Bugün gelinen noktada, normalleşme süreci askeri alana taşınmış durumda. Bu gelişme, Doğu Akdeniz’de yeniden şekillenen güç dengeleri bağlamında stratejik bir kırılma olarak değerlendiriliyor.
Tatbikatın Askerî Boyutu: Kapasite ve Mesaj
Milli Savunma Bakanlığı’nın açıklamasına göre, Türkiye’den TCG Oruçreis ve TCG Gediz fırkateynleri, TCG İmbat ve TCG Bora hücumbotları, TCG Gür denizaltısı ve Hava Kuvvetleri’ne ait iki F-16 tatbikata iştirak ediyor. Mısır Deniz Kuvvetleri de modern fırkateyn ve hücumbot unsurlarıyla sahada olacak.
Bu kompozisyon, tatbikatın sadece yüzey unsurlarına değil, denizaltı harbi ve hava-deniz koordinasyonuna da odaklanacağını gösteriyor. Özellikle müşterek denizaltı avı, hava savunma ve deniz harekâtı senaryolarının uygulanması, iki ülkenin operasyonel seviyede “çalışabilirlik” (interoperability) kapasitesini test edecek.
Seçkin Gözlemci Günü’ne hem Türk Deniz Kuvvetleri Komutanı hem de Mısır Deniz Kuvvetleri Komutanı’nın katılacak olması, siyasi-askeri iradenin en üst düzeyde tatbikata verdiği önemin göstergesi.
Jeopolitik Bağlam: Doğu Akdeniz’de Yeni Bir Denge
Doğu Akdeniz, son on yılda enerji keşifleri, deniz yetki alanı anlaşmazlıkları ve güvenlik ittifakları nedeniyle uluslararası rekabetin merkezlerinden biri haline geldi.
- Yunanistan-GKRY-İsrail ekseni: Son yıllarda ABD ve AB desteğini de arkasına alarak enerji güvenliği ve deniz yetki alanları konusunda ortak hareket ediyor.
- Türkiye’nin tezleri: Ankara, Doğu Akdeniz’de deniz yetki alanlarının adil paylaşımı için KKTC ile anlaşmalar yapıyor, navtex faaliyetleri yürütüyor ve kendi kıta sahanlığını savunuyor.
- Mısır’ın pozisyonu: Kahire, 2010’lu yıllarda Yunanistan ve GKRY ile deniz yetki alanı anlaşmaları imzalamış, ancak son dönemde Türkiye ile ilişkileri normalleştirme eğilimi bu denklemi yeniden şekillendirmiştir.
Tam da bu noktada, Türkiye-Mısır ortak tatbikatı, bölgede dengeleri değiştirme potansiyeli taşıyor. Kahire’nin Ankara ile askeri iş birliğine yönelmesi, Yunanistan-GKRY hattında rahatsızlık yaratacaktır.
Ortadoğu ve Gazze Bağlantısı
Tatbikatın, Gazze’de devam eden ağır insani krizin gölgesinde gerçekleşmesi ayrıca dikkat çekiyor. Türkiye ve Mısır, Filistin meselesinde tarihsel olarak önemli roller üstlenmiş ülkeler. Tatbikatın zamanlaması, yalnızca deniz güvenliği bağlamında değil, aynı zamanda Gazze’ye yönelik insani yardım girişimlerinin güvenliği açısından da sembolik bir mesaj içeriyor.
Milli Savunma Bakanlığı kaynaklarının, Gazze’ye ulaşmayı hedefleyen “Sumud Filosu” için güvenli geçiş ihtimaline atıf yapması, tatbikatın bölgedeki insani krizle de doğrudan bağlantılı olduğunu gösteriyor.
Türkiye’nin Savunma Politikası Bağlamında
Tatbikat, Türkiye’nin son yıllarda benimsediği çok yönlü askeri diplomasi yaklaşımının bir parçası olarak değerlendirilmeli. Ankara; NATO tatbikatlarına katılmakla birlikte, Rusya ile S-400 gibi stratejik projelere sahip, Katar ve Pakistan gibi ülkelerle düzenli tatbikatlar yapıyor, şimdi de Mısır’la askeri iş birliğini yeniden canlandırıyor.
Bu çeşitlilik, Türkiye’nin hem müttefiklerle uyumlu hem de bölgesel özerkliğe dayalı bir savunma politikası izlediğini ortaya koyuyor.
Mısır Açısından Stratejik Kazanımlar
Mısır için de bu tatbikat önem arz ediyor:
- Kahire, Doğu Akdeniz’de yalnızca Yunanistan ve GKRY’ye bağımlı kalmaktan çıkıp, Ankara ile de iş birliği zemini kurarak manevra alanını genişletiyor.
- Mısır donanması, Süveyş Kanalı’ndan Akdeniz’e uzanan stratejik konumu nedeniyle bölgenin en güçlü unsurlarından biri olma iddiasını sürdürüyor. Türkiye ile ortak tatbikat, bu iddiayı pekiştirici bir unsur niteliği taşıyor.
Sonuç: Doğu Akdeniz’de Yeni Güvenlik Mimarisine Doğru
Türkiye ile Mısır’ın 13 yıl aradan sonra yeniden ortak tatbikat icra etmesi, yalnızca iki ülke ilişkilerinde değil, Doğu Akdeniz’deki jeopolitik tabloda da bir dönüm noktasıdır. Bu tatbikat,
- İkili ilişkilerde normalleşmenin kalıcı hale gelmesini,
- Doğu Akdeniz’de Yunanistan-GKRY-İsrail hattına karşı yeni bir denge kurulmasını,
- Gazze bağlamında insani güvenlik perspektifinin öne çıkmasını,
- Türkiye’nin çok yönlü askeri diplomasi yaklaşımını,
- Mısır’ın ise bölgesel manevra kapasitesini artırmasını beraberinde getirmektedir.
Son tahlilde “Dostluk Denizi Tatbikatı”, sadece askeri bir eğitim faaliyeti değil; Doğu Akdeniz’de önümüzdeki dönemde yeni güvenlik iş birliklerinin habercisi olan stratejik bir gelişme olarak okunmalıdır.