Pakistan’ın Türk Savunma Sanayii ile 18 İşbirliği

Pakistan’ın Türk Savunma Sanayii ile 18 İşbirliği
Yazı Özetini Göster







Pakistan ile Türkiye’nin 18 Savunma İşbirliği (2026): Stratejik Ortaklığın Derinliği
MİLGEM korveti, Bayraktar TB2, T-129 ATAK ve KIRPI MRAP‘tan teknoloji transferine kadar Pakistan-Türkiye savunma işbirliğinin 18 kritik boyutu. 2026 güncel analiz.”>










Pakistan ile Türkiye’nin 18 Savunma İşbirliği (2026): Stratejik Ortaklığın Derinliği

15 Ekim 2026 • 18 Bölüm • Envanter Medya Analiz
İki Müslüman ülkenin savunma ortaklığı artık sembolik değil. MİLGEM korveti, Bayraktar TB2, T-129 ATAK helikopteri ve KIRPI MRAP — Pakistan ordusu, Türk savunma sanayiinin müşterisi olmaktan stratejik ortağına dönüştü. Bu galeri, iki ülke arasındaki 18 kritik işbirliğini belgelerin ve anlaşmaların ışığında katmanlarına ayırıyor.

BÖLÜM 1 / 18

Türkiye-Pakistan Savunma İlişkisinin Temeli

Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Pakistanlı Şahbaz Şerif
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Pakistanlı Şahbaz Şerif (Kasım 2016). Fotoğraf: Shehbaz Sharif / Wikimedia Commons (CC BY 2.0)

Türkiye ile Pakistan arasındaki savunma ilişkisi, 1947’de Pakistan’ın bağımsızlığını ilk tanıyan ülkeler arasında Türkiye’nin yer almasıyla başlayan tarihi bir kardeşliğin ürünüdür. Soğuk Savaş yıllarında CENTO (Merkezi Antlaşma Örgütü) çerçevesinde ortak savunma planlaması yapan iki ülke, bu temel üzerine onlarca yıl boyunca askeri ve stratejik köprüler kurdu.

Modern çağda ilişkinin somut bir zemine oturması 2000’li yılların ortasında gerçekleşti. İki ülke arasında imzalanan Savunma Sanayii İşbirliği Anlaşması, mühimmat paylaşımından ortak eğitim programlarına uzanan geniş bir çerçeve çizdi. Türkiye, NATO üyeliğinin sağladığı teknoloji birikimini; Pakistan ise geniş kara ordusu ve stratejik konumunu bu ortaklığa taşıdı.

Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) subaylarının Pakistanlı meslektaşlarını eğittiği programlar, Harp Akademileri düzeyinde akademik değişimler ve düzenli ikili savunma komisyonu toplantıları bu temelin üzerine yükselen yapının ilk katlarını oluşturdu. 2010’ların ortasından itibaren ise ilişki çok daha somut bir boyuta; silah ve sistem alım-satımına evrildi.

Türkiye Perspektifi: Ankara için Pakistan, Orta Asya ve Güney Asya’ya açılan stratejik bir kapıdır. Türk savunma şirketleri, Pakistanlı ortaklarla yürüttükleri işbirlikleri sayesinde bölgesel ihracat üslerini güçlendirirken aynı zamanda üretim maliyetlerini düşürecek ölçek ekonomileri de elde etmektedir.

2021 yılında iki ülke arasındaki savunma ticareti hacmi 1 milyar doları aşarak tarihsel bir rekora ulaştı. Bu rakam 2025 itibarıyla 1,5 milyar dolara yaklaştı. İlişki artık ikili ziyaretler ve niyet bildirgeleriyle değil, teslim edilen platformlar, eğitilen personel ve kurulan üretim tesisleriyle ölçülüyor.

BÖLÜM 2 / 18

MİLGEM Korveti: Pakistan’ın İlk Savaş Gemisi Siparişi

Ada sınıfı korvet TCG Burgazada denizde
MİLGEM projesinin Ada sınıfı korvetlerinden TCG Burgazada; Pakistan'ın Babur sınıfı korvetleri bu tasarımın türevidir. Fotoğraf: Wikimedia Commons

MİLGEM (Milli Gemi) projesi, Türkiye’nin yerli savunma sanayiindeki en önemli başarı hikayelerinden biridir. 2018 yılında Türkiye ile Pakistan arasında imzalanan 1,5 milyar dolarlık anlaşma, Pakistan’ın tarihinde yabancı bir ülkeden satın aldığı en büyük savaş gemisi projesi oldu. Bu anlaşmayla Pakistan Deniz Kuvvetleri dört adet MİLGEM sınıfı korvet sipariş etti.

İlk iki geminin gövdesi İstanbul’daki ASELSAN ve STM destekli tersanelerde inşa edildi ve ardından Karachi’ye gönderildi. Gemilerin arka ikisi ise Pakistan’ın Karachi Tersanesi’nde üretilecek şekilde planlandı. Bu düzenleme, salt bir satış değil; Pakistan’ın kendi denizcilik kapasitesini geliştirmesini hedefleyen bir teknoloji transferi stratejisi olarak tasarlandı.

Her MİLGEM korveti yaklaşık 2.400 ton deplasmana sahip olup uzun menzilli toplar, anti-denizaltı torpido tüpleri, Mk 41 dikey fırlatma sistemleri ve ASELSAN imzalı elektronik harp sistemleriyle donatılmıştır. Pakistan Deniz Kuvvetleri, bu gemilerle Hint Okyanusu’ndaki caydırıcılık kapasitesini önemli ölçüde artırmayı hedeflemektedir.

Türkiye Perspektifi: MİLGEM anlaşması, Türk savunma ihracatının simgesi hâline geldi. Savunma Sanayii Başkanlığı (SSB) yetkilileri, projeyi “Türk denizcilik mühendisliğinin dünyaya ispatı” olarak tanımlamaktadır.

BÖLÜM 3 / 18

PNS Babur ve PNS Badr: İki MİLGEM Korvet

MİLGEM ailesinden F-517 fırkateyni tersanede
MİLGEM ailesinden bir fırkateyn tersanede (STM arşivi). Pakistan'ın PNS Babur ve PNS Badr korvetleri de MİLGEM tasarımından türetildi.

Dört adet sipariş edilen MİLGEM korvetinin ilk ikisi, PNS Babur ve PNS Badr adlarını aldı. Her iki isim de Pakistan’ın tarihinde derin izler bırakan askeri komutanlara aittir; Babur, Babür İmparatorluğu’nun kurucusuna; Badr ise İslam tarihindeki ilk büyük savaşa gönderme yapmaktadır.

PNS Babur, 2022 yılında İstanbul’da düzenlenen deniz indirme töreniyle dünyanın dikkatini çekti. Törene katılan Türkiye ve Pakistan’ın üst düzey askeri ve siyasi yöneticileri, etkinliği iki ülke arasındaki ortaklığın somutlaşmış kanıtı olarak sundu. Geminin 2023 yılı sonunda Pakistan Deniz Kuvvetleri’ne resmen teslim edilmesi, tarihi bir kilometre taşı oldu.

PNS Badr ise 2024 yılında Pakistan’a intikal etti. Her iki gemi de ilk görev rotasını Hint Okyanusu’ndaki deniz güvenliği operasyonlarına ayırdı. Pakistan Deniz Kuvvetleri komutanları, MİLGEM korvetlerinin Körfez ülkelerine yapılan ticaret konvoylarının korunmasında kritik bir işlev üstlendiğini açıkladı.

Türkiye Perspektifi: SSB Başkanı, PNS Babur töreninde “Bu gemi iki kardeş milletin bayrağını Hint Okyanusu’nda dalgalandıracak” dedi. Bu söylem, ilişkinin salt ticari çerçevenin ötesinde stratejik bir kimlik taşıdığını ortaya koymaktadır.

Üçüncü ve dördüncü MİLGEM korvetleri, yerel üretim şartı kapsamında Karachi’de inşa edilmektedir. Bu süreç, Pakistan’ın uzun vadeli gemi inşa kapasitesini doğrudan güçlendirecek ve tersanenin kurumsal hafızasını kalıcı biçimde dönüştürecektir.

BÖLÜM 4 / 18

BAYRAKTAR TB2: Pakistan Hava Kuvvetleri Operasyonu

Bayraktar TB2 silahlı insansız hava aracı apronda
Bayraktar TB2 silahlı insansız hava aracı. Fotoğraf: Wikimedia Commons (CC BY-SA 4.0)

Baykar’ın Bayraktar TB2’si, Türk savunma ihracatının küresel yüzü hâline geldi. Pakistan, bu insansız hava aracını 2021 yılında çeşitli kaynaklar tarafından onaylanan ve Karachi’ye yapılan teslimlerle resmileşen anlaşmayla temin etti. Tam sipariş miktarı kamuoyuyla resmi olarak paylaşılmamış olsa da görüntüler ve operasyonel raporlar, sistemlerin Pakistan Hava Kuvvetleri’nde etkin biçimde kullanıldığını doğrulamaktadır.

Pakistan, TB2’yi öncelikli olarak Afganistan sınırındaki FATA (Federal Yönetilen Aşiret Bölgeleri) ile Belucistan’daki terörle mücadele operasyonlarında kullanmaktadır. İHA, uzun dayanım süresi (yaklaşık 24 saat), MAM-L ve MAM-C akıllı mikro mühimmatları ve uydu ötesi haberleşme yetenekleriyle sınır güvenliği açısından yüksek değerli bir varlığa dönüştü.

Azerbaycan-Ermenistan çatışmasında (2020) ve Ukrayna’da sergilenen TB2 performansı Pakistan’ın ilgisini hızlandırdı. Pakistan Hava Kuvvetleri yetkililerine göre TB2, F-16 gibi geleneksel uçakların risklerine katlanmaksızın sürekli gözetleme ve hassas vuruş kapasitesi sunmaktadır.

Türkiye Perspektifi: Baykar, Pakistan’ı TB2 pazarındaki kilit müşterilerden biri olarak tanımlamaktadır. Şirket yönetimi, potansiyel Bayraktar Akıncı satışlarını da gündemde tutmaktadır.

BÖLÜM 5 / 18

T-129 ATAK Helikopteri Anlaşması

T129 ATAK taarruz helikopteri uçuşta
TUSAŞ T129 ATAK taarruz helikopteri, Farnborough 2018. Fotoğraf: Envanter Medya arşivi

Pakistan Ordusu, 2018 yılında T-129 ATAK taarruz helikopterlerini satın almak için girişim başlattı. 1,5 milyar dolar değerinde 30 adet helikopter için anlaşma temeli oluşturuldu. ATAK, ASELSAN’ın aviyonik sistemleri, yerli iletişim ve elektro-optik donanımlarıyla Türkiye’nin en önemli rotary-wing platformu konumundadır.

Ancak bu anlaşma, ABD menşeli LHTEC CTS800 türbin motoru nedeniyle ciddi bir engelle karşılaştı. Türkiye’nin AB sistemlerine yönelik yaptırım kapsamında alınan karar, ATAK helikopterinin üçüncü ülkelere ihracatında ABD onayını zorunlu kıldı. Türkiye-Pakistan anlaşmasına onay vermeyi reddeden Washington, süreci uzun yıllar askıya aldı.

Bu gelişme, aynı zamanda Türkiye’nin savunma sanayiinde tam bağımsızlığın önemini bir kez daha gündeme taşıdı. TEI (Türk Motor Endüstrisi) bünyesinde yürütülen ve TS1400 ismiyle bilinen yerli motor geliştirme projesi, kısmen bu kısıtlamaya verilen stratejik yanıt olarak hız kazandı.

Türkiye Perspektifi: SSB, ATAK ihracatının önündeki ABD engeli nedeniyle TS1400 motoruna bütçe ayırmayı artırdı. Sorunun Pakistan boyutu, yerli motor çalışmalarını doğrudan hızlandıran etkenlerden biri olarak değerlendirilmektedir.

Yerli motorun ATAK’a entegrasyonu tamamlandığında, Pakistan’ın siparişinin canlandırılması gündemde ilk sıraya taşınacak. Karaçi ve Ankara arasındaki teknik müzakereler bu ihtimale yönelik olarak fiilen sürmektedir.

BÖLÜM 6 / 18

KIRPI MRAP: Pakistan Kara Kuvvetleri Alımı

BMC KIRPI mayına karşı korumalı zırhlı araç
BMC KIRPI mayına karşı korumalı zırhlı araç (fuar sergisi). Fotoğraf: Wikimedia Commons

BMC’nin ürettiği KIRPI MRAP (Mayına Karşı Korumalı Araç), Pakistan’ın FATA ve Belucistan’daki terörle mücadele operasyonlarında en çok ihtiyaç duyduğu ekipman kategorisini karşılamaktadır. Pakistan Ordusu, 2019 yılında başlayan ve sonraki yıllarda genişletilen alımlarla toplamda birkaç yüz adet KIRPI’yı envanterine kattı.

KIRPI, 4×4 sürüş düzeni, V şekilli şasi, çelik-balistik çelik kompozit gövdesi ve modüler arka bölme yapısıyla tuzağa düşürme (IED) tehditlerini karşılamak üzere tasarlanmıştır. Pakistan’ın operasyonel koşullarında — dağlık araziler, aşiret yolları ve kentsel çatışma ortamları — aracın tahliye ve devriye yetenekleri yüksek değer taşımaktadır.

Alım süreci, operasyonların seyrine bağlı olarak farklı konfigürasyonları içermektedir. Temel keşif versiyonunun yanı sıra hafif silah istasyonu ve gözetleme sensörü eklentili versiyonlar da Pakistan’a teslim edildi. Araçlar ağırlıklı olarak Özel Kuvvetler ve Sınır Koridoru birlikleri tarafından kullanılmaktadır.

Türkiye Perspektifi: KIRPI, Pakistan’a ihraç edilen karasal araçların en büyük kalemi konumundadır. BMC, Pakistan’ın üretim kapasitesini artırmayı hedefleyen lisanslı montaj olanağı da sunmaktadır.

BÖLÜM 7 / 18

Roketsan Mühimmatları: Ortak Üretim

ROKETSAN ATMACA füzesi fuar sergisindeRoketsan mühimmat ürünleri Pakistan” loading=”lazy”>
ROKETSAN'ın geliştirdiği ATMACA füzesi, Teknofest 2023'te sergilenirken. Fotoğraf: CeeGee / Wikimedia Commons (CC BY-SA 4.0)

Roketsan, Pakistan ile mühimmat alanında köklü bir işbirliği sürdürmektedir. Bu işbirliğinin temelinde Cirit lazer güdümlü roketi, MAM-L ve MAM-C akıllı mikro mühimmatları ve çeşitli füze sistemleri yer almaktadır. TB2’nin Pakistan’a transferiyle birlikte Roketsan’ın mühimmat paketi de otomatik olarak portföye dahil oldu.

Pakistan Ordu Teçhizat Fabrikaları (POF) ile Roketsan arasındaki işbirliği çerçevesinde bazı mühimmat tiplerinin Pakistan’da üretilmesi için teknoloji transferi görüşmeleri yürütülmektedir. Bu görüşmeler henüz tam bir ortak üretim anlaşmasına dönüşmemiş olsa da teknik değişimler ve prototip testleri sürmektedir.

Pakistan’ın ilgi gösterdiği diğer Roketsan ürünleri arasında UMTAS (uzak mesafe anti-tank sistemi), SOM seyir füzesi ve TRLG-230 güdümlü roket sistemi bulunmaktadır. Bu sistemlerin bir kısmı için niyet bildirgeleri imzalanmış, bağlayıcı anlaşma aşamasına taşınması ise süreç içinde şekillenmeye devam etmektedir.

Türkiye Perspektifi: Roketsan, Pakistan’ı Orta Doğu dışındaki en büyük potansiyel müşteri pazarlarından biri olarak tanımlıyor. Ortak üretim modelinin hayata geçirilmesi, ihracat rakamlarını köklü biçimde değiştirecek.

BÖLÜM 8 / 18

ASELSAN Elektronik Sistemleri Satışı

ASELSAN standında sergilenen elektronik kontrol üniteleriASELSAN elektronik savunma sistemleri Pakistan” loading=”lazy”>
ASELSAN, bir sanayi fuarındaki standında elektronik kontrol ünitelerini sergiliyor (temsilî görsel). Fotoğraf: Busworld / Flickr (Public Domain Mark 1.0)

ASELSAN, Pakistan ile sadece sistem bazlı değil; platform üstü elektronik satışları aracılığıyla da kapsamlı bir ilişki sürdürmektedir. MİLGEM korvetlerine entegre edilen GENESIS savaş yönetim sistemi, ASELSAN’ın Pakistan’a ihraç ettiği en kritik ürünlerin başında gelir. Bu sistem, gemi üzerindeki tüm sensör ve silah sistemlerini merkezi bir komuta ağında birleştirmektedir.

Bunun yanı sıra ASELSAN’ın güvenli taktik telsiz sistemleri (EDACS ve SARBIS serisi), Pakistan Ordusu’nun komuta-kontrol altyapısına dahil edildi. Sinyal gürültü bastırma, frekans atlama ve şifreli ses iletimi özellikleriyle bu sistemler, konvansiyonel haberleşme ekipmanlarına kıyasla önemli bir avantaj sağlamaktadır.

Elektronik harp kapasitesi alanında ise ASELSAN’ın PULAT aktif koruma sistemleri ve AKKOR radar uyarı alıcıları Pakistan’ın zırhlı araç modernizasyon programına dahil edilmek üzere değerlendirilmektedir. Müzakereler teknik olgunluk kazanmış, bazı test aşamaları Pakistan sahasında tamamlanmıştır.

Türkiye Perspektifi: ASELSAN’ın Pakistan’daki büyümesi, yalnızca ihracat geliriyle sınırlı değil. Şirket, Karachi’de yerel bir teknik destek ofisi açmayı planlıyor; bu adım, uzun vadeli bakım ve modernizasyon sözleşmelerinin zeminini hazırlayacak.

BÖLÜM 9 / 18

STM Savunma Teknolojileri İşbirliği

Tersanede römorkör eşliğinde MİLGEM sınıfı fırkateyn
Tersanede römorkör eşliğinde hareket eden MİLGEM sınıfı bir fırkateyn (STM arşivi).

STM (Savunma Teknolojileri Mühendislik), MİLGEM projesinin tasarım ve sistem entegrasyon tarafında kritik bir rol üstlenmiştir. STM, aynı zamanda Pakistan Deniz Kuvvetleri için kapasiteyi geliştirme amacıyla yürütülen eğitim ve teknik destek programlarının da koordinatörüdür.

Denizaltı sistemleri alanında STM, Agosta 90B denizaltılarının modernizasyon programında Pakistan’ın teknik danışmanı konumuna gelmiştir. Bu denizaltılar, 2000’li yıllarda Fransa’dan temin edilen platformlardır; güncellenmiş silah sistemleri ve aviyonik paketi ise kısmen Türk mühendisliğinin ürünüdür.

STM’nin insansız deniz araçları (İDA) ve otonom sistemler alanındaki çalışmaları da Pakistan’ın ilgisini çekmektedir. Otonom yüzey araçları ve mayın tarama platformları, Pakistan Deniz Kuvvetleri’nin Hint Okyanusu’nda yürüttüğü deniz güvenliği operasyonları için önemli bir kapasite artışını temsil edecektir.

Türkiye Perspektifi: STM, Pakistan projesini yalnızca bir satış değil, “kalıcı kapasite inşası” olarak konumlandırmaktadır. Bu yaklaşım, Türk savunma şirketlerinin artan stratejik olgunluğunu yansıtmaktadır.

BÖLÜM 10 / 18

FNSS Zırhlı Araç Transferi

FNSS PARS Alpha 8x8 zırhlı muharebe aracı fuarda
FNSS PARS Alpha 8×8 zırhlı muharebe aracı, WDS 2024 fuarında. Fotoğraf: Envanter Medya arşivi

FNSS Savunma Sistemleri, Pakistan ile zırhlı araç tedariki alanında önemli bir çalışma yürütmektedir. ACV-15 zırhlı personel taşıyıcısı ve KAPLAN modernize mekanize piyade aracının Pakistan versiyonları bu işbirliğinin ürünleri arasında yer almaktadır. Pakistan Ordusu’nun mekanize birliklerinin yenilenmesi planının bir parçası olarak değerlendirilen bu alımlar, hem piyade taşıma hem de savaş destek işlevlerini kapsamaktadır.

FNSS’in ACV-15’i, alüminyum gövde yapısı, amfibi yeteneği ve modüler silah istasyonuyla Pakistan’ın çeşitli arazi koşullarına uyum sağlayan bir platform olarak öne çıkmaktadır. Dağlık Kuzey Pakistan’dan Belucistan’ın yarı çöl yollarına kadar uzanan farklı coğrafyalarda test edilmiş performans verileri, alım kararını destekleyen teknik belgeler arasında yer almaktadır.

FNSS, Pakistan ile lisanslı üretim ve montaj imkanlarını da müzakere etmektedir. Pakistan’ın Heavy Industries Taxila (HIT) tesisleri, bu tür bir ortaklık için mevcut altyapının bulunduğu doğal bir lokasyon konumundadır.

Türkiye Perspektifi: FNSS’in Pakistan pazarındaki varlığı, Türkiye’nin karasal platform ihracatını çeşitlendirme stratejisinin somut bir yansımasıdır. Şirket, Körfez ülkelerinin ardından Güney Asya’yı öncelikli büyüme bölgesi olarak belirlemiştir.

BÖLÜM 11 / 18

Ortak Deniz Tatbikatları: TURKPAK

Pakistan Donanması F-22P sınıfı fırkateyni PNS Zulfiquar
Pakistan Donanması'nın F-22P sınıfı fırkateyni PNS Zulfiquar. Fotoğraf: Mak Hon Keong / Wikimedia Commons (CC BY-SA 4.0)

TURKPAK, Türkiye ve Pakistan Deniz Kuvvetleri’nin yürüttüğü düzenli ikili tatbikat serisidir. 2000’li yılların başında pilot düzeyde başlayan bu tatbikat, günümüzde çok boyutlu deniz operasyon egzersizlerini kapsayan olgunlaşmış bir formata taşınmıştır. Tatbikatlar; Karaçi açıkları, Kızıldeniz ve ara sıra Ege kıyıları gibi farklı deniz alanlarında icra edilmektedir.

TURKPAK’ın senaryoları yıldan yıla çeşitlilik göstermektedir. Arama-kurtarma, mayın tarama, denizaltı karşı harekât ve deniz ablukası tatbikatları bu kapsamın başlıca bileşenlerini oluşturmaktadır. 2022 yılından itibaren MİLGEM korvetlerinin bu tatbikatlara katılmasıyla egzersizler çok daha yüksek bir karmaşıklık düzeyine ulaştı.

Tatbikatlar ayrıca personel değişim programlarıyla entegre edilmiştir. Türk deniz subayları Pakistan Deniz Harp Okulu’nda konferans verirken Pakistanlı subaylar İstanbul’daki Deniz Harp Akademisi’nde dönemsel eğitimler almaktadır. Bu karşılıklı entegrasyon, kurumsallaşmanın önemli bir boyutunu oluşturmaktadır.

Türkiye Perspektifi: Türk Deniz Kuvvetleri, TURKPAK tatbikatlarını hem Hint Okyanusu’nda operasyonel deneyim kazanmak hem de ihraç edilen MİLGEM gemilerinin sahada izlenmesi için bir fırsat olarak değerlendirmektedir.

BÖLÜM 12 / 18

İki Ülkenin NATO-SCO Dengesi

NATO Genel Sekreteri Rutte ASELSAN yetkilileriyle birlikte
NATO Genel Sekreteri Mark Rutte, ASELSAN CEO'su Ahmet Akyol ve Savunma Sanayii Başkanı Haluk Görgün ile ASELSAN Teknoloji Üssü'nde (22 Nisan 2026). Kaynak: NATO

Türkiye’nin NATO üyesi, Pakistan’ın ise Şanghay İşbirliği Örgütü (SCO) üyesi olması, bu iki ülke arasındaki savunma ilişkisini jeopolitik açıdan son derece dikkat çekici kılmaktadır. Rusya ve Çin’in ağırlık merkezini oluşturduğu SCO ile Batı ittifakının çekirdeği olan NATO’nun aynı savunma ortaklığı içinde bir araya gelmesi, küresel güç dengelerindeki kırılma noktalarının yarattığı açıkları ustalıkla değerlendiren bir konumlanmanın ürünüdür.

Türkiye bu pozisyondan bilinçli biçimde yararlanmaktadır. Ankara, Batı ile ilişkilerini korurken aynı zamanda Rusya, Çin ve Pakistan gibi ülkelerle savunma işbirliği geliştirerek kendi stratejik özerkliğini genişletmektedir. Pakistan ise farklı bloklar arasında denge kurarak hem teknoloji çeşitliliğini korumakta hem de tek bir tedarikçiye bağımlılıktan kaçınmaktadır.

Bu çok kutuplu konumlanma, Güney Asya’daki güvenlik mimarisinde yeni bir anlatıyı da beraberinde getirmektedir. Türkiye, ABD ve Hindistan’ın savunma tedarikçisi olarak rakip rolündeki konumunun yarattığı boşluğu doldurmakta; Pakistan ise Batılı sistemlere erişim kapısı olarak Ankara’yı değerlendirmektedir.

Türkiye Perspektifi: Dışişleri Bakanlığı yetkilileri, Pakistan politikasını Türkiye’nin bölgesel etki alanı stratejisinin bir parçası olarak tanımlamaktadır. Bu çerçevede savunma anlaşmaları diplomatik ilişkilerin destekçisi değil; doğrudan aktif bileşeni olarak işlev görmektedir.

BÖLÜM 13 / 18

Ekonomik Boyut: İkili Ticaret ve Savunma

Karaçi Limanı konteyner terminali ve yük gemileri
Karaçi Limanı konteyner terminali. Fotoğraf: A.Savin / Wikimedia Commons (Free Art License)

Türkiye-Pakistan savunma ilişkisinin ekonomik boyutunu anlamak için genel ticaret tablosuna bakmak şarttır. İki ülke arasındaki toplam ikili ticaret 2015 yılında yaklaşık 600 milyon dolar düzeyindeyken, 2025 itibarıyla bu rakam 2 milyar doların üzerine taşındı. Bu büyümede savunma sektörünün payı yüksek olmakla birlikte tekstil, inşaat malzemeleri ve tarım ürünleri de belirleyici roller üstlendi.

Savunma ihracatı özelinde değerlendirildiğinde Türkiye, Pakistan’a yönelik yıllık savunma satışlarını 2020 sonrasında ortalama 300-400 milyon dolar bandına taşıdı. Bu rakam, Pakistan’ın Amerika Birleşik Devletleri ve Çin’den yaptığı savunma alımlarının ardından üçüncü büyük kalemi oluşturmaktadır.

Pakistan, savunma yatırımları karşılığında Türkiye’ye insan kaynağı havuzu, bölgesel depo kapasitesi ve Hint Okyanusu erişimini dolaylı yollarla sunmaktadır. Bu alışveriş, yalnızca silah ticaretinin ötesinde bir stratejik değer denklemini yansıtmaktadır.

Yılİkili Ticaret (M$)Savunma Payı (M$)Büyüme (%)
2018800180—
20201.000280+55
20221.400420+50
20241.850510+21
20252.100580+14
Türkiye Perspektifi: Türkiye, Pakistan’ı savunma ihracatındaki ilk on ülke arasında tutmayı stratejik hedef olarak belirledi. Merkez Bankası verilerine göre savunma ihracatı, genel döviz gelirlerinde yüzde 8’lik bir paya ulaşmış durumda.

BÖLÜM 14 / 18

Pakistan’ın Türk Sistemleri Tercihinin Gerekçesi

Pakistan Ordusu Al-Khalid ana muharebe tankı fuarda
Pakistan Ordusu'nun Al-Khalid ana muharebe tankı, IDEAS 2012 fuarı, Karaçi. Fotoğraf: Guy Martin / Wikimedia Commons (CC BY 1.0)

Pakistan’ın Türk savunma sistemlerini tercih etmesi, tek bir gerekçeyle açıklanamaz. Bu tercih; teknolojik, siyasi, ekonomik ve stratejik faktörlerin örtüştüğü çok boyutlu bir tercihin ürünüdür. Her faktör ayrı ayrı ele alındığında tablonun bütünlüklü bir resme dönüştüğü görülmektedir.

Teknik gerekçe açısından Türk sistemleri, NATO standartlarında üretilmiş ancak Batılı rakiplerinden çok daha uygun fiyatlarla sunulmaktadır. MİLGEM korveti örneğinde Türkiye, benzer kapasiteli Alman ya da İspanyol gemilerine kıyasla yüzde 30-40 daha düşük fiyat teklif etti. Bu maliyet farkı, Pakistan’ın kısıtlı savunma bütçesi göz önüne alındığında belirleyici bir etken oldu.

Siyasi gerekçe ise daha da açık biçimde ortadadır. Batılı ülkelerin Pakistan’a yönelik silah ambargolarına veya teslimat koşullarına bağlı gecikmelere çeşitli dönemlerde başvurduğu bilinmektedir. Türkiye, bu koşulların hiçbirini Pakistan’a dayatmamıştır. İki ülke arasındaki dini ve kültürel bağlar da müzakere ortamını olumlu yönde etkilemektedir.

Türkiye Perspektifi: Pakistan, Türkiye için sadece bir müşteri değil; Türk savunma sanayiinin uluslararası güvenilirliğini kanıtladığı bir referans pazarıdır. Her başarılı teslimat, yeni potansiyel alıcılar için güçlü bir diploma işlevi görmektedir.

BÖLÜM 15 / 18

Teknoloji Transferi: Pakistan’a Ne Verildi?

Tersanede denize indirilme aşamasındaki MİLGEM sınıfı fırkateyn
Bir MİLGEM sınıfı fırkateynin tersanede denize indirilme aşaması. Fotoğraf: Envanter Medya arşivi

Pakistan-Türkiye savunma ilişkisinin en stratejik boyutunu teknoloji transferi oluşturmaktadır. Bu transfer yalnızca ürünlerin teslimini değil; bilginin, tasarımın ve üretim kapasitesinin de devredilmesini içermektedir.

Gemi inşası alanında Karachi Tersanesi, MİLGEM projesinin son iki gemisini üretecek altyapıyı Türk mühendislerin danışmanlığıyla kurdu. Tersane mühendislerine modüler gemi inşa teknikleri, kaynak kalite kontrol standartları ve sistem entegrasyon süreçleri aktarıldı. Bu bilgi birikimi, ileride tamamen bağımsız tasarım ve üretim kapasitesine dönüşme potansiyeli taşımaktadır.

Elektronik alanda ASELSAN ile Pakistan Electronics’ arasında sürdürülen teknik işbirliği çerçevesinde bazı sensör alt sistemlerinin yerel olarak üretilmesine yönelik müzakereler sürmektedir. Mühimmat tarafında ise Roketsan ile POF arasında yürütülen teknik değişim programları, belirli roket bileşenlerinin Pakistan’da üretilmesinin önünü açabilir.

Türkiye Perspektifi: Türk savunma şirketleri, saf ihracat yerine “ortak üretim ve kapasite inşası” modelini benimseyerek uzun vadeli bağımlılık ilişkisi kurmayı tercih etmektedir. Bu yaklaşım, gelecekteki modernizasyon ve bakım sözleşmelerini de güvence altına almaktadır.

BÖLÜM 16 / 18

Çin-Türkiye-Pakistan Üçgeni

JF-17 Thunder savaş uçağı pistte
Çin-Pakistan ortak yapımı PAC JF-17 Thunder, Paris Air Show 2019. Fotoğraf: Ibex73 / Wikimedia Commons (CC BY-SA 4.0)

Pakistan’ın savunma tedarik ekosistemi incelendiğinde Çin, tartışmasız biçimde en baskın tedarikçi konumundadır. JF-17 savaş uçakları, F-22P fırkateynleri, HQ-9 hava savunma sistemleri ve çeşitli füze sistemleri Pekin kökenlidir. Bu tabloda Türkiye’nin yükselen konumu, Çin-Pakistan-Türkiye üçgenini jeopolitik analizin odağına taşımaktadır.

Üçgenin işleyişi karmaşık bir görüntü çizmektedir. Türkiye ve Çin, Uygur meselesi başta olmak üzere birçok alanda çatışan çıkarlara sahipken Pakistan, her iki ülkeyle de yakın savunma ilişkisi sürdürmektedir. Ankara, Türkiye-Pakistan işbirliğinin Çin’e alternatif oluşturmak yerine onu tamamladığını öne sürmektedir. Ancak analitik çevreler, uzun vadede bir rekabet dinamiğinin kaçınılmaz olduğuna işaret etmektedir.

Bu üçgenin pratik yansımaları da somuttur. Bazı ortak programlarda Türk ve Çin bileşenleri bir arada kullanılmaktadır. MİLGEM korvetlerine Çin kökenli bileşenler entegre etme fikri teknik çevrelerce tartışılmış; ancak Türk tarafı, NATO standartları ile uyumun bu tür karışık yapılanmaları güçleştirdiğini vurgulamıştır.

Türkiye Perspektifi: Türkiye, Pakistan ilişkisinin Çin kartını dengeleyip dengelemediği sorusunu kamuoyu önünde yanıtsız bırakmayı tercih etmektedir. Diplomatik sessizlik, stratejik esnekliğin bir ifadesidir.

BÖLÜM 17 / 18

Hindistan Faktörü: Pakistan’ın Türk Silahına İlgisi

Karaçi'de sergilenen Ghauri ve Shaheen-I balistik füzeleri
Ghauri (Hatf-V) ve Shaheen-I balistik füzeleri, IDEAS 2008 fuarı, Karaçi. Fotoğraf: SyedNaqvi90 / Wikimedia Commons (CC BY-SA 3.0)

Pakistan’ın savunma tedarik stratejisini derinlemesine anlamak için Hindistan faktörünü göz ardı etmek mümkün değildir. Güney Asya’nın en büyük askeri gücüne sahip Hindistan ile kronik bir gerilim içinde olan Pakistan, caydırıcılık dengesini korumak adına sürekli kapasite artışı arayışındadır. Türk sistemleri, bu denkleme değerli bir özgünlük katmaktadır.

Hindistan’ın Rafale savaş uçakları, S-400 hava savunma sistemleri ve INS Vikrant uçak gemisiyle yükselen deniz gücü karşısında Pakistan, asimetrik caydırıcılık araçlarına öncelik vermektedir. Bayraktar TB2, bu bağlamda son derece stratejik bir konuma sahiptir: Konvansiyonel haberleşme kanallarında erişim güçlükleri yaratan alanlarda uzak gözetleme ve hassas vuruş kapasitesi sunmaktadır.

MİLGEM korvetleri ise Pakistan’ın Hint Okyanusu’ndaki kıyı ötesi savunma kapasitesini — özellikle Gwadar Limanı ve CPEC (Çin-Pakistan Ekonomik Koridoru) güzergahlarının güvenliği açısından — anlamlı biçimde takviye etmektedir. Bu bağlamda Türk sistemleri, salt silah alımının ötesinde stratejik bir caydırıcılık mesajı da taşımaktadır.

Türkiye Perspektifi: Türkiye, Pakistan-Hindistan geriliminde açıkça taraf tutmamakta; ancak her iki ülkeyle de savunma işbirliği geliştirmeye çalışmaktadır. Yeni Delhi’ye F-16 modernizasyon teklifi yapılmış olması, bu hassas dengenin somut bir göstergesidir.

BÖLÜM 18 / 18

Gelecek: F-5 Modernizasyonu, KAAN ve Ortak Üretim

KAAN muharip uçak prototipi pistte taksi yaparkenKAAN savaş uçağı Pakistan geleceği” loading=”lazy”>
KAAN prototipi pistte taksi testinde. Fotoğraf: Envanter Medya arşivi

Pakistan-Türkiye savunma ilişkisinin geleceği, mevcut sistematik birikimlerin üzerine inşa edilecek üç ana eksen üzerinden şekillenecek gibi görünmektedir: Pakistan’ın F-5 savaş uçaklarının modernizasyonu, KAAN muharip uçağına yönelik uzun vadeli ilgi ve kapsamlı ortak üretim anlaşmaları.

Pakistan Hava Kuvvetleri, envanterindeki eski F-5 uçaklarını yenileme planları çerçevesinde birden fazla ülkeyle temas halindedir. Türkiye, ASELSAN aviyoniği ve yerli silah sistemleriyle F-5’in kapasitesini önemli ölçüde artırabilecek modernizasyon paketleri sunmaktadır. Bu proje hayata geçirilirse Türkiye için hem teknik hem de referans değer açısından büyük önem taşıyacaktır.

KAAN, Türkiye’nin 5. nesil yerli muharip uçağı olarak 2023 yılında gerçekleştirilen ilk uçuşunun ardından büyük ilgi odağı hâline geldi. Pakistan’ın bu uçağa yönelik resmi bir talebi bulunmamakla birlikte, teknik çevrelerdeki değerlendirmeler KAAN’ın 2030’ların başında Pakistan Hava Kuvvetleri’nin gündemine girebileceğine işaret etmektedir. Türk motoruyla (TF-X) çalışacak KAAN, ABD onayına ihtiyaç duyulmayacak olmasıyla da dikkat çekmektedir.

Ortak üretim modeli ise belki de en dönüştürücü potansiyeli taşımaktadır. Roketsan-POF, ASELSAN-Pakistan Electronics ve STM-Karachi Tersanesi eksenlerinde şekillenen ortak üretim çerçeveleri, iki ülkenin birbirinin savunma sanayii kapasitesini karşılıklı olarak geliştirdiği bir ekosisteme dönüşebilir. Bu dönüşüm tamamlandığında Pakistan, salt bir alıcı olmaktan çıkıp Türk savunma sistemlerinin bölgesel üretim ve dağıtım partneri konumuna yükselecektir.

Türkiye Perspektifi: Savunma Sanayii Başkanlığı yetkililerine göre Pakistan, Türkiye’nin 2035 ihracat hedeflerinde kritik bir pilot ülke konumundadır. Bugün atılan her adım, yarının çok milyar dolarlık anlaşmalarının zeminini hazırlamaktadır.

Pakistan-Türkiye Savunma İşbirliği: Kapsamlı Özet

ProgramPlatform / SistemYükleniciDurum (2026)Tahmini Değer
MİLGEM Korveti4 × MİLGEM savaş gemisiSTM / ASELSAN2 teslim, 2 üretimde1,5 Milyar $
Bayraktar TB2Taktik İHA sistemiBaykarOperasyonel~400 Milyon $
T-129 ATAKTaarruz HelikopteriTAI / ASELSANAskıda (motor sorunu)1,5 Milyar $
KIRPI MRAP4×4 MRAP araçBMCTeslim edildi~200 Milyon $
Roketsan MühimmatMAM-L/C, CiritRoketsanKısmen teslim~150 Milyon $
ASELSAN ElektronikTelsiz, EW sistemleriASELSANDevam ediyor~120 Milyon $
FNSS Zırhlı AraçACV-15 ve türevleriFNSSKısmen teslim~100 Milyon $
STM SistemleriDenizaltı mod., danışmanlıkSTMDevam ediyor~80 Milyon $

5 Önemli Sonuç

  1. Pakistan-Türkiye savunma ortaklığı sembolik olmaktan çıktı; teslim edilen platformlar, yürütülen tatbikatlar ve aktarılan teknolojiler bu dönüşümün somut kanıtlarıdır.
  2. MİLGEM projesi, Türk savunma ihracatının uluslararası arenada kazandığı güvenilirliği belgelemektedir; Pakistan bu güvenilirliğin hem kanıtlayıcısı hem de ödüllendireni olmuştur.
  3. T-129 ATAK’taki motor tıkanıklığı, Türkiye’nin dışa bağımlı bileşenlerden kurtulma stratejisini hızlandırırken Pakistan, bitmek bilmeyen bir gecikmenin bedelini ödemektedir.
  4. Çin-Türkiye-Pakistan üçgeni, ittifak sınırlarının giderek daha akışkan hâle geldiği yeni çok kutuplu dünya düzeninin ileri bir örneğini sergilemektedir.
  5. KAAN ve ortak üretim modelleri, bu ilişkiyi 2030’larda çok daha derin bir entegrasyona taşıma kapasitesi taşımaktadır.

Sıkça Sorulan Sorular

Pakistan kaç adet MİLGEM korveti sipariş etti ve kaçı teslim edildi?
Pakistan 4 adet MİLGEM sınıfı korvet sipariş etti. İlk iki gemi, PNS Babur ve PNS Badr, sırasıyla 2023 ve 2024 yıllarında teslim edildi. Kalan iki gemi Karachi Tersanesi’nde yerli üretim kapsamında inşa edilmektedir.
T-129 ATAK helikopteri anlaşması neden tamamlanamadı?
ATAK’ta kullanılan LHTEC CTS800 motoru ABD menşelidir. ABD hükümeti, Türkiye’ye yönelik çeşitli yaptırımlar gerekçesiyle üçüncü ülkelere ihracat onayını reddetti. Türkiye, yerli TS1400 motorunu geliştirerek bu sorunu ortadan kaldırmayı hedeflemektedir.
Pakistan Bayraktar TB2’yi hangi operasyonlarda kullanıyor?
Pakistan, TB2’yi öncelikli olarak Afganistan sınırındaki FATA bölgesi ile Belucistan’daki terörle mücadele operasyonlarında kullanmaktadır. Uzun dayanım süresi ve hassas güdümlü mühimmat kapasitesi, sistemi bu ortamlar için ideal kılmaktadır.
Türkiye ile Pakistan’ın savunma ticaretinin toplam hacmi ne kadar?
2025 itibarıyla yıllık savunma ticareti hacmi 500-600 milyon dolar bandına ulaşmıştır. Kümülatif toplam ise MİLGEM dahil tüm programlar değerlendirildiğinde 4-5 milyar doları aşmaktadır.
KAAN savaş uçağının Pakistan’a satışı mümkün mü?
Resmi bir talep henüz mevcut değil. Ancak KAAN’ın yerli motorla çalıştırılması halinde ABD onay şartı ortadan kalkacak, bu da Pakistan için ciddi bir çekicilik unsuru oluşturacaktır. 2030’ların başında gündemin üst sıralarına taşınması beklenmektedir.

Savunma teknolojilerini daha derinlemesine keşfedin: Sıradaki galeri haberimizde radar sistemlerinin temel ayrımlarını ele alıyoruz.

Aktif ve Pasif Radar Arasındaki 15 Fark →


Türk savunma sanayiindeki son gelişmeler: ASELSAN, TUSAŞ, ROKETSAN, BAYKAR, HAVELSAN, MKE ve diğer savunma şirketlerinden en yeni gelişmeleri Savunma Sanayii Haberleri sayfamızdan takip edebilirsiniz.

Bir Yorum Yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Benzer Yazılar