Güney Kore, bölgesel güvenlik dinamiklerinin hızla değiştiği bir dönemde, savunma stratejisini yeniden tanımlıyor. Devlet Başkanı Lee Jae Myung’un Silahlı Kuvvetler Günü’nde açıkladığı yüzde 8,2’lik savunma bütçesi artışı, sadece rakamsal bir büyüme değil; ülkenin askeri vizyonunda niteliksel bir dönüşümün de işareti olarak değerlendiriliyor.
Teknoloji Odaklı Caydırıcılık Dönemi
2025 yılı savunma bütçesinin 66,3 trilyon won (yaklaşık 47,1 milyar dolar) olarak planlanması, Güney Kore tarihindeki en yüksek harcama seviyelerinden biri. Bu bütçenin özellikle insansız hava araçları (İHA), robotik sistemler ve yapay zekâ tabanlı savunma teknolojilerine yönlendirilmesi dikkat çekiyor.
Lee’nin açıklamalarında vurguladığı “başkalarına güvenemeyiz; kendi gücümüzü artırmalıyız” ifadesi, ülkenin “otonom savunma” yaklaşımına geçişini sembolize ediyor. Bu yönelim, Kuzey Kore’nin nükleer kapasite ve balistik füze denemeleriyle artan tehdidine karşı “asimetrik yanıt kabiliyeti” geliştirme stratejisinin de bir parçası.
Krizden Yeniden Doğan Ordu İmajı
Lee Jae Myung’un Haziran ayında sürpriz seçim zaferiyle göreve gelişi, Güney Kore’nin siyasi dengelerinde önemli bir kırılma noktasıydı. Önceki yönetim döneminde sıkıyönetim ilanı ve askeri vesayetin tartışıldığı süreçler, ordunun halk nezdindeki itibarını zedelemişti. Lee’nin “ordu halkı korumak için vardır, asla silahlarını halka doğrultmamalıdır” sözleri, bu güveni yeniden tesis etme çabasının politik manifestosu niteliğinde.
Bu bağlamda, savunma bütçesindeki artış sadece askeri kapasiteyi değil, ordu-toplum ilişkisinde demokratik dengeyi de yeniden inşa etmeyi hedefliyor.
Jeopolitik Denge: Barış Güçle Garanti Altında
Lee, konuşmasında Kuzey Kore ile diyalog vurgusunu da sürdürdü. Ancak bu söylem, klasik bir “barış diplomasisi” çağrısından ziyade, güç temelli caydırıcılıkla desteklenen bir barış arayışı olarak okunuyor. “Barış ancak sağlam bir savunma altyapısı üzerine kurulabilir” ifadesi, Seul yönetiminin güvenlik politikalarında “önleyici savunma” anlayışına yöneldiğini ortaya koyuyor.
Bölgesel denklemde Çin ve ABD arasındaki rekabetin sertleştiği, Tayvan Boğazı ve Güney Çin Denizi’nde tansiyonun arttığı bir dönemde Güney Kore, hem Washington’la stratejik ittifakını korumak hem de ulusal savunma sanayiini güçlendirerek teknolojik bağımsızlık kazanmak istiyor.
Stratejik Değerlendirme
Lee Jae Myung’un savunma politikası, Güney Kore’nin 21. yüzyıldaki güvenlik mimarisinde yeni bir sayfa açıyor. Bu yönelim üç eksende şekilleniyor:
- Teknoloji temelli caydırıcılık: İnsansız ve yapay zekâ destekli sistemlerle ordunun otonom kabiliyetlerinin artırılması.
- Kurumsal reform: Ordunun halkla ilişkisini yeniden tanımlayarak demokratik meşruiyetin güçlendirilmesi.
- Bölgesel denge stratejisi: Barışı koruma hedefinin, savunma kapasitesiyle desteklenmesi.
Sonuç olarak Güney Kore, “askerî güçle tahkim edilmiş barış” anlayışıyla, Doğu Asya’daki güvenlik mimarisinde daha proaktif bir rol üstlenmeye hazırlanıyor. Yeni dönemde Seul’ün başarısı, yalnızca teknolojiye yaptığı yatırımla değil; bu gücü siyasi istikrar, toplumsal güven ve diplomatik denge ile bütünleştirebilme kapasitesiyle ölçülecek.
