yılında yaklaşık 600 milyon dolar düzeyindeyken, 2025 itibarıyla bu rakam 2 milyar doların üzerine taşındı. Bu büyümede savunma sektörünün payı yüksek olmakla birlikte tekstil, inşaat malzemeleri ve tarım ürünleri de belirleyici roller üstlendi.
Savunma ihracatı özelinde değerlendirildiğinde Türkiye, Pakistan’a yönelik yıllık savunma satışlarını 2020 sonrasında ortalama 300-400 milyon dolar bandına taşıdı. Bu rakam, Pakistan’ın Amerika Birleşik Devletleri ve Çin’den yaptığı savunma alımlarının ardından üçüncü büyük kalemi oluşturmaktadır.
Pakistan, savunma yatırımları karşılığında Türkiye’ye insan kaynağı havuzu, bölgesel depo kapasitesi ve Hint Okyanusu erişimini dolaylı yollarla sunmaktadır. Bu alışveriş, yalnızca silah ticaretinin ötesinde bir stratejik değer denklemini yansıtmaktadır.
| Yıl | İkili Ticaret (M$) | Savunma Payı (M$) | Büyüme (%) |
|---|---|---|---|
| 2018 | 800 | 180 | — |
| 2020 | 1.000 | 280 | +55 |
| 2022 | 1.400 | 420 | +50 |
| 2024 | 1.850 | 510 | +21 |
| 2025 | 2.100 | 580 | +14 |
Pakistan’ın Türk Sistemleri Tercihinin Gerekçesi

Pakistan’ın Türk savunma sistemlerini tercih etmesi, tek bir gerekçeyle açıklanamaz. Bu tercih; teknolojik, siyasi, ekonomik ve stratejik faktörlerin örtüştüğü çok boyutlu bir tercihin ürünüdür. Her faktör ayrı ayrı ele alındığında tablonun bütünlüklü bir resme dönüştüğü görülmektedir.
Teknik gerekçe açısından Türk sistemleri, NATO standartlarında üretilmiş ancak Batılı rakiplerinden çok daha uygun fiyatlarla sunulmaktadır. MİLGEM korveti örneğinde Türkiye, benzer kapasiteli Alman ya da İspanyol gemilerine kıyasla yüzde 30-40 daha düşük fiyat teklif etti. Bu maliyet farkı, Pakistan’ın kısıtlı savunma bütçesi göz önüne alındığında belirleyici bir etken oldu.
Siyasi gerekçe ise daha da açık biçimde ortadadır. Batılı ülkelerin Pakistan’a yönelik silah ambargolarına veya teslimat koşullarına bağlı gecikmelere çeşitli dönemlerde başvurduğu bilinmektedir. Türkiye, bu koşulların hiçbirini Pakistan’a dayatmamıştır. İki ülke arasındaki dini ve kültürel bağlar da müzakere ortamını olumlu yönde etkilemektedir.
Teknoloji Transferi: Pakistan’a Ne Verildi?

Pakistan-Türkiye savunma ilişkisinin en stratejik boyutunu teknoloji transferi oluşturmaktadır. Bu transfer yalnızca ürünlerin teslimini değil; bilginin, tasarımın ve üretim kapasitesinin de devredilmesini içermektedir.
Gemi inşası alanında Karachi Tersanesi, MİLGEM projesinin son iki gemisini üretecek altyapıyı Türk mühendislerin danışmanlığıyla kurdu. Tersane mühendislerine modüler gemi inşa teknikleri, kaynak kalite kontrol standartları ve sistem entegrasyon süreçleri aktarıldı. Bu bilgi birikimi, ileride tamamen bağımsız tasarım ve üretim kapasitesine dönüşme potansiyeli taşımaktadır.
Elektronik alanda ASELSAN ile Pakistan Electronics’ arasında sürdürülen teknik işbirliği çerçevesinde bazı sensör alt sistemlerinin yerel olarak üretilmesine yönelik müzakereler sürmektedir. Mühimmat tarafında ise Roketsan ile POF arasında yürütülen teknik değişim programları, belirli roket bileşenlerinin Pakistan’da üretilmesinin önünü açabilir.
Çin-Türkiye-Pakistan Üçgeni

Pakistan’ın savunma tedarik ekosistemi incelendiğinde Çin, tartışmasız biçimde en baskın tedarikçi konumundadır. JF-17 savaş uçakları, F-22P fırkateynleri, HQ-9 hava savunma sistemleri ve çeşitli füze sistemleri Pekin kökenlidir. Bu tabloda Türkiye’nin yükselen konumu, Çin-Pakistan-Türkiye üçgenini jeopolitik analizin odağına taşımaktadır.
Üçgenin işleyişi karmaşık bir görüntü çizmektedir. Türkiye ve Çin, Uygur meselesi başta olmak üzere birçok alanda çatışan çıkarlara sahipken Pakistan, her iki ülkeyle de yakın savunma ilişkisi sürdürmektedir. Ankara, Türkiye-Pakistan işbirliğinin Çin’e alternatif oluşturmak yerine onu tamamladığını öne sürmektedir. Ancak analitik çevreler, uzun vadede bir rekabet dinamiğinin kaçınılmaz olduğuna işaret etmektedir.
Bu üçgenin pratik yansımaları da somuttur. Bazı ortak programlarda Türk ve Çin bileşenleri bir arada kullanılmaktadır. MİLGEM korvetlerine Çin kökenli bileşenler entegre etme fikri teknik çevrelerce tartışılmış; ancak Türk tarafı, NATO standartları ile uyumun bu tür karışık yapılanmaları güçleştirdiğini vurgulamıştır.
Hindistan Faktörü: Pakistan’ın Türk Silahına İlgisi

Pakistan’ın savunma tedarik stratejisini derinlemesine anlamak için Hindistan faktörünü göz ardı etmek mümkün değildir. Güney Asya’nın en büyük askeri gücüne sahip Hindistan ile kronik bir gerilim içinde olan Pakistan, caydırıcılık dengesini korumak adına sürekli kapasite artışı arayışındadır. Türk sistemleri, bu denkleme değerli bir özgünlük katmaktadır.
Hindistan’ın Rafale savaş uçakları, S-400 hava savunma sistemleri ve INS Vikrant uçak gemisiyle yükselen deniz gücü karşısında Pakistan, asimetrik caydırıcılık araçlarına öncelik vermektedir. Bayraktar TB2, bu bağlamda son derece stratejik bir konuma sahiptir: Konvansiyonel haberleşme kanallarında erişim güçlükleri yaratan alanlarda uzak gözetleme ve hassas vuruş kapasitesi sunmaktadır.
MİLGEM korvetleri ise Pakistan’ın Hint Okyanusu’ndaki kıyı ötesi savunma kapasitesini — özellikle Gwadar Limanı ve CPEC (Çin-Pakistan Ekonomik Koridoru) güzergahlarının güvenliği açısından — anlamlı biçimde takviye etmektedir. Bu bağlamda Türk sistemleri, salt silah alımının ötesinde stratejik bir caydırıcılık mesajı da taşımaktadır.
Gelecek: F-5 Modernizasyonu, KAAN ve Ortak Üretim
KAAN savaş uçağı Pakistan geleceği” loading=”lazy”>Pakistan-Türkiye savunma ilişkisinin geleceği, mevcut sistematik birikimlerin üzerine inşa edilecek üç ana eksen üzerinden şekillenecek gibi görünmektedir: Pakistan’ın F-5 savaş uçaklarının modernizasyonu, KAAN muharip uçağına yönelik uzun vadeli ilgi ve kapsamlı ortak üretim anlaşmaları.
Pakistan Hava Kuvvetleri, envanterindeki eski F-5 uçaklarını yenileme planları çerçevesinde birden fazla ülkeyle temas halindedir. Türkiye, ASELSAN aviyoniği ve yerli silah sistemleriyle F-5’in kapasitesini önemli ölçüde artırabilecek modernizasyon paketleri sunmaktadır. Bu proje hayata geçirilirse Türkiye için hem teknik hem de referans değer açısından büyük önem taşıyacaktır.
KAAN, Türkiye’nin 5. nesil yerli muharip uçağı olarak 2023 yılında gerçekleştirilen ilk uçuşunun ardından büyük ilgi odağı hâline geldi. Pakistan’ın bu uçağa yönelik resmi bir talebi bulunmamakla birlikte, teknik çevrelerdeki değerlendirmeler KAAN’ın 2030’ların başında Pakistan Hava Kuvvetleri’nin gündemine girebileceğine işaret etmektedir. Türk motoruyla (TF-X) çalışacak KAAN, ABD onayına ihtiyaç duyulmayacak olmasıyla da dikkat çekmektedir.
Ortak üretim modeli ise belki de en dönüştürücü potansiyeli taşımaktadır. Roketsan-POF, ASELSAN-Pakistan Electronics ve STM-Karachi Tersanesi eksenlerinde şekillenen ortak üretim çerçeveleri, iki ülkenin birbirinin savunma sanayii kapasitesini karşılıklı olarak geliştirdiği bir ekosisteme dönüşebilir. Bu dönüşüm tamamlandığında Pakistan, salt bir alıcı olmaktan çıkıp Türk savunma sistemlerinin bölgesel üretim ve dağıtım partneri konumuna yükselecektir.
Pakistan-Türkiye Savunma İşbirliği: Kapsamlı Özet
| Program | Platform / Sistem | Yüklenici | Durum (2026) | Tahmini Değer |
|---|---|---|---|---|
| MİLGEM Korveti | 4 × MİLGEM savaş gemisi | STM / ASELSAN | 2 teslim, 2 üretimde | 1,5 Milyar $ |
| Bayraktar TB2 | Taktik İHA sistemi | Baykar | Operasyonel | ~400 Milyon $ |
| T-129 ATAK | Taarruz Helikopteri | TAI / ASELSAN | Askıda (motor sorunu) | 1,5 Milyar $ |
| KIRPI MRAP | 4×4 MRAP araç | BMC | Teslim edildi | ~200 Milyon $ |
| Roketsan Mühimmat | MAM-L/C, Cirit | Roketsan | Kısmen teslim | ~150 Milyon $ |
| ASELSAN Elektronik | Telsiz, EW sistemleri | ASELSAN | Devam ediyor | ~120 Milyon $ |
| FNSS Zırhlı Araç | ACV-15 ve türevleri | FNSS | Kısmen teslim | ~100 Milyon $ |
| STM Sistemleri | Denizaltı mod., danışmanlık | STM | Devam ediyor | ~80 Milyon $ |
5 Önemli Sonuç
- Pakistan-Türkiye savunma ortaklığı sembolik olmaktan çıktı; teslim edilen platformlar, yürütülen tatbikatlar ve aktarılan teknolojiler bu dönüşümün somut kanıtlarıdır.
- MİLGEM projesi, Türk savunma ihracatının uluslararası arenada kazandığı güvenilirliği belgelemektedir; Pakistan bu güvenilirliğin hem kanıtlayıcısı hem de ödüllendireni olmuştur.
- T-129 ATAK’taki motor tıkanıklığı, Türkiye’nin dışa bağımlı bileşenlerden kurtulma stratejisini hızlandırırken Pakistan, bitmek bilmeyen bir gecikmenin bedelini ödemektedir.
- Çin-Türkiye-Pakistan üçgeni, ittifak sınırlarının giderek daha akışkan hâle geldiği yeni çok kutuplu dünya düzeninin ileri bir örneğini sergilemektedir.
- KAAN ve ortak üretim modelleri, bu ilişkiyi 2030’larda çok daha derin bir entegrasyona taşıma kapasitesi taşımaktadır.
Sıkça Sorulan Sorular
Savunma teknolojilerini daha derinlemesine keşfedin: Sıradaki galeri haberimizde radar sistemlerinin temel ayrımlarını ele alıyoruz.
Kaynaklar
- Türkiye Cumhurbaşkanlığı Savunma Sanayii Başkanlığı (SSB) — ssb.gov.tr
- Pakistan Savunma Bakanlığı — mod.gov.pk
- ASELSAN A.Ş. — aselsan.com.tr
- Roketsan A.Ş. — roketsan.com.tr
- STM Savunma Teknolojileri Mühendislik — stm.com.tr
- FNSS Savunma Sistemleri — fnss.com.tr
- Baykar Teknoloji — baykar.com
- SIPRI Arms Transfers Database 2025
- Jane’s Defence Weekly — Pakistan-Turkey Defence Review, 2024-2025
- Defence News — Pakistan Procurement Reports, 2022-2026

