Giriş
400 milyar dolarlık millî gelire ve 100 milyonluk nüfusa sahip Vietnam, son yıllarda Asya-Pasifik’teki yükselen bölgesel aktörlerden biri olarak öne çıkıyor. Soğuk Savaş sonrası dönemde savunma politikasını çeşitlendiren Hanoi yönetimi, hem Çin’le denge siyaseti yürütüyor hem de teknoloji transferi ve modernizasyon hedefleri doğrultusunda yeni ortaklıklar arıyor. Bu çerçevede Türkiye Cumhuriyeti Savunma Sanayii Başkanı Prof. Dr. Haluk Görgün’ün Vietnam ziyareti, iki ülke arasında savunma alanında stratejik bir diyaloğun başlangıcı olarak değerlendirilebilir.
Vietnam Ziyareti: Yeni Dönemin İşaretleri
Ziyaret kapsamında Görgün, Vietnam Savunma Bakanı Orgeneral Phan Van Giang ile Hanoi’de bir araya geldi. Görüşmede iki ülkenin savunma alanındaki iş birliği potansiyeli, teknoloji birikimi ve ortak çalışma imkanları değerlendirildi. Türk heyetinin Vietnam’daki savunma tesislerini ziyaret etmesi, temasların yalnızca diplomatik değil, teknik düzeyde de derinleştiğine işaret ediyor.
Vietnam, savunma ihtiyaçlarını uzun süre Rusya Federasyonu’ndan tedarik etti. Ancak Ukrayna savaşı sonrası Moskova’ya uygulanan yaptırımlar, Hanoi’nin tedarik zincirinde ciddi kırılmalara yol açtı. Bu durum, Vietnam’ı tedarikçi yelpazesini genişletmeye ve özellikle maliyet–verimlilik dengesi güçlü ülkelerle iş birliğine yöneltti. Türkiye bu noktada, uygun maliyetli fakat yüksek performanslı platformlarıyla (örneğin Bayraktar TB2, HİSAR sistemleri, MİLGEM sınıfı deniz platformları) dikkat çekiyor.
Türk Savunma Sanayiinin Asya Açılımı
Savunma Sanayii Başkanlığı (SSB), son yıllarda savunma diplomasisini sadece Avrupa, Orta Doğu ve Afrika eksenlerinde değil, Asya-Pasifik’te de etkinleştiriyor. Malezya, Endonezya, Filipinler ve Bangladeş gibi ülkelerle geliştirilen ortaklıklar, Vietnam ziyaretiyle birlikte Doğu Asya’ya taşındı. Bu süreç, Türkiye’nin savunma sanayii ihracatında çeşitlendirme stratejisinin bir parçası olarak görülüyor.
SSB’nin 2025 stratejik planında, “tam bağımsız savunma sanayii” hedefi doğrultusunda insan kaynağından teknolojiye, üretimden uluslararası iş birliğine kadar bütüncül bir kalkınma modeli öngörülüyor. Bu çerçevede Vietnam gibi gelişmekte olan savunma pazarlarına yönelmek, sadece ticari bir tercih değil, Türkiye’nin küresel savunma ağına dahil olma iradesinin yansımasıdır.
Vietnam’ın Aradığı: Teknoloji Transferi ve Ortak Üretim
Vietnam yönetimi, dışa bağımlılığı azaltmak için savunma sistemlerinin yerelleştirilmesini öncelik haline getirmiştir. Bu doğrultuda, Türkiye’nin “milli teknoloji” modeli — yani Ar-Ge, yerli üretim ve insan kaynağı entegrasyonunu esas alan yapı — Hanoi’nin ilgisini çekmektedir. Özellikle Savunma Sanayii Başkanlığı’nın yürüttüğü Millî Yetkinlik Hamlesi, savunma üretiminde insan kaynağını stratejik unsur olarak merkeze almasıyla, Asya’daki savunma kalkınma modelleri için dikkat çekici bir örnektir.
Bu kapsamda, Vietnam ile ortak eğitim, teknik bilgi paylaşımı, savunma sanayii akademileri arasında iş birliği gibi alanlar gündeme gelebilir. Türkiye’nin “ELMAS Programı” ve “Savunma Sanayii Akademisi” tecrübesi, Vietnam gibi gelişmekte olan ülkelerin savunma kadrolarına insan kaynağı kapasitesi kazandırmada model teşkil edebilir.
Stratejik Çıkarımlar
- Asya-Pasifik’te Yeni Ortaklık Ağı: Türkiye’nin Vietnam’la kurduğu temas, savunma sanayiinde Doğu Asya açılımının yeni bir halkasını oluşturuyor. Bu durum, Türkiye’nin jeostratejik çeşitliliğini artırarak, Batı eksenine alternatif yeni pazarlara yönelmesini destekliyor.
- Teknoloji Diplomasisi: Görgün’ün ziyareti, yalnızca ürün satışı değil, teknoloji ve eğitim alanında sürdürülebilir iş birliği zeminini hedefliyor. Bu yaklaşım, “ticari savunma ilişkisi”nden çok “stratejik ortaklık” modeline işaret ediyor.
- Vietnam İçin Güvenli Çeşitlendirme: Türkiye ile kurulacak savunma hattı, Vietnam’a Rusya–Çin ekseninden kısmen bağımsız bir teknoloji tedarik seçeneği sunabilir. Özellikle İHA, elektronik harp ve deniz güvenliği alanlarında Türk çözümleri Hanoi’nin öncelikleriyle örtüşmektedir.
Sonuç
Haluk Görgün’ün Vietnam ziyareti, Türkiye’nin savunma sanayii ihracatında Asya-Pasifik merkezli yeni bir sayfa açtığının göstergesidir. Bu ziyaretin uzun vadeli kazanımı, yalnızca ticaret hacmiyle değil, iki ülke arasında teknoloji, eğitim ve stratejik güvenlik iş birliği alanlarının inşa edilmesiyle ölçülecektir. Türk savunma sanayii, “millî kabiliyet ve insan gücüyle güçlenen diplomasi” anlayışıyla küresel ölçekte daha geniş bir alanda varlık göstermektedir.